13 Şubat 2017 Pazartesi

SEVİYOR SEVMİYOR VEDA


Adı üstünde SEVİYOR SEVMİYOR! Bir öyle,  bir böyle.
28 bölüm güldük, ağladık, düşündük, sinirlendik. Bir dizinin içine girdik.. Nerden girdik buraya diyerek çıkış kapısı aradık ama bulduğumuzda çıkmak istemedik.
Tükenmez sabrımız varmış bunu da gördük. Dizi haftalarca  yayınlanmadı yılmadan bekledik.  Gidişat istediğimiz yönde değildi,  toparlanır diye umut ettik.

İlk kez dizi karakterine bağlandım. Acısı acım, heyecanı heyecanım oldu. Kırılgan ruhunu erken farkedenlerdendim.  Çocukluktan itibaren yaşadığı olumsuzluklar, kayıplar sert duvar örmesine sebep olmuş ama içi çok yumuşak, naif kalmış Yiğit Balcı'nın.
Herşeyi halletmiş geriye eksik tek parçası kalmıştı o da AŞK. Onu tamamlamak için gelmişti Türkiye'ye. Kalabalığın içinde deli gibi aramak zorunda kalmadı çünkü kader onu beklemediği bir yerde ve zamanda karşısına çıkardı o bir süre bunun farkında olmasada. Yalan deryasında boğulmak üzereydi ama bununda farkında değildi.
Çocukken fiziğiyle dalga geçilmiş, annesini trafik kazasında kaybetmiş, babası tarafından yeterli sevgi görmemiş, her zaman yanında olan çocukluk arkadaşı Deniz'den ayrılmak zorunda kalmış E dolayısıyla koca bir duvar örmüş bu sebepten olanları çok net göremiyordu.  Pişmiş tavuğun başına gelenler mi?? Tavuk bu olanları duysa haline şükreder.


Deniz Aslan Evimizin kızı gibi girdi hayatımıza. Yiğit Balcı hariç herkese karşı fedakarlık yaptığını görmek üzdü.  Bazılarımız bu duruma daha fazla dayanamayıp gitti. Ben ve benim gibi sonuna kadar direnenler mutlu sona şahitlik ettik. Deniz 'in yanlış kararları, hataları çığ gibi büyüdü. Birini toparlarken bir başka yanlış geldi. Deniz'in bize öğrettiği tek şey "Sebep ne olursa olsun yalandan uzak duracaksın."
Olduğun gibi sunacaksın kendini. İnsanlar seni sevsin diye değişme.. Kendin ol. Doğru insanlar seni sever.

Tuna ve İrem! 
İkiside kendilerine ait olmayan kişilere aşıktı. Tuna ilk kez Deniz gibi doğal bir kadın, İrem ilk kez Yiğit Balcı gibi güzel seven bir adam tanıdı. Karşılıksız aşk yaşayanlar Tuna ve İrem'i anladı ve sevdi.
Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir.
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak.
Yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
Demiş Nazım Hikmet.

Her bölümünde ağladığım bir diziydi Seviyor Sevmiyor.  Pazartesi sabahına şiş gözlerle uyanmak nedir bilir misiniz :)
İlk 6 bölüm çok başkaydı. Enerjisi o kadar yüksekti ki iyi ki böyle bir dizi var dedirtiyordu. Senarist değişikliği bütün heyecanımızı, neşemizi aldı götürdü.   Galatasaray Fenerbahçe taraftarı gibi olduk. Bir taraf Yiğit Balcı derken Tuna Ertürk diyenlerde az değildi.  O kadar kaptırmışız ki kırdığımız kadar da kırıldık.  Böyle bir izleyici kitlesi bir daha gelmez.


İçimi acıtmayan bir final olsun istedim. Yiğit'in ameliyat sahnesinde,  "Öldürmeyiiinn'' derken buldum kendimi. 
Mutlu sonla bitsede
Gökhan Alkan'ın da dediği gibi yarım kaldı. Yarım ve buruk.. Daha yeni başlıyordu güzel günler.
Final bölümünü tek tek yorumlamayacağım. Herşey güzeldi, beğendim. Komediside vardı dramı da. Yiğit Balcı'ya yine ağladım ama finalde gönlünce güldüğünü görmek güzeldi.  İrem ve Tuna aşkı başkalarında buldular. Tuna'nın Deniz'e anlamlı bakışları beni düşündürmedi değil. Uyanık ol Balcı!  Aşk-ı Memnu bilmem kaçı çekmelerine izin verme.

  Bölümü Yiğit Balcı'nın gülen yüzüyle bitirmelerini sevdim.. Teşekkürler♡ 

Dizinin tüm karakterlerine selam olsun.
Bir daha yolumuz kesişmeyecek ama size can veren güzel insanlarla mutlaka bir yerlerde buluşacağız.
Hoşçakal GoFlamingo
Hoşçakal Tuna ve İrem
Hoşçakal Deniz Aslan Balcı
En çok sen hoşçakal, mutlu kal Yiğit Balcı.
...

♡ Herşey çok sevmekten.

♡ Belki de bu tweeti hiç atmamalıydım. Ben nerden bileyim durmadan ağlatacaklarını.

♡ Çok sevdim hep yanında oldum ama sevgim kurtarmaya yetmedi. Üzgünüm.

♡ Gideni durdurmak mümkün olsaydı.. Açaydım kollarımı gitme diyeydim. :) 




.......................................

8 Aralık 2016 Perşembe

İYİ Kİ GÖKHAN ALKAN


Bugün (8 Aralık) Gökhan ALKAN'ın doğum günü.
Her hafta Seviyor Sevmiyor 'un bölüm yorumunu yazıyordum  ama bu hafta Gökhan ALKAN'a ayırıyorum kalbim kadar temiz sayfayı :)

Diziyi 2. Bölüm itibariyle izlemeye başladım ve haliyle Gökhan'ı da takip ediyorum. Acaba diyorum algıda seçicilik midir hangi kanalı açsam Gökhan ismine rastlıyor olmam.. Mesela herkes mi Aralıkta doğdu her yerde parti havası var.

 Gökhan'ın burcu Yay.  Daha çok Akrep burcuna mensup gibi. Bu yazıyı hazırlarken aklıma takıldı  bir astroloğa;  Burcu Yay ama Akrep gibi, özellikle gözleri öyle söylüyor. Marsının Akrepte olması mı bu etkiyi veriyor diye sordum. (Akrep burçlarının gözleri etkileyicidir hemen gözlerinden tanırsınız onları)
Evet, özellikle Marsı yükselen derecesine yakınsa verebilir dedi astrolog.
Akrep görünümlü Yay :)
  *  *  *
Daha önce bir yazımda ekrandan tanıyıpta sevdiğim ve hep iyi şeyler yaşamasını istediğim 3 isim var bunlardan biri Gökhan ALKAN demiştim. O günden bugüne değişen birşey yok. Hala aynı düşüncedeyim.
Gökhan Konuşmadığı zaman mesafeli görünüyor. Sanki Selam versen soğuk bir kafa selamıyla karşılık verir, Günaydın desen Sensin günaydın der gibi bakar geçer bir hali var. Ama konuşmaya başladığında çok başka biri. O kadar şeffaf ki kalbini görebiliyorsunuz. 
Tam bir DIŞI BUZ, İÇİ BAL :)
  *  *  *
Bazı insanlarla iç dünyanız çok benzer.
Fiziksel benzerlik sizi yakınlaştırır ama İç dünyanız- Ruh ve enerjinizin, ritminizin aynı olması sizi birarada tutar. Galiba insan ilişkilerinde önemli bir detay.
Gökhan'ın röportajlarını okuduğumda benzerliğimizi farkediyordum ama Son iki röportajında Sanki beni anlatıyordu.
Bende çocukken ileride saçma fotoğraflarımın olmaması için fotoğraf makinesi gördüğüm anda düşman görmüş gibi kıyıdan kıyıdan çaktırmadan uzaklaşırdım ya da tüm ısrara rağmen istemiyorum der direnirdim.   Çocukluğuma dair toplasan 10 tane fotoğraf çıkar.
Babasıyla olan iletişimi benim babamla olan iletişimime çok benziyor. Babasının Gökhan'a söyledikleri, yönlendirmeleri babamla aynı kafada dedirtti bana :))
Detaycı, Yanlış anlaşılmaktan korkan,  karşısındaki yanlış anlamasın diye konuyu 1500 kez anlatan..
Ben ses rengimiz ve konuşma biçimimizin duruşumuzu şekillendirdiğini düşünüyorum. Mesela benim içimde müzik çalıyor ama dış cephe Ana haber bülteni sunmaya hazırlanıyor ya da o ağırlığı anlamsızca ben yüklüyorum. Gökhan'da da durumlar farklı değilmiş.
 Selam olsun erkek versiyonuma.  Kendine iyi bak oralarda. :)

      *    *    *

Gökhan ALKAN Hayallerinden, hedefinden vazgeçmemiş ama aynı zamanda Ailesini de kırmayıp onların istediği gibi önce eğitimini tamamlamış sonra ertelediği hayalini gerçekleştirmiş.
Hayat ona çok fazla seçenek sunmamış lakin o elindeki limonla limonata yapmayı bilmiş.
Gökhan ALKAN kesinlikle oyuncu olmak için yaratılmış. Bu bir yetenek ve içten gelen birşey ama bunun birde görsel yanı var. Her fotoğraf karesinde başka bir adam görüyorum. Güldüğünde dünyanın en sempatik ifadesine sahip olurken, gülmediğinde sert bir adam oluyor. Saçına yaptığı en küçük dokunuş bile ifadesini, enerjisini değiştiriyor.
Bir oyuncu için büyük avantaj

Gökhan ALKAN'ın kalbi daha çok bebek. Heyecanı hevesi taze. Bugüne kadar çok iyi muhafaza etmiş. Umarım kimse veya hiçbir şey onu İncitmez, hissizleştirmez.
Sevenleri onu, o da sevenlerini önemsiyor.  Onların arasına karışıyor, kendini uzak tutmuyor. Çok alışılagelmiş bir şey değil. Sarın sarın pamuklara sarın. Türüne az rastlanır zira ;)
Umarım sevenleriyle olan iletişimini koparmaz.

Şükretmeyi bilen insan İyi ki varsın. Her zaman sabırlı, kararlı, azimli olmaya devam et.  Büyük hayaller kur ama büyük hayallere küçük adımlarla ilerlemenin daha sağlıklı sonuçlar verebileceğini unutma.  Güzel ve Hayırlı olan herşey seni bulsun.  Mutluluk, iç huzur, sağlık diliyorum gerisini zaten sen halledersin. Doğum günün kutlu olsun Gökhan ALKAN ;)


.......................



VE
Erkek kardeşim Serdar ( 15 Aralık)
Kuzenim Eda ( 3 Aralık)
Kuzenim Yasemin'in  yeni doğan prensesi Yıldız ( 6 Aralık)
Sizleri seviyorum.
Mutlu bir ömür diliyorum, İyi ki varsınız. Ve Aralık'ta doğan herkesin doğum günü kutlu olsun :)





...


3 Ekim 2016 Pazartesi

TEBRİKLER ZEYNEP ÇAMCI VE GÖKHAN ALKAN



   Sayısız dizi varken sadece SEVİYOR SEVMİYOR'u izlediğimi söylemiştim. Benim caaaaanım dizimin karşısına bir süredir dizi,  program gelmiyordu. Yeni başlayan dizilerin yayın gününe özellikle dikkat ediyordum . Sanki dizi benimmiş gibi öyle bir sahiplendim ki.  Reyting kurbanı olsun istemiyorum o bakımdan  rakipler çok önemli.  Dün akşam O Ses Türkiye başladı.  O ses çok izlenen başarılı olmuş bir iş.  Acaba benim güzelim dizim adım adım geri mi gider yoksa kimseye pabuç bırakmaz mı diye düşünmedim değil.
Bu sabah reytinge hemen baktım sonuç güzell. Total'de 1. AB VE ABC' de 2. olmuş.  Haftaya ve sonrası ne olur bilemem ama bu sezon O ses'le çekişme olacağı kesin. O ses yarışma olduğu için saymıyorum Dizilerin birincisi SEVİYOR SEVMİYOR.  Bize zirveler yakışır izlemeye devam ;)

     *   *    *
  Gökhan ALKAN ve Zeynep ÇAMCI  ödül aldı.  Mutluyum, Gururluyum, Sevinçliyim onlar adına. Gerçekten hakettiler. İkisininde bugüne kadar ki röportajlarını okudum, konuk oldukları programları izledim. İkiside Oyuncu olmak için çok çalışmışlar, sabretmişler, yollar zorluda olsa türlü engelde çıksa asla vazgeçmemişler. Ve sonuç BAŞARI.
Dün sosyal medya  Gökhan Alkan ve Zeynep Çamcı'dan geçilmiyordu.  Gökhan ve Zeynep'le ilgili fotoğraf, video, tweet, yorum ne ararsan vardı . Özellikle takip ettim tüm gün. Akşamda dizinin 12. bölümü vardı onuda izledim şahaneyiz.





    İkiliye ödül Kore'den geldi.
Güney Kore'nin en prestijli ödülü olan APAN (Asia Pasific Actors Network) Drama Ödülleri'nin bu yıl beşincisini düzenledi. MBC tarafından düzenlenen 1 – 11 Ekim arasındaki DMC Festivali'nin bir parçası olarak yapılan ödül töreni 2 Ekim'de Güney Kore, Çin ve Japonya'da yayınlandı.  Törene Çin, Japonya, Güney Kore, Avustralya, Filipinler, Tayland ve Endonezya gibi Asya ve Pasifik ülkeleri katıldı.
Sadece Asya Pasifik ülkesi oyuncularına verilen bir ödül olan APAN, tarihinde ilk kez Türk oyunculara verildi. Gökhan Alkan ve Zeynep Çamcı Kore dizilerini Türk izleyicisi ile buluşturup dünyaya tanıtılmasına yardımcı oldukları için "Asia Pasific Özel Ödülü" aldılar. Ne büyük mutluluk. Başarıları daim olsun inşallah. 


 Ödülden 3 gün önce Zeynep Çamcı'nın Altın Portakaldan aldığı ödül konuşmasını izlemiştim. Onu izlerken bi röportajında ''40 iş görüşmesine gittim hepsinde kapılar yüzüme kapandı. 7-8 yıl böyle mücadele verdim.  Recep İvedik kariyerimi parlattı ama o filmlerin ardından iki yıl hiçbir şey yapamadım. Görüşmelere gittim ama hiç biri olmadı.'' dediğini hatırlamış ve kafamda nereden nereye adlı bir kısa film çekmiştim :) Sonra Gökhan geldi hatrıma. O da alsın istedim. Ekrandan görüpte hep iyi olmasını istediğim 3 isim var bunlardan biri Gökhan. İyi kalpler hep iyi şeyler yaşamalı bence. Zeynep Çamcı'yı biliyoruz.  Hali tavrı komşunun kızı gibi çok içten ve çok yakın.  Ama Gökhan'ı Zeynep kadar tanımıyorduk. En azından ben. Bir önceki dizisini  sıkı takip etmesemde Gökhan'a çokta yabancı değilim aslında ekrandan aşina olduğum bir isimdi. Seviyor Sevmiyor'un 3. bölümünden sonra Gökhan'la ilgili birçok şeyi öğrendim .  Araştırmacı tarafıma dur diyemedim:)  Tanıdıkça daha çok sevdim ve hep güzel şeyler yaşasın istiyorum.
  Gökhan'ın babası önce oku demiş Gökhan'da içinde oyunculuk aşkı olmasına rağmen Kocaeli Üniversitesi Otomotiv Teknolojileri öğretmenliği  okumuş. Aslında öğretmenlik yapabilecek pozisyonda. Zaten öyle bir havası var :)  Ardından Anadolu Üniversitesi Dış Ticaret - Pazarlama ön lisans bölümünden mezun olmuş.  Müjdat Gezen sanat merkezinde tiyatro yaparken dizi görüşmelerine gidiyormuş. Arkadaşlarından biri ''biz çok denedik bişey çıkmıyor sende yorma kendini vazgeç bu sevdadan'' şeklinde bir konuşma yapmış lakin Gökhan vazgeçmemiş. Neden bunları yazıyorum. E sizde vazgeçmeyin. Bakın vazgeçmeyenler hayallerini yaşıyor. Sizde yapabilirsiniz.  Zeynep ve Gökhan'ın fanları çok küçükler.  12, 13,17 yaşındalar ve çok doğru isimlerin peşine düşmüşler. Bence ikilinin röportajlarını daha dikkatli okusunlar,  hayat hikayelerini ve kariyer yolunda neler yaşadıklarını kendilerine rehber edinsinler. 

Son olarak Seviyor Sevmiyor'un 12. bölümünü beğendim. Bu bölümde tam olarak ne anlatmaya çalıştılar anlamadım ama oyunculuklar ve bazı sahneler iyiydi. Gökhan Alkan ve Yiğit Kirazcı'nın bütün sahneleri, oyunculuk performansları müthişti. Galiba Gökhan'ı enerjik ve aksiyonlu sahnelerde daha çok beğeniyorum. Dövüş sahnesi tamamdır. Diyalogları güldürdü beni. O kadar repliği nasıl ezberliyorlar acaba?.   İrem neden Yiğit'i Deniz Aslan'a itmeye çalışıyordu? Onun gönlünü al demeler, yemekte biraraya getirmeler.  Aslında Tuna'yla Deniz'i biraraya getirmeye çalışıyor ama tam tersi oluyor yani ne bileyim bağlantı koptu bende anlayamadım. Senaryoda Yiğit'le Deniz'in barışması gerekiyor ve bir şekilde biraraya gelmeleri lazım ama onların biraraya gelmesini İrem sağlamamalı. Sonra benim kafam karışıyor anlam veremediğim şeyler oluyor. Gökhan, Zeynep ve Gonca bu bölümde şarkı söylediler. Zeynep'in de sesi güzelmiş. Konuşurkende farkediliyor sesinde bir sıkıntı var ama çok tatlı :) Gökhan'ı zaten biliyoruz ve albüm bekliyoruz ;)   

Bundan önceki yazımda 11. bölümün yıldızı Gökhan Alkan demiştim. 12. bölümün yıldızı ise Gökhan'ın saçları :) Acilen şampuan reklamı gelmeli ! Gerçekten saçları ve dizide kullanılan saç stili çok güzel ve o stil Gökhan'a yakışıyor.  Daha kirpiklerinden bahsetmedim bile. Tamam nazar değdirmeyeceğim her seferinde maşallah diyorum :)

NOT 1 :  Yiğit Balcı'nın babasını hiç sevmedim.
   NOT 2 :  Gökhan Alkan'ın Ödülün yanında verilen çiçeği  koklaması nasıl ince bir detaydır ;)





..................................................


1 Ekim 2016 Cumartesi

SEVİYOR SEVMİYOR /11. Bölüm


  İzlemeye doyamadığım SEVİYOR SEVMİYOR'un 11. bölümüyle ilgili birşeyler karalayalım bakalım.

10. bölümü izlerken dizinin Tuna'sına takıldım. Acaba Gökhan ''Tuna'' olsaydı bu karakter Gökhan'da nasıl dururdu diye düşündüm.  Aklımı çok kurcalamama gerek kalmadı 11. bölümde gördüm. Ofisteki depresyon halleri çok iyiydi.  Kesinlikle bir sonraki projede daha eğlenceli, şen, hayatı çok ciddiye almayan bir rolde görmeliyiz.

Zeynep Çamcı'nın oyunculuğu herkes tarafından beğeniliyor. Komedi de kesinlikle akla gelen ilk kadın oyunculardan oldu bile. Aksi bir rolde bir süre daha görmek istemem.  Komedi- Romantik komediye devam :)

  *   *    *

 Yiğit Balcı çocukluk aşkı olan Deniz'i henüz tanıyamadı. Hala başka denizlerde yüzmeye devam ediyor.  Deniz Aslan'ın Yiğit'in çocukluk aşkı olduğunu Neşe öğrendi. Ben çaycı Gazi'den bekliyordum ama yakında o da çözer :)  Buarada Gazi'nin sahnelerinden keyif almıyorum. Dizinin izleyicileri benim gibi düşünmüyor tabii. Gazi'nin saç stilinin Yiğit Balcı'yla aynı olması ve Yiğit'e laf sokması, heryerden çıkması hoşuma gitmiyor.
Yiğit,  Deniz sandığı İrem'i ailesinden istemesi için Amcasını çağırdı ama babası geldi. Vee babası Deniz'i gördüğü ilk saniyede tanıdı lakin Yiğit'e  hiç birşey söylemedi. Bu yalan nereye kadar devam edecek bilmiyorum ama Yiğit'e çok üzülüyorum ve gerçeğin Yiğit'ten saklanmasına sinirleniyorum artık.
 Bir önceki yazımda da bahsettim. Dizinin izleyicileri YiDenci (Yiğit-Deniz aşkını destekleyenler) ve  TuDenci (Tuna-Deniz aşkını destekleyenler) olmak üzere ikiye ayrıldı.  Bazen iki taraf arasında polemik yaşanıyor. TuDen'ciler senaristlere tweet atıyorlar TuDen olsun diye. Bakalım senaristler ne yapacak. Orjinaline sadık kalırlarsa YiDenciler sevinir. Aksi olursa TuDenciler.   Ben artık sadece Yiğit Balcı'yı seviyorum. Deniz'in gerçeği saklama çabası, İrem için Yiğit'ten vazgeçmesi hiç hoşuma gitmiyor. Tabii tipik dizi izleyicisi olarak esas kız esas oğlan evlensin mutlu mesut yaşasınlar istiyor insan.  Bu kadar yalanın ve yalancının içinde en temiz Yiğit kaldı ve mutluluğuda en çok o hakediyor. Nerdeyse etrafındaki herkes gerçeği biliyor ve ondan saklıyor! Babası bile..

    Her bölüm Yiğit'in çocukluktan bu yana yaşadığı travmatik olayları öğreniyoruz. Birde Gökhan o kadar içselleştirmiş ki Yiğit Balcı'yı inanılmaz güzel işliyor.  Dizinin ilk  bölümlerinde Deniz'le, şimdide Yiğit'le birlikte ağlıyorum. Sizcede Gökhan Alkan çok güzel ağlamıyor mu? :)  Gerçekten ağlıyor mu yoksa destekleyici birşeyler kullanıyorlar mı bilmiyorum ama tek bildiğim şey o an Gökhan'ı teselli etmek istiyorum.

11. bölümün aklıma geldikçe güldüğüm sahneleri var. Deniz'in yerde yatan boksöre tekme atıp ''Elleri kırılasıca'' dediği o an ben iptaldim :))  Yiğit'in depresyon halleri, Deniz'in onu toplantıya hazırlaması, Arabada geçen komut sahneleri çok güldürdü.

Yiğit'in,  Babasına olan öfkesini anlattığı sahne ve Sonrasında Deniz'in, Yiğit'in yakasından tutup kızdığı, bağırdığı sahne çok iyiydi.  O sahneyi tekrar tekrar izliyorum Muhteşemdi.

   Tuna ve İrem'den bahsedelim birazda. Aslında İrem'i son bölümlerde pek görmüyoruz. Keşke Yiğit'ten vazgeçse yoluna baksa değil mi :))
İrem Deniz gibi fedakar bir arkadaş değil. Deniz İrem için Çocukluk aşkından vazgeçiyor ama İrem bunu yapamıyor. Yiğit'in çocukluğunu Deniz kadar olmasada İrem'de biliyor. Bu 3'lü aynı mahalleden.. İrem Çocukken yüzüne bakmadığı Yiğit'ten şimdi gözünü alamıyor :)

Yiğit gibi birine aşık olmamak mümkün değil burda İrem'e hak veriyorum. İrem Deniz'le birlikte yazdıkları mektubu Yiğit'e vermek için gittiğinde Yiğit İrem'in saçlarında bir değişiklik olduğunu farketmişti. İrem'de saçlarını ucundan kestirdiğini söylemişti. Evet Yiğit  mesafeli bir patron olabilir ama sevdiği kadının saçındaki en küçük değişikliği farkedebilecek kadar iyi bir aşık. Dolayısıyla İrem'in Yiğit'e aşık olması çok normal. Deniz'de zaten Yiğit'i istemediğini söylemiyormuydu başta..  İrem ne yapabilirdi. Ama yine de İrem şöyle kenardan seyretsin kalabalık yapmasın :)

Tuna'da kadın izleyiciler tarafından hayal edilen erkek oldu çıktı yahu. Bir Tuna'dır gidiyor. Tuna o kadar da hayalini kuracağımız ya da hiç olmayan özelliklere sahip bir erkek değil. Yani birçok erkek bir kızın peşinden koşarken Tuna kadar bulunmaz hint kumaşına bürünebiliyor. Yani burnunu silerken garip sesler çıkaran,  dağınık, pis bir adam Tuna. Yiğit'in evine gidip sanki kendi eviymiş gibi bir kaç adamı çağırıp evi ahıra çevirmişti resmen.  Onun kalbimi güzel?  Bunları sevgiliniz, eşiniz yada yakınınızdaki bir erkek yapsa demediğiniz kalmaz.

Yiğit gibi düzenli, bakımlı, şık giyinen, sevdiği kadının saçlarındaki en küçük değişikliği dahi farkedebilen bir erkek dururken ne yapıyorsunuz siz ya !:/  Tamam çocukluk aşkını tanıyamamış olabilir ama Deniz'de Yiğit'i tanıyamamıştı hatırlarsanız. Kız gidip koca ekmeği bir hamlede yiyebilecek potansiyelde bir adama sarılmamışmıydı? Ölümüne Yiğitci oldum hayırlara vesile ;)
Ha Tuna'nın durumu gerçekten çok üzücü. Sevdiğin kişi bir başkasına aşık ve o aşık olduğu kişide senin patronun. Sevdiğin kişi ona bakıyor, onu düşünüyor ve sen bütün bunlara şahit oluyorsun. Ah Tuna senin için üzülüyorum ama yapacak birşey yok. Yoldan dönmem sonuna kadar Yiğit Balcı diyorum ;)

Tuna cephesi Deniz cephesine abayı yaktı gidiyor. Deniz cephesi ise Yiğit Cephesine yanık. Yiğit cephesi daha önce dediğim gibi yanlış denizlerde yüzüyor. Kendini deniz olarak benimseyen İrem ise kötü kadın müzeyyen modunda ama pasif olan türden şimdilik.

Artık Deniz karar vermeli. Hem Tuna'yla hem Yiğit'le bakışmalar yakınlaşmalar olmuyor. Gözümdeki imajı zedelenmeden toparlamalı. Sen Yiğit'e aşıksın Denizcim. Yiğit'ten kaçmak için başka bir erkeğe sığınacak birimisin? Sen hayırdır???









Yiğit Balcı'nın  küçük Yiğit'le (Çocukluğuyla)  yüzleşmesi,   Küçük Yiğit'in '' Büyüyünce mutlu bir adam oluyor muyum'' diye sorması en duygusal sahnelerden biriydi diyebilirim.

Bu dizi yanılmıyorsam yaza girmeden çekilmeye başlandı.  kavurucu sıcaklar malum.  Yaz boyunca o sıcak havada Gökhan Alkan takım elbise içindeydi.  Bi ara kravatıda eksik olmuyordu. Araba sahnelerinde dikkatinizi çektimi bildiğin boncuk boncuk terliyor. Oyunculuk zor iş. Allah kolaylık versin Gökhancım.  Sabreyle kış kapıda, artık evren senin için çalışmaya başlıyor dualarım seninle ;)

11. Bölümü yorumlamak için çıktığım yolda yine konu konuyu açtı..;)


...........................


30 Eylül 2016 Cuma

SEVİYOR MU? SEVMİYOR MU?


 


  Baştan söyleyeyim kısa kesmeyi bilmem. Yazmaya başladıysam uzar gider sonunu kolay toparlayamam.  Konudan konuya atlayabilirim. Tipik bir ikizler burcu olmak bunu gerektirir ;)  [Yiğit Balcı: Millet derdini 140 karakterle anlatıyor biz hala uzun uzun yazılar yazıyoruz.]
    

    *         *        *        *
Çok dizi izleyen biri değilim. İzlediklerimi de yüzeysel izlerim hafızada kalmaz hemen silerim.  Şubat Haziran arası Survivor vardı benim için. Yarışmacılar kadar yoruldum desem yeridir.  Şu Survivor bitsin yaz dizileri başlasın hepsini izleyeceğim dedim ve dediğimi de yaptım. Yaz başı nerdeyse her akşam Televizyon karşısındaydım.
Tanıtımına dahi denk gelmediğim bir dizi vardı ''SEVİYOR SEVMİYOR'' ...
İzlediklerimden bir tanesi reklama girince bende zap show başladı. Seviyor Sevmiyor'u gördüm. 2. bölümü yayınlanıyordu.  Öyle bir sahnesine denk gelmişim ki içim sıkıldı. ''Deniz'' istifa mektubunu bırakıyordu. Hiç dram çekemem dedim ve kanalı değiştirdim.  Zeynep Çamcı'yı BENİ BÖYLE SEV dizisinde izliyordum gerçekten çok severim gelsin kız kardeşim olsun o derece ama dizi beni sarmadı. Kanalı değiştirdiğimde hala Zeynep'e üzülüyordum bu projeyi seçtiği için. . Başka birgün Dizinin 2. bölüm tekrarına denk geldim ve izlemeye başladım.
Yine hiç birşey anlamadım.
Evde Deniz'le İrem'in Yiğit'ten gelen telefona nasıl cevap vereceklerini düşündükleri ve bağıra çağıra bir bahane uydurmaya çalıştıkları sahneyi hatırlarsınız.
Deniz neden bu kadar panik ? İrem neden Deniz'in yerine geçiyor? Yiğit'e neden yalan söyleme ihtiyacı hissediyorlar? Görüşmek istemiyorum demek bu kadar zor mu? derken sinirlerim bozuldu.  Yani denk geldiğim sahnede Deniz ve İrem'in panik hali beni de gerdi.
Baktım böyle olmayacak hemen Atv'nin  sitesine girip dizinin genel hikayesini okudum.  İlk bölümde herşey anlatılıyormuş ama izlemeyince böyle kopukluk oluyor. Deniz'in Yiğit'ten kaçma nedenini anladım. E buluşmaya öyle özensiz gidersen tabii kaçarsın.  Şanslıyım ki  o gün akşam dizinin 3. bölümü vardı sevindim.  İlk gördüğümde sıkıldığım diziye bu kadar çabuk ısınmayı bende beklemiyordum ama Deniz çok ben gibi :)  Aynı panik, heyecan, sakarlık ve el ayak dolanması Aynısının tıpkısı, tıpkısının aynısı ben.. Diziyi izleme isteğimi tetikleyen asıl sahne ise Deniz'in Yiğit'e gidip fularını sorduğu ve aşağılanmanın dibine vurduğu sahne. Deniz ağladı ben ağladım:( Gökhan Alkan o sahnede çok gerçekti. Sanki yıllarca birini aşağılamayı beklemişte fırsatını bulmuş gibiydi :)
 Diğer tüm dizileri unuttum. Reklamlarını dahi izliyorum.. Artık benim için sadece SEVİYOR SEVMİYOR var.
   *   *   *   *
Deniz Aslan karakterini canlandırmak eğlenceli olduğu kadar zor diye düşünüyorum.  İnce çizgisi var geçtiğin an bittiğin andır. Panikten dolayı bir işin üstesinden gelememek, bocalamak başka birşey, Aptallık seviyesi başka birşeydir. O çizgiye getirmeden devam eder umarım. Gerçi Deniz artık ilk bölümlerde olduğu kadar sessiz ve ne yapacağını bilemeyen hallerinden sıyrıldı. Deniz Aslan'ın komik hallerini Zeynep çok iyi taşıyabiliyor.  Başka bir kadının üstünde deniz aslan çok iyi durmayabilirdi. 

Gökhan'ın net oyunculuğunu bu dizide görüyorum.  Kocamın ailesi ve diğer işlerde de başarılıydı ama bu başka olmuş.  Hem Gökhan hem de Zeynep gözleriyle oynayan iki oyuncu. Hiç konuşmadan duyguları rahat yansıtabiliyorlar. 

Gökhan Alkan'ın canlandırdığı Yiğit Balcı Sert bir patron.  Bende başta Yiğit'e kızıyordum ama artık onu anlıyorum. Sorumluluğu ağır. Dergi 3 ay içinde başarılı olamazsa kapanacak.(O kritik dönemi geride bıraktılar mı acaba?) 

 Son bölümlerde Yiğit'in hikayesi daha net anlaşılıyor. Yiğit Balcı acıların çocuğuymuş meğer. Annesini trafik kazasında kaybediyor- babası onu Amerika'ya gönderiyor ve zaten annesini kaybetmiş ve büyük sarsıntı yaşayan Yiğit, ona her şartta sahip çıkan yanında olan Deniz'den de ayrılmak zorunda kalıyor. Dolayısıyla Yiğit babasına büyük tepkili. Kore versiyonunu izlemediğim için çok hakim değilim karakterlerin hikayesine ama Yiğit Balcı, İrem ve Tuna babadan yana şanssızlar. Ve 3'ünün verdiği tepki, hayattaki duruşları farklı. Yiğit'e bu durum sert duruş, agresiflik olarak yansımış (Böyle olmasında sadece babası etken değil tabi) Tuna birçok şeyi ciddiye almayan biri, İrem ise sevgi görmediği için karşısındakinede yeteri kadar sevgi besleyemiyor. 

Yiğit 15 yıldır görmediği çocukluk aşkını arıyor ve buluyor. (Her ne kadar Deniz'in yalanıyla işler değişsede) Gerçek Deniz'i öğrendiği zaman güzel bir Aşk izleyebiliriz diye umuyorum. Seviyor Sevmiyor'un orjinali 16. bölümde final yapmış. Belki bizde uzayabilir veya eklemeler yapılabilir ben çok isterim devam etmesini. 

Yiğit- Deniz ve Tuna-Deniz aşkını izlemek isteyenler olarak ikiye ayrılmış bir izleyicisi var dizinin. Ben YiDen'ciyim  (Yiğit-Deniz) Bakalım YiDenciler mi yoksa Tudenciler mi mutlu olacak :) Ama kim ne derse desin boş-  Koreden gelen bir karar vardır :))




Yiğit'in Deniz'i tanıyamamasına çok kızıyor izleyici ve bu durumu anlayamıyor.
Bende 10 yıl aradan sonra aynı sırayı paylaştığım sınıf arkadaşımı (Kİ ben bu kızla 8 yıl aynı sınıfta okudum) tanıyamamıştım.  Kız beni tanımış seslendi .. baktığımda tanıdık bir yüz göremiyorum ama biri bana bakıyordu. Sonra yanıma geldi gözlerinden tanıdım. Gözdeki ifade hiç değişmemiş:) Yiğit Balcı'yı en iyi ben anlarım. Ama Yiğitcim kişi ne kadar değişirse değişsin tek değişmeyen GÖZLER! Benden sana tavsiye -- Gözlere odaklan  tanı artık şu kızı !:/


 *  *  *





İrem Yiğit'e aşık oldu Şuan çıkmazda. İrem'e kızıyorum ama diğer yandan da anlayabiliyorum. Kız Aşık :/ Ama yine de İrem'i sahalardan alın Tuna'yla takılsınlar bizde rahat rahat Yiden'i izleyelim. :)


7. bölümde Gökhan Alkan Yaşar'ın Divane şarkısını söyledi. Gökhan daha öncede birçok kez sahneye çıkmış şarkı söylemiş, şan dersi almaya da devam ediyormuş. Belki birgün sürpriz yapar ve bir albümle çıkar karşımıza.  Sesi ve yorumu gerçekten güzel ve izleyicide beğenisini sosyal medyadan belirtti. Gökhan için bu dizi çok iyi oldu. Oyunculuğunu, Yeteneğini, kendini gösterdiği  bir proje Seviyor Sevmiyor. 

Gökhan ''Yakışıklıyım'' deyip kendini kamera önüne atanlardan değil. MSM 'den (Müjdat Gezen sanat merkezi) eğitim almış, Tiyatro yapmış. Yani oyuncu olmak için yola çıkmış. Fiziği BEN MODELİM dese de adam OYUNCU ;)

     *   *   *

Sizde diziyi izlerken benim gibi bazı sözleri not alıyor musunuz? Kulağa küpelik güzel sözler var.

Örneğin; Sevdiğin acı veriyorsa bırakmasınıda bileceksin

*Deniz'in Yiğit'e söylediği : Kendinizi akıntıya bırakırsanız mutlu olabilme şansınız daha yüksek.   Evet belki kayalıklara çarpabilirsiniz öyle bir risk var ama korkmamak lazım. Sonra  kayalıklara çarpmayayım derken bir gün bir bakıyorsun hiç birşey yapmamışsın. koskocaman bir hayat uzun ama bomboş. Birgün dönüp geriye baktığında pişman olursun.

* Herkesin  herkesle şansı olabilir.

* Karşılıksız çekten betersin be karşılıksız aşk. Kimseyede şikayet edemiyorsun. Alacaklı değilsin ki.  Yankısı olmayan ses gibi.. Seviyorum diye bağır cevap yok. İnadınamı girer insan çıkmaz sokağa?  Ya çıkarsa? Piyango mu bu? Amortisi olsa bari. Kalbin cayır cayır yanıyor ateşin başına gelen yok. Aradığınız aşka şuanda ulaşılamıyor. E sil o zaman kalbinden.. Çiz üstünü, Karala gitsin. GİTMEZ!


    *   *   *
Dizi başta kendini sevdirmiyor ama sonrasında bağımlı hale geliyorsunuz benim gibi.  Herkes kendinden birşeyler bulabiliyor. 
Kullanılan müzikler diziye bağlanmamızı sağlayan etkenlerden biri.  90'lı yıllarda  hit olmuş, birçoğumuzun hayatında izi olan (Ben o zamanlar çocuktum pek bir izi yok ama yine de etkiliyor) şarkıları duyunca kumandayı elimizden bırakıyoruz. Yalan mı? yalansa söyleyin:/

Aslına bakarsanız daha çok şey yazabilirim ama tadında bırakmalıyım. Gerçi fazla uzun oldu tadı kaçmış olabilir. Ben yine yazarım siz bunu bir okuyun da önden :)

SEVİYOR SEVMİYOR her pazar Atv ekranlarında.. İzleyin ;)



   



............................

22 Aralık 2015 Salı

ADINI MOTİVASYON KOYDUM


  Bugün başarılarına imrenerek baktığımız isimlerin ortak özelliği nedir?

Elbette zorluklar karşısında yılmadan, Pes etmeden çabalamaları.
Ne zaman yorulduğumu hissedip pes edecekmiş gibi olsam telefonuma kaydettiğim bu görselleri açarım. Bir de İNSTAGRAM  ve  TWİTTER  hesaplarımın biyografi kısmında PEŞİNDEN GİDECEK CESARETİNİZ VARSA; BÜTÜN RÜYALAR GERÇEK OLUR sözü yazar yıllardır. Olurda pes etme noktasına gelmiş  birileri profilime denk gelirse bu sözle karşılaşsınlar ve mesajı alsınlar.

















...........................................................






14 Aralık 2015 Pazartesi

İNGİLİZCE : HELLÖÖÖĞĞĞĞ :)





İngilizce öğrenmek isteyenler internetten ingilizce öğrenme yöntemlerini mutlaka araştırmış ve benim birazdan anlatacağım  yöntemlere rastlamıştır.
Bende ingilizce geliştirmeye yönelik çalışıyorum. benim için en etkili yöntemleri ayıkladım ve uyguluyorum.
şimdi uyguladığım ve faydalı olduğunu gördüğüm yöntemlerden bahsedeceğim.

1. yöntem  :

Kağıtlara ingilizce kelimeler yazmak. Ben cam kavanoz ve renkli kağıtlar aldım.
 kağıtları küçük dikdörtgen şeklinde kestim ve her birine aklıma gelen ingilizce kelimeleri yazdım
hepsini cam kavanoza doldurdum. hergün 10 tane kelime çekiyorum ve Türkçesini buluyorum. eğer bulamıyorsam sözlükten faydalanıyorum.
Kağıtlara  Türkçe anlamını yazmadım sadece altına okunuşlarını yazdım.
Kelime bilmezsek cümlede kuramayız bu yüzden kelime öğrenmek önemli.


İkinci  ve en eğlendiğim yöntem yabancı dizi ve film izlemek

Evet, başta önüme gelen yabancı dizi ve filmleri izliyordum ama sonrasında sıkıldım ve dolayısıyla ingilizceden de soğumaya başladığımı farkettim.
bu yüzden sevebileceğim türlere yöneldim. İngilizce bilmeyenler konuşulanları anlamadığı için hertürlü sıkılır ama burda 1. yöntemi hatırlıyoruz ve kelimeleri öğreniyoruz
Kelime öğrenirseniz izlediğiniz dizilerde ve dinlediğiniz şarkılarda öğrendiğiniz kelimeleri yakalarsınız ve bundan keyif almaya başlarsınız.


3. yöntem :

Yabancı şarkılar
Slow şarkıları dinlemenizi tavsiye ederim.. daha yavaş olduğu için kolay anlarsıınız. hareketli şarkılar biraz karmaşık olabiliyor bazen ingilizce bilenler dahi anlamadığını söyler.
Evet slow şarkılar dinleyin :)


4. yöntem :
İnternetten bulabilirsiniz ingilizce hikayeler.. kısa yazılmış olanlar var onları okuyun..
birde sosyal medyada hesaplarınız varsa yabancıları takip edin..  dünya starlarından bahsetmiyorum daha çok mesela modayla ilgileniyorsanız yabancı moda bloggerlerı takip edin.
Burda önemsediğiniz şey paylaşılan fotoğrafların altına metin yazıyor olmaları. yani sadece fotoğraf paylaşıyor ama fotoğrafla ilgili en ufak bir not yazmıyorsa takip etmenin hiç bir anlamı yok zira burda yabancıları takip etme amacımız  fotoğraf değil okuyabileceğimiz, ne diyor diye çevirmeye çalışacağımız metinler yazıyor olmaları.
yani kısacası bu yöntemde demek istiyorum ki  çevrenizi ingilizceyle donatın.. kafanızı çevirdiğiniz heryerden ingilizce çıksın. tabii bu kadar yoğun ingilizceye
gömülürken Türkçeyi unutmayalım ;)

Umarım yöntemleri uygularsınız ve işinize yarar. tabii istikrar önemli. KOLAY GELSİN :)







.............................................................












7 Ekim 2015 Çarşamba

ANTALYA'DA DEPREM


    Dün gece Antalya'da deprem meydana geldi. Neye uyandığımı hatırlamıyorum uyandığımda sallanıyordukkk. Depremi hayatımda 2 kez hissettim ve ikisindede panik olmadım.

Gece sarsıntı olsada yatağımdan kalkmadım. bayağı yatağımda depremin geçmesini bekledim o derece rahat..

Deprem sonrası annemle erkek kardeşimin sesini duydum depremi konuşuyorlardı. Babam hissetmemiş!

Sadece annem ve kardeşim biraz tedirgin olmuşlar ama ev ayağa kalkmadı.

Seslerini duymama rağmen yatağımda uyumaya devam...

Sabah anneme söyledim '' Ne kadar vurdumduymazsın'' dedi.

Bende anlamadım bu nasıl rahatlık...

   
    GEÇMİŞ OLSUN ANTALYA






...........................

27 Temmuz 2014 Pazar

BİLGE/ İŞİN SONU


Günlerden bir gün bir bilge yanında oturanlara sorar:
- Akıllılık nedir?
Orada oturanlar :
- İyi ile kötüyü birbirinden ayırt etmektir.
Bilge, ''hayır'' der. Oradakiler birbirine bakarlar ve kendi aralarında istişare ettikten sonra:
- Akıllılık, iyi olanın içinden , daha iyi olanı seçebilmektir. Derler.
Bilge, üzgün üzgün başını iki yana çevirir ve ''Hayır o da değil'' der.
Oradakiler, çaresiz bir şekilde birbirlerine bakındıktan sonra, aralarından biri:
- Efendim, soran sorulanlardan daha iyi bilir. Lütfen siz lütfedin. Der.
Bilge kişi, gülümser ve:
- Akıllılık odur ki : her ne olursa olsun, yapıp ettiği işin sonunu düşünmektir. Der.
Öyleyse, biz de her zaman yapacağımız işlerin sonunu düşüneceğiz.









..............................................................................



26 Temmuz 2014 Cumartesi

GARİP HALLER


Yine anılardan bir parça anlatayım istedim
Günlerden yine küçüğüm küçücüğüm birazda şapşalım derken başıma gelene bak şimdi.
Mahallede 3 kız arkadaşız başkada yok (o zamanlar tabi - şimdi kim nerde belli değil, dağıldık)
Cumartesi ya da pazar olması lazım hatırlamıyorum.. Mahalleler arası maç var bir kaç mahallenin gençleri maç yapacak bizim okulun bahçesinde,  Bizde 3 kız izleyelim dedik (okul eve yakın yürüyerek 1 dakika bunu daha önceki yazımda belirtmiştim)  Gittik okula maç başlamış önce kenarda izledik sonra ben duvarın üstüne çıkıp oturdum, arkada da demir parmaklıklar var. Çok geçmeden yüzümde sağlam bir acı ve uyuşma hissettim.  Fazla zekadan birgün birşey olacaktı o gün oldu :)) Mahalle maçı işte kalesini bilirsin 2-3 taşla kaleyi belirlersin topun deleceği ağ yok o kadar amatördür yani.. Ben süper zeka o kadar oturacak yer varken kalenin arkasındaki duvarın üstüne otur, kaleci gelen topu kurtaramasın o top yüzüme çarpsın, çarpmanın etkisiyle kafam arkadaki demir parmaklığa çarpsın - BÜYÜK ÇARPIŞMA!
Ağlayarak indim yanıma hemen kuzenim geldi topu atanda o olabilir zira bulanıkta olsa az biraz gördüm gibi sanki ama günah almayayım :))))
Olay yerinden uzaklaştım ve o olaydan sonra toplara karşı hassasiyet oluştu. Bir yerde top oynanıyorsa kıyıdan kıyıdan kaçarım :) Tedirgin olurum yine top çarpacak diye..

Öyle işte kısa bir anı paylaştım devamı gelecektir

BEKLEYİN...






.................................................................








20 Temmuz 2014 Pazar

BAŞLIK BULAMADIM :)




  Selamlaaarrr
Herkes birbirini mi takip ediyor birbirinimi taklit ediyor nasıl benzeştiniz bu kadar ??
Saçlar kaşlar gözler kime baksam aynı kişi..
Eskiden sadece kadınlar birbirine benzerdi şimdi erkeklerde de aynı durum mevcut Sarışın esmer farketmeksizin sakal modasına kapıldılar.
Allah'tan yakışıyor bak ona bişey diyemeyeceğim ama az biraz azaltın  kirli sakal olsun mesela. Herşeyin çoğu gibi sakalında fazlası göz zevkine zarar!
                       

                                                 ***



 Hâlâ giyim konusunda sıradışı takılanlarınız var. Bir tarafı şort diğer tarafı kot görünümlü şey nedir öyle !? Bu dikkat çekme ve konuşulma çabandan vazgeç çünkü hiç dikkat çekici değilsin aksine modayı geriden takip ediyorsun  bu da seni komik duruma düşürüyor.

           

                                                                                                   

                         
Hızlı kilo vermenin yolunu buldum :)))
Yeni bişey değil ama bununda üstüne tanımıyorum açıkçası.

Ne yapıyoruuzzz
* Beyaz ekmekle vedalaşıyoruz
*Akşam en geç saat 18:00'de akşam yemeği olayını tamamlıyoruz
*Günün herhangi bir saati (Ben öğleden sonra 15:00'de vakit denk getiriyorum) Spor yapıyoruz

Spor olmazsa olmaz.. Biliyorum çok keyif almıyorsun ama o sadece başta sıkıcı merak etme. Sporun faydalarını görünce vazgeçemeyeceksin tecrübeyle sabit.
Beslenme ve spor şart. Eğer beslenmeye dikkat eder spor yapmazsan sadece kilo verirsin ama sıkılaşmakta önemli. En etkili sporun pilates olduğunu düşünüyorum ve yapıyorum. Mutlaka denemelisin..

                                                                                                                       KOLAY GELSİN :)






....................................................


19 Temmuz 2014 Cumartesi

SERDAR ORTAÇ İYİLEŞİYOR


    Biliyorsun Geçtiğimiz haziran Serdar Ortaç Chloe ile evlendi ve hemen ardından MS hastası olduğunu öğrendik. Aslına bakarsan haziran serdar'a bir yandan güzellikler sunarken diğer yandan üzücü olaylar yaşatıyor. Haziran 2012'de babasını kaybetmişti ve 4 gün sonra yeğeni Elif dünyaya geldi. Haziran 2014'te Chloe ile evlendi bir kaç gün sonra MS olduğunu öğrendi.
Neyse vardır bunda da bir hayır diyelim ve Serdar cephesinden güzel haber vereyim.

Serdar Ortaç iyileşiyoooorrr :) Aralıklarla kortizon tedavisi ve uzun sürecek ilaç tedavisi var. Ayakta durmakta bile zorlanırken artık yürüyebiliyor ve araba kullanabiliyor.. Hatta geçtiğimiz gün konser bile verdi :)
Hayranları bu durumdan dolayı çok mutlular ve hemen tarihi belli en yakın konserine gitmek için sabırsızlanıyorlar :)




SERDAR ORTAÇ KONSER TAKVİMİ

27 temmuz 2014 CRATOS (Kıbrıs)

5 Ağustos 2014 Harbiye (İstanbul)

10 Eylül 2014 İzmir Kültür Park

27 Eylül 2014 Azerbaycan





Serdar Ortaç sağlık durumunun iyiye gittiğini twitterdan duyurdu....











........................................................................................................

18 Temmuz 2014 Cuma

ARDA TURAN

 
    Arda Turan'la  ilgili haber okumadığım bir gün yok.. TV,  Twitter, Gazeteye ne zaman baksam Arda Turan.  Bir insanın birgün içinde 2-3 farklı haberi çıkar mı? Çıkıyor..

Her söylediği her yaptığı olay... Transfer haberleri, giyim stili, Özel hayatı  ve röportajlarda söylediği herşey...
Transfer haberleri sanırım sadece iddia  Çünkü dün çıkan habere göre Arda'nın Atletico da 3. kaptan olacağı konuşuluyordu. Yani o konu biraz karışık.. Birgün ''galiba bu sefer gidiyor'' dedirten haberler okurken 3 saat sonra bulunduğu takımın kaptanı olacağı  söyleniyor... Futboldan hiç anlamam bu yüzden kalmasımı yoksa gitmesimi iyi onu da bilmiyorum Ama sürekli yedek kulübesinde sırasının gelmesini beklemektense her maç sahaya çıktığı bir takımda olması daha iyidir zaar.

Giyim stilini benden başka beğenen kimse yok galiba.. Tamam Türkiye'de alışık değiliz bu tarza ama bence kendimizi geliştirsek algımızın yönünü değiştirsek daha iyi olmaz mı? Yabancılar yapınca ağzımız açık bakarken bizden biri yapınca dalga geçmek neden ?  Arda yurt dışında yaşıyor ve göz önünde dolayısıyla klasik olmak yerine biraz fark yaratmak en doğrusu. Kısa paça pantolon ve babet giyince insanın kimliği değişmiyor hemen telaşa kapılma. Arda yine bildiğin Arda!  En son taktığı hal hal da gözden kaçmadı tabi :)) Bak ben onuda yakıştırdım ne yalan söyleyeyim. Bir derginin fotoğraf çekiminde şık duruyordu.

Özel hayatıylada sıksık gündeme geliyor ve haberlere bakacak olursak bir hayli karışık ! Nedir ne değildir demeye kalksak işin içinden çıkılacak gibi değil. Takip edince o karışıklığın sadece haberlerde olduğunu görüyorum. Arda sürekli erkek tayfasıyla geziyor :) Başkası olsa neden çıkan habere net bir açıklama getirmiyor derdim ama Arda olunca söyleyemiyorum çünkü hergün farklı isimler öne sürülüyor. X 'i tanımıyorum dese ertesi gün Y çıkıyor.

Röportajlarda ayrı gündem! En son bir dergiye verdiği röportajda sorulan soru üzerine maçtan önce neler yaptığını anlatmış. Isınırken Yasin dinliyorum demiş, Vay efendim sen misin bunu diyen. Neden bu tip şeyleri gizli yaşamıyorsun, dini kullanıyorsun gibi saçma eleştiriler geldi.
Bir din nasıl kullanılır? Yani ben bugüne kadar Namaz kılıyorum Yasin okuyorum diyen birine ekstra saygı duyduğumu, sevmediğim halde baş tacı ettiğimi hatırlamıyorum. Din kullanmak diye birşey olamaz.. Maça nasıl hazırlanıyorsun sorusunun cevabını vermiş bu kadar ayaklanmanın anlamı yok. Belki senin için birşey ifade etmez ama Arda'yı idol olarak gören küçük hayranları var onlara bu anlamda iyi bir örnek olduğunu düşünüyorum. Herşeye REKLAM demekten ne zaman vazgeçeceksiniz !?

Geçenlerde Aziz Yıldırımla biraraya gelmesi çok tartışıldı.. Bende GALATASARAY'lıyım ama bu buluşmada tepki göstermemi gerektirecek birşey göremedim.  Bazılarının hayatı çok sıradan ve boş galiba ki sürekli birilerini eleştiriyor nerden vursam ne yapsam da yere düşse diye çabalıyor.YAZIK!

Arda Turan ve onun gibi attığı her adım söylediği her söz olay olanlara sabır ve kolaylıklar diliyorum...





                                                                                                                           
DeryaTürkmen

....................................................................................




















17 Temmuz 2014 Perşembe

Yeni Nesil Hayran!


 Selamlar,

  Yeni nesil ünlü hayranlarını görünce üzülüyorum. Eskiden facebook, twitter yoktu hayranı olduğumuz ünlü isimlere ulaşmamız imkansız değildi ama zordu. Ben hiç bu tip girişimlerde bulunmadım ama mesela mektup gönderilirdi . O mektup sahibine ulaştımı ulaşmadı mı okudumu diye aklında yüzlerce soru..
Şimdi öyle mi??
Twitterdan istediğin heran ulaşabiliyorsun. Aklı başında olan insan acaba tweetimi gördümü okudumu diye düşünmüyor,  biliyor ki okuyor. Yeni nesil hayranlar bunu kavrayamadığı için bir tane güzel tweet atsa 50 tane '' okudun mu, gördün mü, beni görmüyor musun, abi/abla galiba görünmez oldum'' tarzında tweetler atarak insanı çileden çıkarıyorlar.

Bazen korkutan seviyeye ulaşıyor ilgileri.. Özellikle genç erkek oyuncuların hayranları özel hayata kadar müdahale ediyor.
Aylar önce hatırlıyorum 2 ünlü oyuncu ikiside 90 doğumlu ve aynı dizide yer alıyorlar. birlikte sinemaya gitmişler yanlarında da arkadaşları var hayranlar twitterdan tweet yağmuruna tuttular ''Sevgili misiniz?, n'olur bir açıklama yapın, bişeyler söyleyin birliktemisiniz'' gibi..

Yine başka iki oyuncunun birlikte olduğu haberleri çıktı ve bu haber gerçekti. Hayranlar ne yaptı dersin ?? Tabi ki vay efendim o kadınla nasıl birlikte olursun? sana yakıştı mı? hem yaşı senden büyük, gibi tweetler atıldı. Bunlar yine bişey değil kadına hakaretler edildi yaşından , fiziğine, eski ilişkilerinden herşeye kadar yazdılar. İlişki zarar görmedi.. Hayranlar, adam kadından soğusun diye çabalarken aşk ateşini körüklediler :)

Hep kötü yaklaşımlar olmuyor tabi ki.. Biten ilişkiden sonra ''lütfen ayrılmayın çok yakışıyorsunuz, siz ayrıldıysanız aşk diye birşeye inancım kalmadı''  gibi saçma sapan yorumlarda okumuyor değilim hani.
Bitmiş bir ilişkiden sonra '' iyi oldu ayrıldılar'' demek ne kadar terbiyesiz ve saygısızca bir yaklaşımsa ''Lütfen ayrılmayın'' demekte aynı seviyededir.

Hepimizin hayranı olduğu isimler var yakından takip ediyoruz ama hayatlarına  bu kadar müdahale etmek neden? İyi veya kötü alınmış bir karara saygı duymak gerek. Kalp bu kimi seveceğine sen dışardan müdahale edemezsin.
Hayranı olduğun  isimler Sana  şarkılar söyler dinlersin, Dizide bir karakter canlandırır izlersin .. Varsa işiyle alakalı söyleyeceğin bir şeyler hakaret etmeden ve onunda kendi eksiğini görmesi açısından yorumunu yaparsın. Ama konu özel hayatsa dur noktanız olmalı.

Bir hayalin hedefin olsun onu gerçekleştirmek için yaşa. Hayranı olduğun insan HAYATI yaşarken sen klavye başında onun hayatını yaşıyorsun. Kendine verdiğin değer bu kadar. Şimdi kalk  işe yarar bir hedef belirle kendi dünyanı kur. Başarılı ve işe yarar bir genç ol.






......................................................................................








16 Temmuz 2014 Çarşamba

UZUN LAFIN KISASI NASIL OLUYOR ???


      Selamlaaaarrrrr
    Yaz Sil, Yaz Sil, Yaz Sil....
Blog yazısı yazarken zorlanıyorum. Aslında yazmak konusunda sıkıntım şöyle, bir konuya giriş yapıyorum hooopp bambaşka konuya doğru ilerlemişim. Birde kısa yazmak isterken o yazı nasıl uzuyor.
Mesela Bu yaz İzlediğim dizilerden bahsedecektim şöyle herbirini kısaca özet geçeyim dur birazda kendi düşüncelerimi ekleyeyim 2 tanede fotoğraf derken sen düşün gerisini.. Sonra dedim ben bile okurken yoruluyorum sıkılıyorum başkası okumak bir kenara görür görmez kapatır. Çok yazmak istiyorum hemde herşeyi ama nasıl ketum bir insanım bilsen. Herşeyi düşünüyorum az şey paylaşıyorum.
Kısa ve öz yazmanın püf noktalarını araştırmalıyım. Çok konuşan biri değilim ama iş yazmaya gelince bitmiyor.

Bu yaz izlediğim dizileri yazayım da konu boşa gitmesin bari.
Aslında çok dizi izlemem, genelde Tv programları  izlerim ama konusu basit, romantik komedi tarzı diziler bulunca kaçırmıyorum.
Mesela;
Kocamın Ailesi
Kaçak Gelinler
Kiraz Mevsimi
Ulan İstanbul

Kaçak Gelinler Ve Ulan İstanbul Aynı gün aynı saat ve farklı kanallarda yayınlanıyor bu yüzden Kaçak Gelinleri izliyorum ama Ulan İstanbul'un 1500 kez tekrarı yayınlandığı için şansa artık onuda kaçırmamış oluyorum.
Kiraz Mevsimi ve Kocamın Ailesi fox'da.. Ben beğendim bu dört diziyi..  kafa yormadan izlediğim keyifli diziler. Ulan İstanbul çok fazla tekrar bölümü yayınlandığı içinmi bilmiyorum ama sanki dizi izlemiyorumda aile, akraba, komşuların evini gözetliyormuşum gibi hissediyorum ben mi yoksa dizi mi değişik :)
Dizilerin konusuna hiiiç girmiyorum zira girince çıkamıyorum (Denedim)..  Bana bir soru sor eğer cevabını biliyorsam Eeennn ince detaylarına kadar anlatırım. Yok valla hiç beceremiyorum uzun lafın kısasını. Birde yetmezmiş gibi konudan konuya atlamalarım var..

Hadi bitti...........




................................................................................................


27 Haziran 2014 Cuma

DİREN SERDAR ORTAÇ


Serdar Ortaç'ın 26 mayıs'ta çıkan BANA GÖRE AŞK Albümünü konuşmak isterken sağlık sorununu konuşuyoruz malesef.
Ortaç MS'le tanıştı ve bizide tanıştırdı. Herkes nedir ne değildir, Ortaç neler yaşıyor bu dönemde diye detaylı araştırıyor başta ben tabi ki ZİRA fan olmak bunu gerektirir.

 S.ORTAÇ'la sadece MS'i değil insanlığın da ölmeye yüz tuttuğunu öğrenmiş olduk. Ben bu kadar lüzumsuz insanları birarada görmemiştim. Ne kadar kalbi kir pas tutmuş insan varsa hepsi ortaya çıktı. Nerde barınıyorlarsa orda kalsınlar Allah hepimizi onlardan korusun.

Serdar'ı twitter'da takip ediyorsanız (@serdarortacs )  ki etmeniz şart değil serdar ortaç diye search edin dehşete düşersiniz. Bazıları hızını alamayıp direkt kendisine tweet atıyor. Rezillik kepazelik aldı başını gidiyor. S.ORTAÇ'a değilde başka isimlere yazsalar şuan mahkeme koridorlarında sürünüyorlar "AFFET" diye yalvarıyorlardı.
Serdar yazılan tüm kötü tweetleri RT ederek "Görün neler var " demeye çalışıyor galiba..

Sevin dinleyin demiyorum ama kin ve nefrette kusmayın! Kime ne zaman ne olacağı belli olmaz. Yarın Ortaç koşarken siz adım atamayacak duruma gelirsiniz.

Konuyu eşi Chloe'ye getirenlerde var.. Parası için evlendi diyenler ???? Sanırsın İstanbul'un yarısı ORTAÇ'ın. Neleri hesaplıyorlar PES !
Chloe 2 yıldır Ortaç'la yaşıyor ve bu hastalık bir günde ortaya çıkmadı. Serdar yıllardır röportajlarında ayağında ağrıların olduğunu yorgun hissettiğini söyler. 2 Yıldır Chloe Serdar'ın durumunu biliyordu o imzayı atarkende aşık olduğu için attı. Tabi insan kötü ve fesat bir kalbe sahip olunca iyi niyeti hiç bir zaman anlayamaz.


Serdar Ortaç MS'i yener dalgasınıda geçer. O çok güçlü.. Ne sıkıntılı dönemleri oldu hepsini atlattı Bu sınavıda başarıyla geçecek..
Ortaç'ın doktoru, durumunda düzelme olduğunu ve yakında eski sağlığına kavuşacağını söyledi rahat nefes aldıran bir haber bu.


S.ORTAÇ'ı sevmeyenler kusura bakmayın ama yakın zamanda kendisini sahnede göreceksiniz. Serdar Ortaç'tan hiçbir zaman kurtulamayacaksınız ZİRA o kadar albümü ve şarkılarını da yanında götürecek değil. Ayrıca biryere gittiği yok MS öldürmez SERDAR ORTAÇ her daim sesi ve şarkılarıyla ensenizde olacak bilin istedim..

 SERDAR ORTAÇ'a en acilinden şifalar diliyorum - Sevenlerin senin için dua ediyor sende pes etme sahne seni bekler ; Seninde dediğin gibi daha bir ton iş var yapacak.



..........................................................

22 Nisan 2013 Pazartesi

Tarkan, Seferihisar'da kurulan Doğa Okulu için konser verecek..

Megastar Tarkan, kurucuları arasında yer aldığı ve sakin şehir Seferihisar’da açılacak  Doğa Okulu’nu desteklemek amacıyla 5 Haziran’da İzmir Arena’da “Doğa sensin!” isimli bir konser gerçekleştirecek. Biletleri Biletix’te satışa çıkarılan konserin tüm geliri Doğa Derneği ve Seferihisar Belediyesi ortaklığı ile kurulan Doğa Okulu’na aktarılacak.


  
Doğa Derneği ve Seferihisar Belediyesi’nin ortaklığıyla kurulan Seferihisar Doğa Okulu, yaklaşık iki yıllık bir hazırlık sürecinin ardından önümüzdeki aylarda çalışmalarına başlayacak. Yedi yıldır aktivist duruşuyla Doğa Derneği’ni destekleyen Tarkan’ın da kurucuları arasında yer aldığı Seferihisar Doğa Okulu, doğa kültürünün Türkiye ve dünyada yeniden yaygınlaşması için çalışacak. Doğa Okulu, yaşamın ve öğrenmenin iç içe geçtiği, öğretmen ve öğrenci ayrımının bulunmadığı, geleneksel ve akademik bilginin birlikte düşünüldüğü yeni bir öğrenim anlayışıyla kuruluyor. 
 Tarkan’ın vereceği destek sayesinde Doğa Okulu araştırma faaliyetleri gerçekleştirecek ve öğrencilerine ücretsiz öğrenim görme olanağı tanıyacak. 5 Haziran’da İzmir Arena’da gerçekleşecek “Doğa sensin!” isimli konserin biletleri Biletix’te satışa çıkarıldı. Tarkan’ın bu konseri aynı zamanda Doğa Derneği’nin 10. Yıl etkinlikleri arasında yer alıyor.
 Doğa kültürünün farklı alanlarında araştırmalar yürütülecek olan Doğa Okulu, 2014 yılından itibaren öğrenci kabul etmeye başlayacak. Okulun araştırma konuları arasında geleneksel tarım, doğa hukuku, ekoloji, sözlü kültür, doğa takvimi, masallar, geleneksel sanatlar, doğa felsefesi ve geleneksel mimari yer alıyor.
Seferihisar Doğa Okulu hakkında açıklama yapan Doğa Derneği Başkanı Güven Eken şunları söyledi: “Doğanın yok oluşundan, kadına karşı şiddete veya savaşlara kadar, ne yöne bakarsak bakalım her sorunun arkasında insanın insanla ve doğayla arasındaki kıyasıya rekabeti görüyoruz. Oysa Anadolu ve dünyanın dört bir yanındaki kadim toplumlar, rekabet yerine işbirliğine ve adil paylaşıma dayalı bir yaşamın mümkün olduğunu bize ispat ediyor. Seferihisar Doğa Okulu, bu toplumların izini sürecek ve başka bir insanın mümkün olduğunu bir kez daha ortaya koyacak. Tarkan’ın ve Seferihisar Belediyesi’nin Doğa Okulu’nun kurucuları arasında yer alması yapılan çalışmanın kalıcılığı açısından büyük değer taşıyor”.



9 Nisan 2013 Salı

Caffè Nero’nun glutensiz ürünleriyle lezzete uzak kalmayın


“Milano’nun batısındaki en iyi kahveci” unvanına sahip Caffè Nero, çölyak hastaları için glutensiz lezzetler üretmeye başladı.
Caramelatte, Chai Latte, Caffè Latte ve Limonlu Muffin, glutensiz içerikleriyle tam bir keyif yaşatıyor. 
Glutensiz ürünlerini geliştirmeye devam edecek olan Caffè Nero, yapacağı yeniliklerle kahve tutkunlarının karşısına çıkmaya devam edecek. 

“Milano’nun batısındaki en iyi kahveci” unvanına sahip Caffè Nero, glutensiz ürünleriyle artık herkesin damak tadına hitap ediyor. Caffè Nero’nun klasikleşmiş ürünleri, gluten içermeden hazırlanarak çölyak hastalarının beğenisine sunuluyor.
Caffè Nero’nun glutensiz içeriğe sahip ürünlerinin başında Caramelatte geliyor. Karamel tadının espressoyla bir araya gelmesinden oluşan Caramelatte keyfini, artık çölyak hastaları da yaşayabilecek. Bunun yanında kahve severlerin vazgeçilmezi Caffè Latte ve tarçın severlerin favorisi Chai Latte de artık glutensiz olarak hazırlanabiliyor. Yiyecekler arasında ise özel geliştirilen Limonlu Muffin çölyak hastaları için glutensiz un kullanılarak sunuluyor.
Reçeteleri değerlendirmeye devam eden Caffè Nero, glutensiz tatlarına yenilerini eklemeyi ve çölyak hastalarını lezzet ile buluşturmayı sürdürecek.

25 Şubat 2013 Pazartesi

Bedük'ten Parti gibi Klip


Bedük yeni albümü Overload'un ilk klibini hareketli şarkısı Beatfreak için çekti. Adı gibi hareketli görüntülerden oluşan klip yayınlandığı andan itibaren büyük ilgi topladı.

Her şarkısıyla kendi alanında ilklerin öncüsü olan elektronik dans müziğinin Türkiye'deki en özgün temsilcisi Bedük, yeni albümünün ilk klibini BeatFreak isimli şarkısına çekti. Klibin yönetmenliğini çektiği parti ve gece hayatı fotoğraflarıyla ünü kulaktan kulağa yayılan Tchane Okuyan üstlendi.

Üç günde pek çok farklı mekanda çekilen klipteki görüntülerin bir kısmı Bedük'ün geçtiğimiz haftalarda İndigo'da gerçekleştirilen konserinden alındı. Konserde spontane bir şekilde izleyicilere "hadi klip çekiyoruz" diyip kendini seyircilerin arasına atan Bedük, hayranlarıyla birlikte eğlenceli görüntülere imza attı.


Beatfreak şarkısının adına yakışan video klibindeki diğer görüntüler ise Türkiye'nin en iyi dansçı ve koreograflarından Uğur Yıldıran'ın sahibi olduğu Hasköy'deki Acaip İşler Müdürlüğü'nde çekildi. Bedük, şarkı söylediği bölümlerde de lazerle özel ışık tasarımının kullanıldığı klibi için "Klip tam anlamıyla şarkıyı izleyicilere aksettirmek ve benim konserime geldiklerinde yaşayacakları eğlenceyi birebir yansıtabilmek için tasarlandı. Biz çekimlerde çok eğlendik, umarım seyredenler de eğlenirler" dedi.

Konserleri:
7 Mart Ankara Jolly Joker Ankara
9 Mart Kayseri Hilton Otel
22 Mart Konya Rixos Otel


http://www.biletix.com/etkinlik-grup/47511461/TURKIYE/tr

www.facebook.com/beduk
www.twitter.com/beduk
http://instagram.com/beduk
https://soundcloud.com/beduk

Bir bumads advertorial içeriğidir.

5 Mayıs 2012 Cumartesi

Merve Öner /Röportaj

Merve Öner 1984 yılında Ankara da doğdu.Klasiktir, çocukluk yıllarında sanatcıların taklidini yaparak şarkı söylemeye başladı ve bu tutkusundan asla vazgeçmedi. Lise yıllarında çok kısa bir süre TRT sanatçısı Canan Sezgin Geylan ile keman çalıştı. Bu süreçte Kültür Bakanlığı Gençlik Korosunun sınavını kazandı ve üç yıl Klasik Türk Müziği eğitimi aldı. Daha sonra TRT Ankara Radyosu Çok Sesli Korosu'nun sınavını kazandı ve batı müziğine adım atmış oldu. Ardından Cumhuriyet filminde Bozkır adlı eseri seslendiren başarılı soprano, opera sanatcısı, Hülya Kazan İle şan derslerine başladı. ANKARA ÜNİVERSİTESİ DEVLET KONSERVATUVARI OPERA bölümünü kazandı ve dereceyle mezun oldu. Ardından Ankarada sahne çalışmalarını sürdürdü. Bu süreçte çok sayıda şarkı sözü yazmaya ve bestelemeye başladı. Bir yandan müzik eğitimciliğine devam ederken, sanatçı kimliğine engel olamayan Merve Öner, öğrencilerini müzik yarışmalarına hazırladı ve başarılar kazandı. Jazz, Latin, Pop gibi birçok dilde şarkı söyledi ve sahne aldı. Hayatının dönüm noktası Serdar Ortaçla tanışması oldu ve kendisi hala Serdar Ortaçın vokalisti olarak müzik kariyerine devam etmektedir.
Merve Öner kimdir ? bize kendini anlatmanı istesem.?
MERVEÖNER : Merve Öner çocukluğundan beri müzikle ilgilenen daha sonra Ankara da aldığı konservatuvar eğitimi ile müzik serüvenine asıl başlangıcı yapmış bir sanatcı adayı:) aday diyorum çünkü bana göre SANATCI kelimesi çok önemli herkese sanatcı denmesinden rahatsızım.Merve Öner hakkında facebooktaki sanatcı sayfamdan detaylı bilgi edinebilirsiniz.
 Müzikle ilk tanışma nasıl oldu?
MERVEÖNER : Müzikle ilk tanışmam taklit yaparak küçük yaşlarda başladı ve aile desteğiyle sürdü gitti.
Hangi sanatçıların taklidini yapıyordun?
MERVEÖNER :  Çocukken Seyyal Taner, Neşe Karaböcek taklitleri yapardım :) Üniversite yıllarında ise Belkıs Akkale, Nihat Doğan taklitleri ile eğlenirdik. :)
Ailede senin dışında müzikle ilgilenen 
üye/ler varmı?
                




 MERVEÖNER : 


Ailemde müzikle ilgilenen kişiler var. 


Dayım çok eskiden Fenerbahçe'de  


futbolcu aynı zamanda o yılların gözdesi 


gazino döneminde Bülent Ersoy gibi 


değerli sanatçılarla sahne alan bir sanat 


müziği yorumcusu idi. Şükrü Birand.

Gün Işığına çıkan bestelerin var mı yoksa saklıyormusun ?

Çok sayıda bestem var sorudaki gibi"SIR GİBİ" saklıyorum:)Hatta bir iki sanatcıya ulaştırmak istedim sonra oturup ağladım onlar benim duygularım benim çocuklarım diye:)üretmeye devam ettikce bu düşüncelerim değişti:)

Serdar ortaç'a sahnede vokal yapıyorsun - nasıl tanıştınız? vokalistlik hikayeni öğrenmek istiyorum.

Serdar Ortaçla tanışmam tam bir mucize.Diğer mesleğim için tahmin edemeyeceğiniz bir yerde yaşıyorum ve gizli tutmam gereken bir durum bir süre için.görevim sona erdiğinde bu merakı gidereceğim.Sadece mucizelere dualara inandığımı bilin yeterli şimdilik:)

Serdar Ortaç'la çalışmak nasıl bir duygu ? :))

MERVEÖNER : Serdar Ortaçla çalışmak harika bir duygu. Serdar Ortaç ekibine değer veren bir sanatcı ve o da bizim için çok değerli.

İleride kendi albümünü yapmak gibi bir düşüncen var mı ?

MERVEÖNER : Albümle ilgili bir hırsım yok:)olursa kendiliğinden olur günün birinde .Şu an halimden öyle memnunumki:)

Müzikle alakalı fazlasıyla donanımlı olduğunu söyleyebilirim.. Kariyer odaklı hayallerinden bahsedermisin?

Müzikle ilgili dediğiniz gibi dolu dolu geçti hayatım.Piyano ve keman çalmaya niyetlensemde şarkı söylemek kadar sevemedim ve emek vermek istemedim.konservatuvarda aldığım Opera-Şan eğitimi sahne dersleri için gece yarılarına kadar çalışmak her zaman keyif verdi.Mezuniyetten sonra yükseklisansımı tamamladım ve Ankarada ve daha sonra Ankara dışındada çok sayıda mekanda sahne almaya başladım İngilizce,İspanyolca,İtalyanca,Yunanca vs çok sayıda dilde şarkılarda söyledim. Bir dönem Latin kraliçesi olmaya hazırlanırken yine pop müziğinden vazgeçemedim:)Hedeflerim her zaman büyük - olduğum yerde saymayı oldum bittim demeyi sevmeyen biriyim.

Fanların ilgisinden dolayı mutlumusun ? Onlarla yakından ilgilendiğini duydum :) ? 

Fanlarımın ilgisi elbette mutlu ediyor bende onları çok seviyorum çok içten çok şekerler:)Vakit buldukca iletişim kurmaya çalışıyorum ancak hayat çok daha hızlanır yemek yemeye vakit bulamazsam bir gün sakın yanlış anlamasınlar bazen bir gün ilgilenmeyeyim sitem ediyorlar:)sadece aşırı yoğunluktan dolayı hepsini çok ama çok seviyorum:)



.........................................EN'ler................................

*En son aldığı ürün ?
*En son aldığım ürün internet üzerinden yurt dışından getirttiğim bir elbise.

*En sevdiği marka?
* marka kelimesinden hoşlanmıyorum ancak çok sayıda markayı takip ediyorum daha çok bulunmayan bilinmeyen tasarımların meraklısıyım.Marka herkeste olur tasarım ürünleri tek yada az kişide.

  • *Giyim tarzını en iyi açıklayan cümle?
    *giyim tarzım değişken kimi zaman salaş spor kimi zamanda abartılı kokoş diyebiliyorum:)ancak genele bakarsanız Sadelik ve rahatlıktan yanayım.

    *Eskiyene kadar giydiği parça?
    * Eskiyene kadar giydiğim yurt dışından teyzemin getirmiş olduğu pembe bir spor ayakkabı.hiç eskimesin istemiştim:)
    • *En çok aldığı ürün?
      En çok aldığım ürün elbette sahneyle bağlantılı olarak elbise ayakkabı kozmetik:)

      *Parfüm?
      * Parfüm tenimden çıkmayan tek çiçek kokusu olan Pleasures.Zaman zaman başka denemelerimde olsa bundan vazgeçemedim.

      *Alışverişte en nefret ettiği şey?
      *Alışverişte en nefret ettiğim şey yanımda biri varsa çabuk çabuk diye acele ettirmesi:)

      *En Sevdikleriniz ? (kişi-ler)
      *En sevdiklerim tartışmasız ailem..ancak bu liste uzar gider çok sayıda dostum var sevdiklerim çok, sevilende bir dost olduğuma inanıyorum:)

      *En Son Aldığınız Kitap?
      *En son aldığım kitap" Bir Muhteşem Güneş".

      *En Son Aldığınız Albüm ?
      *En son aldığım albüm klasik müzikle ilgili karışık bir albüm.
                  • ve Smooth jazz
        *En Son İzlediğiniz Film ?
        En son izlediğim film SHİNE TU.müzik ve piyano ile ilgili olduğu için merakla izledim.

      • *İzlediğiniz Dizi - Diziler ?
      *Yoğunluktan dolayı dizi izleyemiyorum sadece parça parça ne denk gelirse yakalamaya çalışıyorum.

      *En Sevdiğiniz Şarkıcı Albüm ?

      *En sevdiğim şarkıcı albüm listesi sanırım uzar gider Serdar Ortaç her zaman başımızın tacı:) onun dışında Sertab Erener,Funda Arar,Ajda Pekkan,Işın Karaca,Yonca Lodi,Sezen Aksu albümlerini takip ediyorum çünküonları bayan vokal olarak örnek alıyorum.yabancılardan 80 liler hayranıyım o liste çok uzun:) Jamiroquai dinlemek bana enerji veriyor.Sesimle ilgili ders için ise opera sanatcısı Maria Callas dinlemeden günüm geçmiyor.

      *En İyi Alışveriş Arkadaşınız ?
      En iyi alışveriş arkadaşım Elvin:)üniversitede başlayan ve bitmeyen dostluk .benimle sıkılmadan alışveriş yapan tek dostum:)


                    TEŞEKKÜRLER MERVE ÖNER          


      .Not : Benden Merve Öner'le röportaj yapmamı isteyen ve soru desteğinde bulunan merve öner fan yöneticisi Adnan'a Teşekkürler :)