13 Şubat 2017 Pazartesi

SEVİYOR SEVMİYOR VEDA


Adı üstünde SEVİYOR SEVMİYOR! Bir öyle,  bir böyle.
28 bölüm güldük, ağladık, düşündük, sinirlendik. Bir dizinin içine girdik.. Nerden girdik buraya diyerek çıkış kapısı aradık ama bulduğumuzda çıkmak istemedik.
Tükenmez sabrımız varmış bunu da gördük. Dizi haftalarca  yayınlanmadı yılmadan bekledik.  Gidişat istediğimiz yönde değildi,  toparlanır diye umut ettik.

İlk kez dizi karakterine bağlandım. Acısı acım, heyecanı heyecanım oldu. Kırılgan ruhunu erken farkedenlerdendim.  Çocukluktan itibaren yaşadığı olumsuzluklar, kayıplar sert duvar örmesine sebep olmuş ama içi çok yumuşak, naif kalmış Yiğit Balcı'nın.
Herşeyi halletmiş geriye eksik tek parçası kalmıştı o da AŞK. Onu tamamlamak için gelmişti Türkiye'ye. Kalabalığın içinde deli gibi aramak zorunda kalmadı çünkü kader onu beklemediği bir yerde ve zamanda karşısına çıkardı o bir süre bunun farkında olmasada. Yalan deryasında boğulmak üzereydi ama bununda farkında değildi.
Çocukken fiziğiyle dalga geçilmiş, annesini trafik kazasında kaybetmiş, babası tarafından yeterli sevgi görmemiş, her zaman yanında olan çocukluk arkadaşı Deniz'den ayrılmak zorunda kalmış E dolayısıyla koca bir duvar örmüş bu sebepten olanları çok net göremiyordu.  Pişmiş tavuğun başına gelenler mi?? Tavuk bu olanları duysa haline şükreder.


Deniz Aslan Evimizin kızı gibi girdi hayatımıza. Yiğit Balcı hariç herkese karşı fedakarlık yaptığını görmek üzdü.  Bazılarımız bu duruma daha fazla dayanamayıp gitti. Ben ve benim gibi sonuna kadar direnenler mutlu sona şahitlik ettik. Deniz 'in yanlış kararları, hataları çığ gibi büyüdü. Birini toparlarken bir başka yanlış geldi. Deniz'in bize öğrettiği tek şey "Sebep ne olursa olsun yalandan uzak duracaksın."
Olduğun gibi sunacaksın kendini. İnsanlar seni sevsin diye değişme.. Kendin ol. Doğru insanlar seni sever.

Tuna ve İrem! 
İkiside kendilerine ait olmayan kişilere aşıktı. Tuna ilk kez Deniz gibi doğal bir kadın, İrem ilk kez Yiğit Balcı gibi güzel seven bir adam tanıdı. Karşılıksız aşk yaşayanlar Tuna ve İrem'i anladı ve sevdi.
Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir.
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak.
Yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
Demiş Nazım Hikmet.

Her bölümünde ağladığım bir diziydi Seviyor Sevmiyor.  Pazartesi sabahına şiş gözlerle uyanmak nedir bilir misiniz :)
İlk 6 bölüm çok başkaydı. Enerjisi o kadar yüksekti ki iyi ki böyle bir dizi var dedirtiyordu. Senarist değişikliği bütün heyecanımızı, neşemizi aldı götürdü.   Galatasaray Fenerbahçe taraftarı gibi olduk. Bir taraf Yiğit Balcı derken Tuna Ertürk diyenlerde az değildi.  O kadar kaptırmışız ki kırdığımız kadar da kırıldık.  Böyle bir izleyici kitlesi bir daha gelmez.


İçimi acıtmayan bir final olsun istedim. Yiğit'in ameliyat sahnesinde,  "Öldürmeyiiinn'' derken buldum kendimi. 
Mutlu sonla bitsede
Gökhan Alkan'ın da dediği gibi yarım kaldı. Yarım ve buruk.. Daha yeni başlıyordu güzel günler.
Final bölümünü tek tek yorumlamayacağım. Herşey güzeldi, beğendim. Komediside vardı dramı da. Yiğit Balcı'ya yine ağladım ama finalde gönlünce güldüğünü görmek güzeldi.  İrem ve Tuna aşkı başkalarında buldular. Tuna'nın Deniz'e anlamlı bakışları beni düşündürmedi değil. Uyanık ol Balcı!  Aşk-ı Memnu bilmem kaçı çekmelerine izin verme.

  Bölümü Yiğit Balcı'nın gülen yüzüyle bitirmelerini sevdim.. Teşekkürler♡ 

Dizinin tüm karakterlerine selam olsun.
Bir daha yolumuz kesişmeyecek ama size can veren güzel insanlarla mutlaka bir yerlerde buluşacağız.
Hoşçakal GoFlamingo
Hoşçakal Tuna ve İrem
Hoşçakal Deniz Aslan Balcı
En çok sen hoşçakal, mutlu kal Yiğit Balcı.
...

♡ Herşey çok sevmekten.

♡ Belki de bu tweeti hiç atmamalıydım. Ben nerden bileyim durmadan ağlatacaklarını.

♡ Çok sevdim hep yanında oldum ama sevgim kurtarmaya yetmedi. Üzgünüm.

♡ Gideni durdurmak mümkün olsaydı.. Açaydım kollarımı gitme diyeydim. :) 




.......................................

30 Ocak 2017 Pazartesi

DÜŞÜYORUZ..!

♡ Hiçbir kadın bir erkeği bu biçim sevmedi dedi şarkı!
Olmaz olsundu böyle sevmek.
Deniz Aslan'ın sevme biçimini örnek almayın hayatınız kayar.
Bu biçim ne biçim deli gız!?

♡ Sevdiği kadın başka bir adama evlenme teklif edince tamamen kaybettiğini anlayan Tuna Ertürk başka aşka yelken açtı. Doktor tavsiyesi olduğu için mi bıraktı? İnsan Aşık olduğu kadından doktor istedi diye vazgeçer mi?
Tuna Çok uzağa gitmedi.  Yiğit'in kız kardeşine aşık oldu. Bunu geçen hafta yazmıştım değil mi. Hep senaryo mu kendini tekrarlayacak birazda ben;)
Yiğit Balcı ve Tuna Ertürk akraba olacak öyle mi?? Hmm.. Peki.

♡ İçindeki Yiğit Balcı aşkını sonlandıramayan İrem Gündoğan nasıl oluyorda Deniz Aslan'a iyimser yaklaşıp onu özleyebiliyor?
Nefretin artması gerekmez miydi?
Deniz'i özlediğini söyleyen İrem nasıl oluyorda Yiğit Balcı'nın aşk oyunu teklifini tereddütsüz kabul edebiliyor? "Soru Havuzu"

♡ Aşk oyunu demişken
Yiğit Balcı 'nın Deniz'i üzmemek için başvurduğu aşk oyununu sevmedim.
Hastalığını saklamasını anlarım, Deniz'i kendinden uzaklaştırıp Tuna'yla Deniz'in sevgili olmasını sağlamasını da anlarım ama İrem'le aşk oyununa HAYIR!
İrem'i sevmediğim için değil, Yiğit Balcı'nın duruşuna yakışmayacağı için.
Umarım bu yoldan dönerler.

Yiğit 'in aşk oyunu fikrine Tuna dahil olmazken İrem balıklama atladı. Şaşırmadım İrem'e. Yiğit'le olmak dışında bir gayesi yok. Görsel olarak yakışıyorlar ama olacak iş değil.
Simya olmasaydı bu oyunu Tuna'da kabul ederdi eminim.


 Ofistekiler müthiş :) Yaşanamayan Yiğit♡Deniz aşkını bizim gibi izleyip yorum yapıyorlar. TuDenci olduklarını düşünüyorum zira her seferinde Yiğit'e karşı yüklenme var. Hiçbir şekilde Yiğit'i dinlemiyorlar.

☆ Sen git kendini aldat Yiğit Balcı :))
Güzel sahneydi, güldürdü.
Fragmanda Deniz'in Yiğit'in kafasında vazo kırdığını gördüğümde senaristler her bölüm Zeynep Çamcı'ya Gökhan Alkan'ı dövdürüyor senaryo diye yedirmeye çalışıyorlar dedim. Tokat, yakasına yapışmalar, vazo kırmalar N'oluyoruz..
Bilenmemi var :))
Ne çektin be Gökhan Alkan/ Yiğit Balcı

Yiğit 'in kolyesi♡
Deniz evlenme teklif ederken parmağına toka takmıştı.  Toka ve onun yerine alınan yüzüğü kolyesine takmış yüreği gözleri kadar güzel olan Balcı. Yüzüğün kolyeye takılması alıştığımız bir görüntü ama o toka neydi.. Yazarken dahi gözlerim doluyor. Yok böyle kıymet!
Yiğit'in hastalığını, yaşamak için büyük sabırla beklediği ama yaşayamadığı aşkını düşündükçe... Umarım ölüm olmadan final yaparlar yoksa fena dağılırım.


Final söylentileri var bilmem ne kadar doğru. Senaryo kötü ilerliyor olabilir, beni fazlasıyla yormuş, sinirlendirmiş ve üzmüş olabilir ama yine de bitmesini istemiyorum. Diziye bayıldığımdan değil tabii. Oyuncuların elinde bekleyen yeni iş varsa Seviyor Sevmiyor bugün bitsin ama eğer yoksa böyle devam etsin.
Bitmesin diyorumda bu reytingle zor. O neydi öyle!!!!
Sonumuz hayrolsun.

. .Yazıya başlık düşünüyordum buldum "DÜŞÜYORUZ"  ..





♡   ♡   ♡   ♡   ♡  ♡ ♡ ♡


İnsan karar vererek aşık olmaz. Sadece bir bakar, olmuş.


8 Aralık 2016 Perşembe

İYİ Kİ GÖKHAN ALKAN


Bugün (8 Aralık) Gökhan ALKAN'ın doğum günü.
Her hafta Seviyor Sevmiyor 'un bölüm yorumunu yazıyordum  ama bu hafta Gökhan ALKAN'a ayırıyorum kalbim kadar temiz sayfayı :)

Diziyi 2. Bölüm itibariyle izlemeye başladım ve haliyle Gökhan'ı da takip ediyorum. Acaba diyorum algıda seçicilik midir hangi kanalı açsam Gökhan ismine rastlıyor olmam.. Mesela herkes mi Aralıkta doğdu her yerde parti havası var.

 Gökhan'ın burcu Yay.  Daha çok Akrep burcuna mensup gibi. Bu yazıyı hazırlarken aklıma takıldı  bir astroloğa;  Burcu Yay ama Akrep gibi, özellikle gözleri öyle söylüyor. Marsının Akrepte olması mı bu etkiyi veriyor diye sordum. (Akrep burçlarının gözleri etkileyicidir hemen gözlerinden tanırsınız onları)
Evet, özellikle Marsı yükselen derecesine yakınsa verebilir dedi astrolog.
Akrep görünümlü Yay :)
  *  *  *
Daha önce bir yazımda ekrandan tanıyıpta sevdiğim ve hep iyi şeyler yaşamasını istediğim 3 isim var bunlardan biri Gökhan ALKAN demiştim. O günden bugüne değişen birşey yok. Hala aynı düşüncedeyim.
Gökhan Konuşmadığı zaman mesafeli görünüyor. Sanki Selam versen soğuk bir kafa selamıyla karşılık verir, Günaydın desen Sensin günaydın der gibi bakar geçer bir hali var. Ama konuşmaya başladığında çok başka biri. O kadar şeffaf ki kalbini görebiliyorsunuz. 
Tam bir DIŞI BUZ, İÇİ BAL :)
  *  *  *
Bazı insanlarla iç dünyanız çok benzer.
Fiziksel benzerlik sizi yakınlaştırır ama İç dünyanız- Ruh ve enerjinizin, ritminizin aynı olması sizi birarada tutar. Galiba insan ilişkilerinde önemli bir detay.
Gökhan'ın röportajlarını okuduğumda benzerliğimizi farkediyordum ama Son iki röportajında Sanki beni anlatıyordu.
Bende çocukken ileride saçma fotoğraflarımın olmaması için fotoğraf makinesi gördüğüm anda düşman görmüş gibi kıyıdan kıyıdan çaktırmadan uzaklaşırdım ya da tüm ısrara rağmen istemiyorum der direnirdim.   Çocukluğuma dair toplasan 10 tane fotoğraf çıkar.
Babasıyla olan iletişimi benim babamla olan iletişimime çok benziyor. Babasının Gökhan'a söyledikleri, yönlendirmeleri babamla aynı kafada dedirtti bana :))
Detaycı, Yanlış anlaşılmaktan korkan,  karşısındaki yanlış anlamasın diye konuyu 1500 kez anlatan..
Ben ses rengimiz ve konuşma biçimimizin duruşumuzu şekillendirdiğini düşünüyorum. Mesela benim içimde müzik çalıyor ama dış cephe Ana haber bülteni sunmaya hazırlanıyor ya da o ağırlığı anlamsızca ben yüklüyorum. Gökhan'da da durumlar farklı değilmiş.
 Selam olsun erkek versiyonuma.  Kendine iyi bak oralarda. :)

      *    *    *

Gökhan ALKAN Hayallerinden, hedefinden vazgeçmemiş ama aynı zamanda Ailesini de kırmayıp onların istediği gibi önce eğitimini tamamlamış sonra ertelediği hayalini gerçekleştirmiş.
Hayat ona çok fazla seçenek sunmamış lakin o elindeki limonla limonata yapmayı bilmiş.
Gökhan ALKAN kesinlikle oyuncu olmak için yaratılmış. Bu bir yetenek ve içten gelen birşey ama bunun birde görsel yanı var. Her fotoğraf karesinde başka bir adam görüyorum. Güldüğünde dünyanın en sempatik ifadesine sahip olurken, gülmediğinde sert bir adam oluyor. Saçına yaptığı en küçük dokunuş bile ifadesini, enerjisini değiştiriyor.
Bir oyuncu için büyük avantaj

Gökhan ALKAN'ın kalbi daha çok bebek. Heyecanı hevesi taze. Bugüne kadar çok iyi muhafaza etmiş. Umarım kimse veya hiçbir şey onu İncitmez, hissizleştirmez.
Sevenleri onu, o da sevenlerini önemsiyor.  Onların arasına karışıyor, kendini uzak tutmuyor. Çok alışılagelmiş bir şey değil. Sarın sarın pamuklara sarın. Türüne az rastlanır zira ;)
Umarım sevenleriyle olan iletişimini koparmaz.

Şükretmeyi bilen insan İyi ki varsın. Her zaman sabırlı, kararlı, azimli olmaya devam et.  Büyük hayaller kur ama büyük hayallere küçük adımlarla ilerlemenin daha sağlıklı sonuçlar verebileceğini unutma.  Güzel ve Hayırlı olan herşey seni bulsun.  Mutluluk, iç huzur, sağlık diliyorum gerisini zaten sen halledersin. Doğum günün kutlu olsun Gökhan ALKAN ;)


.......................



VE
Erkek kardeşim Serdar ( 15 Aralık)
Kuzenim Eda ( 3 Aralık)
Kuzenim Yasemin'in  yeni doğan prensesi Yıldız ( 6 Aralık)
Sizleri seviyorum.
Mutlu bir ömür diliyorum, İyi ki varsınız. Ve Aralık'ta doğan herkesin doğum günü kutlu olsun :)





...


30 Kasım 2016 Çarşamba

AŞKIN ACI HALİ / SeviyorSevmiyor

 
   Her sahnesini beğendiğim bir bölümdü. Sonuna kadar Karakterlerin tüm adımlarını merakla takip ettim.

Yiğit Balcı gerçek Deniz Aslan'ı Deniz'den öğrensin istiyordum. İstediğim olmadı İrem hızlı davrandı. Bütün gerçekleri anlattığı bir video yolladı Yiğit'e. Ben olsaydım ne yapardım diye sordum kendime. O kadar zor ve kötü bir durum ki.  İnsan hem herşeyi ve herkesi geride bırakıp çekip gitmek istiyor hemde aptal yerine koyulduğunu düşündükçe sağlam bir intikam almak, hepsinin canını yakmak istiyor.
Yiğit ofiste herşeyi kırıp dökmeyi, bağırıp çağırmayı seçti. Kendini sokağa attı ağladı düşündü. Bütün olanlar beynine, kalbine ruhuna ağır geldi ve kendini öylece yere bıraktı.
Birgün sonra bambaşka bir Yiğit Balcı'yla tanıştık.  Enkazın altından bir gecede kurtulacak kadar güçlüymüş meğer.

Önce İrem'e gitti.  Bir planı olduğu çok belliydi. İrem'e söyledikleri her ne kadar oynayacağı oyunun bir parçası olsa da gerçek değil miydi? İrem Yiğit'e aşıktı ve onu kaybetmek istemiyordu. Bundandır yalanı sürdürmesi.  Ama bu İrem'in suçsuz olduğu anlamına gelmez tabii.
Yiğit Gerçeği öğrendiğini Deniz'in bilmesini istemiyordu. İrem'in Deniz'le bu konuyu konuşmasını
engellemek için İrem'in kendisine olan zaafını kullandı. Yiğit Balcı'ya yakışmayan hareketler bunlar ama herşeyin bir bedeli olmalıydı.
Yiğit Balcı İrem'le konuşurken içinden başka biri çıkıyordu.  Sert, duygusuz ve tehlikeli. Yiğit'e yabancılaştım. Sevmedim galiba bu halini. Nerde benim naif, içinde kötülük barındırmayan Balcımmm?
  *   *   *
Favori sahnem Yiğit'in bankta Kendisiyle dalga geçildiğini, herkesin ona güldüğünü düşündüğü sahneydi.
Yiğit Balcı'nın Krize girdiği anın içinde o kadar çok duygu vardı ki.
 Üzüldüm Yiğit'e. Bu kaçıncı üzülmeler! Sonu yok mu bunun!?
Yiğit Balcı'yı sarıp sarmalamak istedim. Öldürmekten beter ettiniz adamı. Gökhan Alkan'ın performansı kusursuzdu. Bir kez daha hayran kaldım. Başa sarıp sarıp izlemelik bir sahne olmuş.
Deniz'in Muğla şivesini seviyorum.  Yidin mi gari dediği an güldüm kusura bakma balcımm. Acın acımdır ama o komikti yani şimdi gülmezsem olmazdı :)

  * * *
Yiğit İrem'i umutlandırarak intikamını alıyor. Deniz'e her seferinde aşık olduğunu söylüyor, peşini bırakmıyor birşekilde kendine bağlıyor bu sayede de Tuna'nın canını yakıyor. Peki Deniz?? Deniz'in canını yakacak mı? Deniz'e hâlâ aşık mı?  Sevdiğini söylemesi, onu öpmesi, Evlenme teklifi etmesi bir oyun mu? Herşeyi anladım ama deniz'e olan duygularını ve düşüncelerini anlayamadım.
Yiğit ve Deniz'in öpüşmesi, Deniz'in Yiğit'e aşkını itiraf etmesi ve Yiğit'in evlenme teklifi iyiydi hoştu lakin tüm bunlara Tuna şahit olmayaydı iyiydi. Bir miktar üzüldüm.
         *   *   *
Bölümün başında Deniz'in Ağlayarak (yumruklarını sıkarak hemiidee) Tuna'dan hesap sorduğunu görmedim sanmayın. Ayça'dan kıskanıp saç baş kavga edecek kadar bir duygu besliyor belli. Sonrasında Yiğit'e olan aşkını itiraf etmesi.  Bu karışıklık yakışmıyor Deniz'e.

Yiğit Balcı intikam alacaksa Deniz'den de almalı. Tuna üzülecek, irem üzülecek ama herşeyi başlatan Deniz kusursuzluk abidesiyle evlenecek sefa sürecek yok yaaa!
Basarım o nikahı. :/
.....

Bendeniz'in şarkısı güzeldi .

İstemiyorum ben böylesi sevdayı
İstemiyorum ben böyle ağlamayı
İstemiyorum ben böyle kahrolmayı 
İstemiyorum ben senle olan sevdayı 





.........................




8 Kasım 2016 Salı

KÖRDÜĞÜM !



   Uzun aradan sonra az biraz güzel bir bölüm izliyorum dedim bölümün başında lakin sonrasında yine bozdu. İyice sarpa sardı çıkmaza sürüklendi.

En güzel gelişme Yiğit Balcı'nın bir şeyleri sorgulamaya başlaması ve İrem olayını araştırması oldu. Ama Deniz Aslan ve Tuna ışınlanmayı buldukları için heryere Yiğit Balcı'dan önce gidip bütün açıkları kapatıyorlar. Ve Yiğitciiimm yine kafasında deli sorularla geri dönüyor.
    *    *   *
Ayakta uyutulan Yiğit Balcı'yken Tuna ve Deniz'in Yiğit'e söyledikleri yine hafiften sinir yarattı bende.
Yiğit Balcı Tuna'ya sorar:  Mesela, bana bir yalan söyleniyor sende bunu biliyorsun, ortaksın, içindesin. böyle birşey olabilir mi?
Tuna: Deniz'i (İrem) aldın teker teker gezdirdin.. İlk öptüğün yer, evlenme teklifi ettiğin yer, ilk yemeğe götürdüğün yer. Neden? Kız herşeyi kendi hatırlasın istedin. Böylelikle onu terkettiğini söylemek zorunda kalmayacaktın. Hem vicdan azabından kurtulacaktın hem de deniz'den.
    Bak bak zeytinyağına bak sen!! Yiğit Balcı'nın Sorusuna cevap veremedi-Veremezdi.

    Peki Deniz Aslan!
İrem Deniz'in annesinin Yiğit'e tüm gerçekleri anlattığı mektubu bulur ve Deniz'in hala Yiğit'e aşık olduğunu lakin duygularına engel olmaya çalıştığını öğrenir. Deniz'i arar deniz eve gelir. İkili arasında geçen konuşmada Ümitlenmedim değil. Artık Deniz yorgundu. Konuşmalarından ve bir hışımla kalkmasından sanki  gerçekleri Yiğit'e anlatacakmış gibiydi.  Ama Yiğit'le anısı olan eşyaları toplarken anladımki boşuna ümitlenmişim.
Deniz Aslan : Herşeyin suçlusu ben miyim! Arada ezilen ben mi olacağım, kırılıp dökülen ben mi olacağım. ''Sen göreceksin Yiğit'' dedi,.

Evet,  SEN GÖRECEKSİN YİĞİT dedi. Gelen Yiğit'e vuruyor Giden Yiğit'e vuruyor hayırdır? Yiğit bunlara N'aptı da ben kaçırdım acaba?
Sanırsın tek ayak üstünde onca yalanı Yiğit Balcı söylüyor.

 Dergi  batmış ekip dağılmış. Tabii dağılan ekibi toplamak Tuna'ya düştü. Herkesi tek tek buldu, konuştu geri dönmeye ikna etti.  Hepsinin biraraya gelip sarıldığı sahnenin hemen ardından Yiğit Balcı sahnesine geçildiğinde Gökhan Alkan'ı özlediğimi farkettim. Şaka değil bildiğin özledim. Gökhan'ı görünce sanki uzun zamandır görüşememişizde ansızın karşılaşmışız hissi uyandı.
Araya o kadar anlamsız ve merakımı uyandırmayan sahneler koyuyorlar ki dizide olduğunu dahi unutuyorum.  Ve bu adam dizide başrol..  BAŞROLLL ! Senaristlere bunu biri hatırlatsın.
Elbette her bölüm Yiğit ve Deniz'e ağırlık verilmez arada diğer karakterlerin hikayeside işlenmeli ama dozunda olmalı.  Bir önceki bölümde İrem üzerinden gidildi,  17.  bölümde  ise Tuna ve dergi ekibi. Tuna Ve Deniz sahnelerinde  En azından ilk aşk (YiDen) masumiyetine zarar verilmesin. Finalde Yiğit ve Deniz birşeyler yaşayacaksa geri dönüp baktıklarında az da olsa temiz bir hikayeleri olsun.

90'larda olsa senaryonun nereye gittiğine bakmadan izlemeye devam ederdik. Evet sinirlenirdik ama yinede diziden vazgeçmezdik. Çünkü ilgileneceğimiz başka hiçbirşey yoktu ama eskidendi çoook eskiden. . Yıl 2016 ve artık mutsuz olduğumuz yerde daha fazla kalamıyoruz. Dizi dışında kafamızı dağıtacak çok şeye sahibiz dolayısıyla senaristleri acilen güncellemek gerek.

    Yiğit Balcı çok kesin konuştu. '' Senden nefret edebilmek için İrem'le yer değiştirdiğinizi, bana yalan söylediğinizi düşündüm. çocukluğundan beri onu deliler gibi seven, deliler gibi aşık olan bana böyle çirkin bir yalan söyleyemez, böyle çirkin bir oyunun içine beni alet edemez diye düşündüm.  Ama eğer böyle birşey yapsaydın işte o zaman sonsuza kadar silerdim seni" dedi. Hadi bakalııımm burdan nasıl döner bu iş? Yalan ortaya çıkınca YiDen olmayacak mı? Yiğit Balcı herşeyi bırakıp Amerikaya'mı dönecek? Bak yine kalbimde bir sızı, Aklımda sorularla kaldım. Bu konuşmanın ardından Deniz Tuna'ya gitti. Yani mantığıyla gitti de kalben ne durumda henüz bilmiyorum. İlerleyen bölümlerde öğreniriz zaar :)

Ben zaten YiDenci olmaktan çıkıp Sadece Yiğit Balcı'yı sevdiğimi yazmıştım 11. bölüm yazımda.  YiDen'ciler de artık nerdeyse son 2 bölümdür sadece Yiğit Balcı'nın tarafındalar. Çünkü Yiğit bünyesinde yalan barındıramayan biri.  Yaptığı bir yanlış varsa onu da içinde saklayamıyor.  Deniz'e aşık olduğunu İrem'e itiraf etmişti mesela. Bu yüzden Yiğit Balcı sevilmeye değer :)
Şimdi Yiğit ortada bir yalan varsa Deniz'i sileceğini söyledi Kiiii ortada yalanlaaarr var! Sezon sonuna kadar bu yalan sündürülmez zira izleyici zaten yalanın uzatılmasından sıkılalı bir hayli zaman oldu. Son damlanın yarısı bardaktan 17. bölüm itibariyle düştü diğer yarısı direnmeye devam ediyor.  Yiğit Balcı herşeyi öğrendiğinde intikam soğuk yenen yemektir mantığıylamı ilerler yoksa dizi Yiğit'in herşeyi bırakıp Amerika'ya dönmesiyle son mu bulur bilinmez ama Yiğit Balcı karakterine biraz hareketlilik katmak gerek. Madem Gökhan'a az sahne yazıyorsunuz bari oynarken keyif alacağı sahneler yazın.
 
                             *   *   *
Gökhan Alkan'ı sevenlerin bir kısmı diziden çıkmasını istiyorlar.  Hem senaryonun gidişatından memnun değiller hem de başrol olarak girdiği dizide yan rol gibi sunulmasından rahatsızlar.  Herşeye katılırım ama senaryo ne kadar kötü olursa olsun, Sahnesi ne kadar küçük, basit ve sıradan olursa olsun diziden ayrılmamalı, oyunculuğunu son zerresine kadar konuşturmalı. Gökhan Alkan sadece gözleriyle herşeyi anlatabilen bir oyuncu. Gerçekten çok başarılı. Hatta zahmet edip replik yazmasınlar Gökhan konuşmadan daha iyi oynuyor:)  17. bölümde Yiğit, Deniz, Deniz'in annesi, İrem ve Tuna'nın masadaki konuşmasında ve Deniz-Yiğit ikilisinin çatı konuşmasında Gökhan'ı izledim sadece. Yani Yiğit Balcı olarak bakmıyorum oyunculuğunu izliyorum .Birçok izleyicide benim gibi yapıyor zaten takip edilecek doğru düzgün bir hikaye kalmadı ortada. Bari Gökhan'ı izleyelim :)))

SON SÖZ:   Senaryoya Gökhan'ın Röportajlarında söylediği sözler ekleniyor. Gökhancım senaryoya el atıyorsun belli, Bari gidişata at ki  bir nefes alalım ;) Senaristlerle bir sade kahve iç, şu işi konuş derim. Diziyi herkesten çok sen sahipleniyorsun kurtarırsan sen kurtarırsın güveniyorum sana.







.................................................................







5 Kasım 2016 Cumartesi

OLMAYAN AŞKIN ACISINI ÇEKTİREN DİZİ

   Diziyle ilgili her bölüm yazmaya çalışıyordum ama 15. bölümü izledikten sonra kendimi kaybettim. Ben bende değildim bu yüzden tek kelime yazmak istemedim.
En yakınlarım bilir Serdar Ortaç'ı çok severim. Hani şu bildiğiniz fanlar varya ben onlardanım.  2012'den bu yana  Serdar'ın hayatından çok kendi hayatıma yöneldim ama yine de takipteyim. Ben bunu bi kaç post önce yazmıştım sanırım :) Dizinin 15. bölümünün en can alıcı sahnesinde Serdar Ortaç'ın Yaz Yağmuru şarkısı kullanılmış. Fragmanda gördüğümde çok sevindim heyecanla bekledim. Yiğit ve Deniz'in buluştuğu ve artık görüşmeme kararı aldıkları sahne geldiğinde boşluğa düştüm. Sanki Yiğit Deniz'le değil de benimle mecburi görüşmeme kararı aldı. Sanki Yiğit İrem'le değilde benimle evlenmekten vazgeçti. Bende birçok izleyici gibi olmayan aşkın acısını çektim. Dizi bittiğinde depresyona ani giriş yapmıştım. Tarif edemediğim bir hüzün kaplamıştı. Kendimi diziye nasıl kaptırmışsam artık..  Gençliğim soldu Ya Rab! =)

Herkes 15. bölümde kimlik sahnesine takılmış.  Yiğit  neden kimliğin ön yüzüne bakmadı, insan hiç mi merak etmez diye yorumlar okudum.  Düşündüğün zaman aslında Yiğit Balcı İrem'le evlenmek istemiyor. Aklı asistanı Deniz'de. Hal böyle olunca Yiğit'e mavi kimlik verselerde Yiğit'in gözüne Deniz Aslan perdesi indiği için dikkat etmezdi. Ben Yiğit'in psikolojisini anlayan nadir izleyicilerden olduğum için hiç kafa yormadım o sahneye. Gayet olağandı :))

Bu hikayede kimse mutlu değil. Hepsinin içinde bir acı var. Tuna Deniz'e aşık ama karşılık göremiyor. Onu mutlu edebilmek için herşeyi yapıyor ama yine olmuyor. İrem Yiğit'e aşık ama karşılık göremiyor. Zuzu dediği, aynı evi, yatağı, yeri gelince lokmasını bile paylaştığı arkadaşını görmezden gelecek kadar seviyor Yiğit'i. Yiğit ise hala algıları kapalı devam ediyor. Deniz'e aşık olduğunu İrem'e söyledi nihayet güzel bir gelişmeydi bu. İrem'in yüreğinde bir yara açtı ama hep o mu mutlu olacak!!! İrem, Tuna ve Deniz kafa kafaya verip kimlik olayına çözüm buldular kendilerince. 3'lü masada otururken Yiğit'e bir kez daha üzüldüm. Ruhu duymuyor garibimin.
Ve  Deniz ASLAN ! İlk bölümlerde o kadar sağlam bir karakter olarak sunuldu ki onu çok sevdim ama son bölümde soğudum. Hem Tuna'yı istemiyor hemde başı sıkışınca ilk aklına gelen Tuna oluyor. Hem Yiğit'in İrem'le olması için çabalıyor hem de Yiğit'ten kopamıyor. Küçücük boyuyla ortalığı karman çorman etti.

     *   *   *   *
16. bölümde yalan içinde yalan vardı. Vallahi deniz'i tokatlayasım geldi. Ya herşeyi itiraf etsin ya da sonsuza kadar sussun yetti yahuuu!!!
Tuna'nın fedakarlığı aptallığa doğru yol aldı gidiyor.
İrem kazadan dolayı kafayı kırdı hafıza gitti. Sadece 17 yaşa kadar olanı hatırlıyor. o değilde 17 yaş kafasıyla da Yiğit Balcı'ya aşık oldu. Kurtuluş yok galiba!
Yiğit Balcı n'apsın işte aralarda dolanıyor. Hala kandırılmaya devam. Vicdan azabı çektiriyorlar yetmezmiş gibi.

Son bölümde en sevdiğim sahneler Yiğit Balcı ve Tuna sahneleriydi. Ya bırakalım aşkı meşki de Yiğit ve Tuna kankalığını izleyelim. Çok daha keyifli oluyor. Bir grup manyak Tuna'nın motorunu parçaladı.  O sahnede kendimi tam ağlamaya hazırlamıştım ki Yiğit Balcı'yla birlikte motoru gömüyorlar! En çok Yiğit Balcı'nın toprağı hızlı bir şekilde atması ve Tuna'nın kürekle müdahale etmesi çok komikti. Lütfen ikilinin sahnelerini arttırın senaristleeeerrrr...

     *   *   *
Gelelim reytinge! Gelmesek mi acaba??? Son 3 bölümdür yavaş yavaş düşüyor. Haftalarca zirvede kal ve bir anda düşmeye başla olacak iş mi ya!  Son 3 bölümdür  Esas kız ve Esas oğlanı çok az birlikte görüyoruz. Zaten reytingin düşmeside Yiğit ve Deniz'in sahnelerinin azalmasıyla başladı. Özellikle son 3 bölümdür toplasak 15 dakika biraraya gelmemişlerdir herhalde.  Dizinin esaslarını birlikte göremiyoruz şaka gibi! Bu nasıl hikaye anlamadım.. E hadi artık bu aşk yaşansın, birşey olsun iyice sündürdünüz.
Reyting listesine  nerden bakarsan bak izleyicinin bangır bangır "Biz gülmek istiyoruz" dediğini duyuyorsun. Üst üste fazla dram oldu. Oyunculuklar şahane fakat hikaye artık izleyiciyi depresyona sürükler hale geldi. Zaten kendi hayatlarında mutsuzluk ve umutsuzluktan ölmeye ramak kalmış izleyici kafa dağıtmak için izlediği dizide sel olan gözyaşıyla karşılaşınca kumandaya sığınıp kanal değiştiriyor. Ben dizi izlerken sinirlenmek, mutsuz olmak, karışmış bir kafayla günü sonlandırmak istemiyorum. Sırf beğendiğim oyuncuların hatrına izliyorum.

Dizide beni en çok çileden çıkaran; Deniz'in aşık olduğu adamı İrem'e elleriyle teslim etmesi. Bu sahneler çok yapay ve sıkıcı oluyor. Normalde böyle şeyler olsa bile dozu vardır. Buyur senin olsun mutlu olun der hayatlarından çıkarsın. Kendi ellerinle yemek hazırlayıp aileni de işin içine dahil etmezsin. Bazen BU SADECE BİR DİZİ deyip geçemiyorsun. Böyle kafa patlatıyorsun. Tişikkirlir çok sevgili senaristler.


 SON SÖZ:  Atv dizinin fragmanını daha sık yayınlanmalı. Gün içinde Bütün dizilerin fragmanı yayınlanırken SeviyorSevmiyor' u nerdeyse hiç görmüyorum. Diziye sahip çık Atv. Veee senaristler dizinin enerjisini bitiriyorsunuz artık toparlayın.


20 Ekim 2016 Perşembe

FAZLADAN MENDİLİ OLAN?

  Deniz'in Yiğit Balcı'yı sevdiğini bildiği halde herkesin içinde Deniz'le sevgili olduğu yalanını söyleyen ve İrem'in bir lafıyla Deniz'i öpmeye yeltenen Tuna'ya aşkınızı ilan etmeye devam mı kızlar?
Ya Deniz?
Yiğit Deniz'i öpmek ister,  Deniz gözlerini kapatır Yiğit'in öpmesini bekler. Tuna Deniz'i öpmek ister, Deniz gözlerini kapatır Tuna'nın öpmesini bekler. Kızımız dünden hazır ve nazır maşallah.  Kore versiyonundaki deniz nasıldı bilmiyorum ama bizim senaristler deniz'in çizgisini bozuyor gibi sanki. Deniz Aslan'a yakışmıyor bu haller.


Her bölüm Gökhan Alkan'ın yıldızı parlamaya devam ediyor. Bu haftaki bölümde  Gökhan  gözleriyle o kadar güzel oynadı ki. Gözlerinde kıskançlığı, aşk acısını, hüznü,  Deniz'i öpmenin verdiği suçluluk duygusunu gördük. Sosyal medyada da en çok konuşulan Gökhan Alkan ve  canlandırdığı karakter Yiğit Balcı oldu.
Dizinin başından beri ağlıyoruz ama 14. bölüm bir başkaydı.  Bunda Gökhan'ın  güzel ağlıyor olmasıda etkendi. Nasıl bu kadar gerçek ağlayabiliyor biri bana bunu açıklayabilir mi lütfen..
Gözlerinin dolmasıyla ben çoktan ağlamış ikinci tura geçmiş oluyorum.
Ve tabii 10. bölümde olduğu gibi yine Bendeniz şarkısı kullanılmış. Bendeniz'in sesinden mi, şarkı sözünden mi, müzikten mi bilmiyorum ama içimi çok acıtıyor. Bir daha kullanmasalar mı acaba? Ruh halim gidip geliyor zor toparlıyorum çünkü.

Dikkatimi çeken birşey var yazmazsam olmaz. Yiğit Balcı ve Tuna'nın kavga sahnelerinde Yiğit Balcı direkt saldırırken, Tuna sanki tepki vermeyecekmiş gibi yapıp biranda saldırıyor. Neden Yiğit'i hazırlıksız yakalamaya çalışıyorsun Tunacık?? Bu konuyu bir yere bağlamayacağım sadece dikkatimi çekti her kavga sahnesinde aynı şeyi yapıyor. Bu Yiğit Kirazcı'yla ilgili bir durum olsa gerek. Öyle oynamak istiyor zaar. :)

Diziyi seviyorum ama bu bazı sahneleri izlerken sıkılmadığım anlamına gelmiyor.
* Her bölümde güldüremezler anlıyorum hayat zaten böyle değil Ama ben gülmek istiyoruuummm.
Deniz Aslan'ın komik hallerini özledim. Eski enerji yoktu son bölümde.

* Neşe ve İrem Deniz'den ne istiyorlar?? Hadi Neşe'yi geçtim İrem ne pis bi insan çıktın sen!!! İnsan aşık olunca kötü mü oluyor? Aşk böyle birşey mi? Yalnız Deniz'in başına ne geliyorsa Yiğit Balcı'dan dolayı geliyor.  Yiğit Deniz'i asistanlığa terfi eder Neşe düşman olur, Yiğit'in kalbi Deniz için atar İrem kuyusunu kazar. İlk yalanın çıkışıda Yiğit'in kendini hem fiziksel hemde kariyer bakımından fazla geliştirmiş olmasından kaynaklıydı. Suçlusun Yiğit Balcı :)

Ben artık sadece Yiğit Balcı'yı seviyorum demiştim ve öyle de devam ediyorum. Diğerleriyle kıyaslarsak en masum o var. Yanlışı yok mu? Var tabiki olmamı hiiçç!! Geçen bölüm bir yanlışa imza attı. Deniz Aslan'la yakınlaşması güzel ama diğer yandan çok yanlış buluyorum. Yiğit İrem'i deniz zannediyor.  Gerçek Deniz'e karşı birşeyler hissetmeye başladı ve bu deniz'i öpmeye kadar gitti. Bu durumda Yiğit Deniz zannettiği İrem'i aldatmış oldu. Yani dizide kimi övsek kendini bozuyor. Maşallah demeyimi unutuyoruz acaba:/

*Gazi sahnelerini çaycıykende hiç sevmiyordum, Patronun oğlu olduktan sonra da sevemedim. Beni sarmadı Gazi herkesin aksine.
Gazi'nin Yiğit'e laf sokması ve saç stilinin Yiğit Balcı'nın  saç stiliyle aynı olması dikkatimi çekiyordu ve rahatsız ediyordu.  Meğer Asena hanımın oğluymuşta havası ondanmış.  Zaten belliydi birşey olacağı.. 

*Neşe'nin kariyer delisi bir kadın olup çıkması ve bu uğurda değişik işler peşine düşmesi gereksiz oldu. Diziye hareket getiriyor bu tip atraksiyonlar ama ben izleyici olarak ihtiyaç duymuyorum böyle birşeye.

* Bölümün başından sonuna kadar Deniz ve Tuna'nın sevgili olduklarına herkesi ikna etmeye çalışmaları o kadar sıktı ki. Umarım önümüzdeki bölümlerde de devam etmezler çok yoruyor.

   *   *   *
İnstagramda AtvTürkiye sayfası TuDen fotoğrafı paylaşarak Sizce gerçek aşk hangisi? İlk mi, yoksa Son mu? diye sordu. Bence gerçek aşk karşılıklı olandır. Bunun ilki sonu yoktur.  Diziye dönecek olursak birbirlerine karşılıklı birşeyler hisseden Yiğit Balcı ve Deniz Aslan var.  Bu ikilinin birbirlerini sevmelerine rağmen uzak olmaya çalışmalarının tek sebebi irem! Yaa İremmmmm bi' gitsene birşey deneyeceğiz!!!! Gonca Sarıyıldız güzel, zarif bir kız. Fiziğine ayrıca hayranım ama İrem'i sevmiyorum.

Dergide  bir kişinin işine son verilecekti. Bu kim olacaktı? İzleyici Deniz, Tuna Yiğit arasında gidip geldi. Ben deniz kaldığı dersten geçtiği için elinde diplomasıyla gelecek ve işe son verme gerçekleşmeyecek diye bekledim. Tabiki öyle bir sahne izlemedik yine tutturamadım :))  Deniz'in işine son verilmedi fedakar Yiğitcim işten ayrıldı. Giderken sadece Deniz'e hoşçakal dedi.  Elbette ağlatan bir sahne oldu Ya ne olacaaadıı..



Deniz Aslan'la ortak yönlerimiz sadece panik, telaşlı, sakar olmamız değilmiş. Her bölüm yeni birşey çıkıyor :) Kıvırcık olmamız, Onun üniversite de benim ise lisede beden dersinden kalmamız :) Deniz Aslan ben miyim??
Deniz Geçen bölümde Yiğit'e babasının çiftçi olduğu ve liseyi dışardan bitirdiği yalanını söyledi O sahneye de bayıldım söylemeden geçemeyeceğim :)

Bir sonraki bölümde görüşürüz şimdilik bu kadarı yetsin ;)





.......................................

3 Ekim 2016 Pazartesi

TEBRİKLER ZEYNEP ÇAMCI VE GÖKHAN ALKAN



   Sayısız dizi varken sadece SEVİYOR SEVMİYOR'u izlediğimi söylemiştim. Benim caaaaanım dizimin karşısına bir süredir dizi,  program gelmiyordu. Yeni başlayan dizilerin yayın gününe özellikle dikkat ediyordum . Sanki dizi benimmiş gibi öyle bir sahiplendim ki.  Reyting kurbanı olsun istemiyorum o bakımdan  rakipler çok önemli.  Dün akşam O Ses Türkiye başladı.  O ses çok izlenen başarılı olmuş bir iş.  Acaba benim güzelim dizim adım adım geri mi gider yoksa kimseye pabuç bırakmaz mı diye düşünmedim değil.
Bu sabah reytinge hemen baktım sonuç güzell. Total'de 1. AB VE ABC' de 2. olmuş.  Haftaya ve sonrası ne olur bilemem ama bu sezon O ses'le çekişme olacağı kesin. O ses yarışma olduğu için saymıyorum Dizilerin birincisi SEVİYOR SEVMİYOR.  Bize zirveler yakışır izlemeye devam ;)

     *   *    *
  Gökhan ALKAN ve Zeynep ÇAMCI  ödül aldı.  Mutluyum, Gururluyum, Sevinçliyim onlar adına. Gerçekten hakettiler. İkisininde bugüne kadar ki röportajlarını okudum, konuk oldukları programları izledim. İkiside Oyuncu olmak için çok çalışmışlar, sabretmişler, yollar zorluda olsa türlü engelde çıksa asla vazgeçmemişler. Ve sonuç BAŞARI.
Dün sosyal medya  Gökhan Alkan ve Zeynep Çamcı'dan geçilmiyordu.  Gökhan ve Zeynep'le ilgili fotoğraf, video, tweet, yorum ne ararsan vardı . Özellikle takip ettim tüm gün. Akşamda dizinin 12. bölümü vardı onuda izledim şahaneyiz.





    İkiliye ödül Kore'den geldi.
Güney Kore'nin en prestijli ödülü olan APAN (Asia Pasific Actors Network) Drama Ödülleri'nin bu yıl beşincisini düzenledi. MBC tarafından düzenlenen 1 – 11 Ekim arasındaki DMC Festivali'nin bir parçası olarak yapılan ödül töreni 2 Ekim'de Güney Kore, Çin ve Japonya'da yayınlandı.  Törene Çin, Japonya, Güney Kore, Avustralya, Filipinler, Tayland ve Endonezya gibi Asya ve Pasifik ülkeleri katıldı.
Sadece Asya Pasifik ülkesi oyuncularına verilen bir ödül olan APAN, tarihinde ilk kez Türk oyunculara verildi. Gökhan Alkan ve Zeynep Çamcı Kore dizilerini Türk izleyicisi ile buluşturup dünyaya tanıtılmasına yardımcı oldukları için "Asia Pasific Özel Ödülü" aldılar. Ne büyük mutluluk. Başarıları daim olsun inşallah. 


 Ödülden 3 gün önce Zeynep Çamcı'nın Altın Portakaldan aldığı ödül konuşmasını izlemiştim. Onu izlerken bi röportajında ''40 iş görüşmesine gittim hepsinde kapılar yüzüme kapandı. 7-8 yıl böyle mücadele verdim.  Recep İvedik kariyerimi parlattı ama o filmlerin ardından iki yıl hiçbir şey yapamadım. Görüşmelere gittim ama hiç biri olmadı.'' dediğini hatırlamış ve kafamda nereden nereye adlı bir kısa film çekmiştim :) Sonra Gökhan geldi hatrıma. O da alsın istedim. Ekrandan görüpte hep iyi olmasını istediğim 3 isim var bunlardan biri Gökhan. İyi kalpler hep iyi şeyler yaşamalı bence. Zeynep Çamcı'yı biliyoruz.  Hali tavrı komşunun kızı gibi çok içten ve çok yakın.  Ama Gökhan'ı Zeynep kadar tanımıyorduk. En azından ben. Bir önceki dizisini  sıkı takip etmesemde Gökhan'a çokta yabancı değilim aslında ekrandan aşina olduğum bir isimdi. Seviyor Sevmiyor'un 3. bölümünden sonra Gökhan'la ilgili birçok şeyi öğrendim .  Araştırmacı tarafıma dur diyemedim:)  Tanıdıkça daha çok sevdim ve hep güzel şeyler yaşasın istiyorum.
  Gökhan'ın babası önce oku demiş Gökhan'da içinde oyunculuk aşkı olmasına rağmen Kocaeli Üniversitesi Otomotiv Teknolojileri öğretmenliği  okumuş. Aslında öğretmenlik yapabilecek pozisyonda. Zaten öyle bir havası var :)  Ardından Anadolu Üniversitesi Dış Ticaret - Pazarlama ön lisans bölümünden mezun olmuş.  Müjdat Gezen sanat merkezinde tiyatro yaparken dizi görüşmelerine gidiyormuş. Arkadaşlarından biri ''biz çok denedik bişey çıkmıyor sende yorma kendini vazgeç bu sevdadan'' şeklinde bir konuşma yapmış lakin Gökhan vazgeçmemiş. Neden bunları yazıyorum. E sizde vazgeçmeyin. Bakın vazgeçmeyenler hayallerini yaşıyor. Sizde yapabilirsiniz.  Zeynep ve Gökhan'ın fanları çok küçükler.  12, 13,17 yaşındalar ve çok doğru isimlerin peşine düşmüşler. Bence ikilinin röportajlarını daha dikkatli okusunlar,  hayat hikayelerini ve kariyer yolunda neler yaşadıklarını kendilerine rehber edinsinler. 

Son olarak Seviyor Sevmiyor'un 12. bölümünü beğendim. Bu bölümde tam olarak ne anlatmaya çalıştılar anlamadım ama oyunculuklar ve bazı sahneler iyiydi. Gökhan Alkan ve Yiğit Kirazcı'nın bütün sahneleri, oyunculuk performansları müthişti. Galiba Gökhan'ı enerjik ve aksiyonlu sahnelerde daha çok beğeniyorum. Dövüş sahnesi tamamdır. Diyalogları güldürdü beni. O kadar repliği nasıl ezberliyorlar acaba?.   İrem neden Yiğit'i Deniz Aslan'a itmeye çalışıyordu? Onun gönlünü al demeler, yemekte biraraya getirmeler.  Aslında Tuna'yla Deniz'i biraraya getirmeye çalışıyor ama tam tersi oluyor yani ne bileyim bağlantı koptu bende anlayamadım. Senaryoda Yiğit'le Deniz'in barışması gerekiyor ve bir şekilde biraraya gelmeleri lazım ama onların biraraya gelmesini İrem sağlamamalı. Sonra benim kafam karışıyor anlam veremediğim şeyler oluyor. Gökhan, Zeynep ve Gonca bu bölümde şarkı söylediler. Zeynep'in de sesi güzelmiş. Konuşurkende farkediliyor sesinde bir sıkıntı var ama çok tatlı :) Gökhan'ı zaten biliyoruz ve albüm bekliyoruz ;)   

Bundan önceki yazımda 11. bölümün yıldızı Gökhan Alkan demiştim. 12. bölümün yıldızı ise Gökhan'ın saçları :) Acilen şampuan reklamı gelmeli ! Gerçekten saçları ve dizide kullanılan saç stili çok güzel ve o stil Gökhan'a yakışıyor.  Daha kirpiklerinden bahsetmedim bile. Tamam nazar değdirmeyeceğim her seferinde maşallah diyorum :)

NOT 1 :  Yiğit Balcı'nın babasını hiç sevmedim.
   NOT 2 :  Gökhan Alkan'ın Ödülün yanında verilen çiçeği  koklaması nasıl ince bir detaydır ;)





..................................................


1 Ekim 2016 Cumartesi

SEVİYOR SEVMİYOR /11. Bölüm


  İzlemeye doyamadığım SEVİYOR SEVMİYOR'un 11. bölümüyle ilgili birşeyler karalayalım bakalım.

10. bölümü izlerken dizinin Tuna'sına takıldım. Acaba Gökhan ''Tuna'' olsaydı bu karakter Gökhan'da nasıl dururdu diye düşündüm.  Aklımı çok kurcalamama gerek kalmadı 11. bölümde gördüm. Ofisteki depresyon halleri çok iyiydi.  Kesinlikle bir sonraki projede daha eğlenceli, şen, hayatı çok ciddiye almayan bir rolde görmeliyiz.

Zeynep Çamcı'nın oyunculuğu herkes tarafından beğeniliyor. Komedi de kesinlikle akla gelen ilk kadın oyunculardan oldu bile. Aksi bir rolde bir süre daha görmek istemem.  Komedi- Romantik komediye devam :)

  *   *    *

 Yiğit Balcı çocukluk aşkı olan Deniz'i henüz tanıyamadı. Hala başka denizlerde yüzmeye devam ediyor.  Deniz Aslan'ın Yiğit'in çocukluk aşkı olduğunu Neşe öğrendi. Ben çaycı Gazi'den bekliyordum ama yakında o da çözer :)  Buarada Gazi'nin sahnelerinden keyif almıyorum. Dizinin izleyicileri benim gibi düşünmüyor tabii. Gazi'nin saç stilinin Yiğit Balcı'yla aynı olması ve Yiğit'e laf sokması, heryerden çıkması hoşuma gitmiyor.
Yiğit,  Deniz sandığı İrem'i ailesinden istemesi için Amcasını çağırdı ama babası geldi. Vee babası Deniz'i gördüğü ilk saniyede tanıdı lakin Yiğit'e  hiç birşey söylemedi. Bu yalan nereye kadar devam edecek bilmiyorum ama Yiğit'e çok üzülüyorum ve gerçeğin Yiğit'ten saklanmasına sinirleniyorum artık.
 Bir önceki yazımda da bahsettim. Dizinin izleyicileri YiDenci (Yiğit-Deniz aşkını destekleyenler) ve  TuDenci (Tuna-Deniz aşkını destekleyenler) olmak üzere ikiye ayrıldı.  Bazen iki taraf arasında polemik yaşanıyor. TuDen'ciler senaristlere tweet atıyorlar TuDen olsun diye. Bakalım senaristler ne yapacak. Orjinaline sadık kalırlarsa YiDenciler sevinir. Aksi olursa TuDenciler.   Ben artık sadece Yiğit Balcı'yı seviyorum. Deniz'in gerçeği saklama çabası, İrem için Yiğit'ten vazgeçmesi hiç hoşuma gitmiyor. Tabii tipik dizi izleyicisi olarak esas kız esas oğlan evlensin mutlu mesut yaşasınlar istiyor insan.  Bu kadar yalanın ve yalancının içinde en temiz Yiğit kaldı ve mutluluğuda en çok o hakediyor. Nerdeyse etrafındaki herkes gerçeği biliyor ve ondan saklıyor! Babası bile..

    Her bölüm Yiğit'in çocukluktan bu yana yaşadığı travmatik olayları öğreniyoruz. Birde Gökhan o kadar içselleştirmiş ki Yiğit Balcı'yı inanılmaz güzel işliyor.  Dizinin ilk  bölümlerinde Deniz'le, şimdide Yiğit'le birlikte ağlıyorum. Sizcede Gökhan Alkan çok güzel ağlamıyor mu? :)  Gerçekten ağlıyor mu yoksa destekleyici birşeyler kullanıyorlar mı bilmiyorum ama tek bildiğim şey o an Gökhan'ı teselli etmek istiyorum.

11. bölümün aklıma geldikçe güldüğüm sahneleri var. Deniz'in yerde yatan boksöre tekme atıp ''Elleri kırılasıca'' dediği o an ben iptaldim :))  Yiğit'in depresyon halleri, Deniz'in onu toplantıya hazırlaması, Arabada geçen komut sahneleri çok güldürdü.

Yiğit'in,  Babasına olan öfkesini anlattığı sahne ve Sonrasında Deniz'in, Yiğit'in yakasından tutup kızdığı, bağırdığı sahne çok iyiydi.  O sahneyi tekrar tekrar izliyorum Muhteşemdi.

   Tuna ve İrem'den bahsedelim birazda. Aslında İrem'i son bölümlerde pek görmüyoruz. Keşke Yiğit'ten vazgeçse yoluna baksa değil mi :))
İrem Deniz gibi fedakar bir arkadaş değil. Deniz İrem için Çocukluk aşkından vazgeçiyor ama İrem bunu yapamıyor. Yiğit'in çocukluğunu Deniz kadar olmasada İrem'de biliyor. Bu 3'lü aynı mahalleden.. İrem Çocukken yüzüne bakmadığı Yiğit'ten şimdi gözünü alamıyor :)

Yiğit gibi birine aşık olmamak mümkün değil burda İrem'e hak veriyorum. İrem Deniz'le birlikte yazdıkları mektubu Yiğit'e vermek için gittiğinde Yiğit İrem'in saçlarında bir değişiklik olduğunu farketmişti. İrem'de saçlarını ucundan kestirdiğini söylemişti. Evet Yiğit  mesafeli bir patron olabilir ama sevdiği kadının saçındaki en küçük değişikliği farkedebilecek kadar iyi bir aşık. Dolayısıyla İrem'in Yiğit'e aşık olması çok normal. Deniz'de zaten Yiğit'i istemediğini söylemiyormuydu başta..  İrem ne yapabilirdi. Ama yine de İrem şöyle kenardan seyretsin kalabalık yapmasın :)

Tuna'da kadın izleyiciler tarafından hayal edilen erkek oldu çıktı yahu. Bir Tuna'dır gidiyor. Tuna o kadar da hayalini kuracağımız ya da hiç olmayan özelliklere sahip bir erkek değil. Yani birçok erkek bir kızın peşinden koşarken Tuna kadar bulunmaz hint kumaşına bürünebiliyor. Yani burnunu silerken garip sesler çıkaran,  dağınık, pis bir adam Tuna. Yiğit'in evine gidip sanki kendi eviymiş gibi bir kaç adamı çağırıp evi ahıra çevirmişti resmen.  Onun kalbimi güzel?  Bunları sevgiliniz, eşiniz yada yakınınızdaki bir erkek yapsa demediğiniz kalmaz.

Yiğit gibi düzenli, bakımlı, şık giyinen, sevdiği kadının saçlarındaki en küçük değişikliği dahi farkedebilen bir erkek dururken ne yapıyorsunuz siz ya !:/  Tamam çocukluk aşkını tanıyamamış olabilir ama Deniz'de Yiğit'i tanıyamamıştı hatırlarsanız. Kız gidip koca ekmeği bir hamlede yiyebilecek potansiyelde bir adama sarılmamışmıydı? Ölümüne Yiğitci oldum hayırlara vesile ;)
Ha Tuna'nın durumu gerçekten çok üzücü. Sevdiğin kişi bir başkasına aşık ve o aşık olduğu kişide senin patronun. Sevdiğin kişi ona bakıyor, onu düşünüyor ve sen bütün bunlara şahit oluyorsun. Ah Tuna senin için üzülüyorum ama yapacak birşey yok. Yoldan dönmem sonuna kadar Yiğit Balcı diyorum ;)

Tuna cephesi Deniz cephesine abayı yaktı gidiyor. Deniz cephesi ise Yiğit Cephesine yanık. Yiğit cephesi daha önce dediğim gibi yanlış denizlerde yüzüyor. Kendini deniz olarak benimseyen İrem ise kötü kadın müzeyyen modunda ama pasif olan türden şimdilik.

Artık Deniz karar vermeli. Hem Tuna'yla hem Yiğit'le bakışmalar yakınlaşmalar olmuyor. Gözümdeki imajı zedelenmeden toparlamalı. Sen Yiğit'e aşıksın Denizcim. Yiğit'ten kaçmak için başka bir erkeğe sığınacak birimisin? Sen hayırdır???









Yiğit Balcı'nın  küçük Yiğit'le (Çocukluğuyla)  yüzleşmesi,   Küçük Yiğit'in '' Büyüyünce mutlu bir adam oluyor muyum'' diye sorması en duygusal sahnelerden biriydi diyebilirim.

Bu dizi yanılmıyorsam yaza girmeden çekilmeye başlandı.  kavurucu sıcaklar malum.  Yaz boyunca o sıcak havada Gökhan Alkan takım elbise içindeydi.  Bi ara kravatıda eksik olmuyordu. Araba sahnelerinde dikkatinizi çektimi bildiğin boncuk boncuk terliyor. Oyunculuk zor iş. Allah kolaylık versin Gökhancım.  Sabreyle kış kapıda, artık evren senin için çalışmaya başlıyor dualarım seninle ;)

11. Bölümü yorumlamak için çıktığım yolda yine konu konuyu açtı..;)


...........................


30 Eylül 2016 Cuma

SEVİYOR MU? SEVMİYOR MU?


 


  Baştan söyleyeyim kısa kesmeyi bilmem. Yazmaya başladıysam uzar gider sonunu kolay toparlayamam.  Konudan konuya atlayabilirim. Tipik bir ikizler burcu olmak bunu gerektirir ;)  [Yiğit Balcı: Millet derdini 140 karakterle anlatıyor biz hala uzun uzun yazılar yazıyoruz.]
    

    *         *        *        *
Çok dizi izleyen biri değilim. İzlediklerimi de yüzeysel izlerim hafızada kalmaz hemen silerim.  Şubat Haziran arası Survivor vardı benim için. Yarışmacılar kadar yoruldum desem yeridir.  Şu Survivor bitsin yaz dizileri başlasın hepsini izleyeceğim dedim ve dediğimi de yaptım. Yaz başı nerdeyse her akşam Televizyon karşısındaydım.
Tanıtımına dahi denk gelmediğim bir dizi vardı ''SEVİYOR SEVMİYOR'' ...
İzlediklerimden bir tanesi reklama girince bende zap show başladı. Seviyor Sevmiyor'u gördüm. 2. bölümü yayınlanıyordu.  Öyle bir sahnesine denk gelmişim ki içim sıkıldı. ''Deniz'' istifa mektubunu bırakıyordu. Hiç dram çekemem dedim ve kanalı değiştirdim.  Zeynep Çamcı'yı BENİ BÖYLE SEV dizisinde izliyordum gerçekten çok severim gelsin kız kardeşim olsun o derece ama dizi beni sarmadı. Kanalı değiştirdiğimde hala Zeynep'e üzülüyordum bu projeyi seçtiği için. . Başka birgün Dizinin 2. bölüm tekrarına denk geldim ve izlemeye başladım.
Yine hiç birşey anlamadım.
Evde Deniz'le İrem'in Yiğit'ten gelen telefona nasıl cevap vereceklerini düşündükleri ve bağıra çağıra bir bahane uydurmaya çalıştıkları sahneyi hatırlarsınız.
Deniz neden bu kadar panik ? İrem neden Deniz'in yerine geçiyor? Yiğit'e neden yalan söyleme ihtiyacı hissediyorlar? Görüşmek istemiyorum demek bu kadar zor mu? derken sinirlerim bozuldu.  Yani denk geldiğim sahnede Deniz ve İrem'in panik hali beni de gerdi.
Baktım böyle olmayacak hemen Atv'nin  sitesine girip dizinin genel hikayesini okudum.  İlk bölümde herşey anlatılıyormuş ama izlemeyince böyle kopukluk oluyor. Deniz'in Yiğit'ten kaçma nedenini anladım. E buluşmaya öyle özensiz gidersen tabii kaçarsın.  Şanslıyım ki  o gün akşam dizinin 3. bölümü vardı sevindim.  İlk gördüğümde sıkıldığım diziye bu kadar çabuk ısınmayı bende beklemiyordum ama Deniz çok ben gibi :)  Aynı panik, heyecan, sakarlık ve el ayak dolanması Aynısının tıpkısı, tıpkısının aynısı ben.. Diziyi izleme isteğimi tetikleyen asıl sahne ise Deniz'in Yiğit'e gidip fularını sorduğu ve aşağılanmanın dibine vurduğu sahne. Deniz ağladı ben ağladım:( Gökhan Alkan o sahnede çok gerçekti. Sanki yıllarca birini aşağılamayı beklemişte fırsatını bulmuş gibiydi :)
 Diğer tüm dizileri unuttum. Reklamlarını dahi izliyorum.. Artık benim için sadece SEVİYOR SEVMİYOR var.
   *   *   *   *
Deniz Aslan karakterini canlandırmak eğlenceli olduğu kadar zor diye düşünüyorum.  İnce çizgisi var geçtiğin an bittiğin andır. Panikten dolayı bir işin üstesinden gelememek, bocalamak başka birşey, Aptallık seviyesi başka birşeydir. O çizgiye getirmeden devam eder umarım. Gerçi Deniz artık ilk bölümlerde olduğu kadar sessiz ve ne yapacağını bilemeyen hallerinden sıyrıldı. Deniz Aslan'ın komik hallerini Zeynep çok iyi taşıyabiliyor.  Başka bir kadının üstünde deniz aslan çok iyi durmayabilirdi. 

Gökhan'ın net oyunculuğunu bu dizide görüyorum.  Kocamın ailesi ve diğer işlerde de başarılıydı ama bu başka olmuş.  Hem Gökhan hem de Zeynep gözleriyle oynayan iki oyuncu. Hiç konuşmadan duyguları rahat yansıtabiliyorlar. 

Gökhan Alkan'ın canlandırdığı Yiğit Balcı Sert bir patron.  Bende başta Yiğit'e kızıyordum ama artık onu anlıyorum. Sorumluluğu ağır. Dergi 3 ay içinde başarılı olamazsa kapanacak.(O kritik dönemi geride bıraktılar mı acaba?) 

 Son bölümlerde Yiğit'in hikayesi daha net anlaşılıyor. Yiğit Balcı acıların çocuğuymuş meğer. Annesini trafik kazasında kaybediyor- babası onu Amerika'ya gönderiyor ve zaten annesini kaybetmiş ve büyük sarsıntı yaşayan Yiğit, ona her şartta sahip çıkan yanında olan Deniz'den de ayrılmak zorunda kalıyor. Dolayısıyla Yiğit babasına büyük tepkili. Kore versiyonunu izlemediğim için çok hakim değilim karakterlerin hikayesine ama Yiğit Balcı, İrem ve Tuna babadan yana şanssızlar. Ve 3'ünün verdiği tepki, hayattaki duruşları farklı. Yiğit'e bu durum sert duruş, agresiflik olarak yansımış (Böyle olmasında sadece babası etken değil tabi) Tuna birçok şeyi ciddiye almayan biri, İrem ise sevgi görmediği için karşısındakinede yeteri kadar sevgi besleyemiyor. 

Yiğit 15 yıldır görmediği çocukluk aşkını arıyor ve buluyor. (Her ne kadar Deniz'in yalanıyla işler değişsede) Gerçek Deniz'i öğrendiği zaman güzel bir Aşk izleyebiliriz diye umuyorum. Seviyor Sevmiyor'un orjinali 16. bölümde final yapmış. Belki bizde uzayabilir veya eklemeler yapılabilir ben çok isterim devam etmesini. 

Yiğit- Deniz ve Tuna-Deniz aşkını izlemek isteyenler olarak ikiye ayrılmış bir izleyicisi var dizinin. Ben YiDen'ciyim  (Yiğit-Deniz) Bakalım YiDenciler mi yoksa Tudenciler mi mutlu olacak :) Ama kim ne derse desin boş-  Koreden gelen bir karar vardır :))




Yiğit'in Deniz'i tanıyamamasına çok kızıyor izleyici ve bu durumu anlayamıyor.
Bende 10 yıl aradan sonra aynı sırayı paylaştığım sınıf arkadaşımı (Kİ ben bu kızla 8 yıl aynı sınıfta okudum) tanıyamamıştım.  Kız beni tanımış seslendi .. baktığımda tanıdık bir yüz göremiyorum ama biri bana bakıyordu. Sonra yanıma geldi gözlerinden tanıdım. Gözdeki ifade hiç değişmemiş:) Yiğit Balcı'yı en iyi ben anlarım. Ama Yiğitcim kişi ne kadar değişirse değişsin tek değişmeyen GÖZLER! Benden sana tavsiye -- Gözlere odaklan  tanı artık şu kızı !:/


 *  *  *





İrem Yiğit'e aşık oldu Şuan çıkmazda. İrem'e kızıyorum ama diğer yandan da anlayabiliyorum. Kız Aşık :/ Ama yine de İrem'i sahalardan alın Tuna'yla takılsınlar bizde rahat rahat Yiden'i izleyelim. :)


7. bölümde Gökhan Alkan Yaşar'ın Divane şarkısını söyledi. Gökhan daha öncede birçok kez sahneye çıkmış şarkı söylemiş, şan dersi almaya da devam ediyormuş. Belki birgün sürpriz yapar ve bir albümle çıkar karşımıza.  Sesi ve yorumu gerçekten güzel ve izleyicide beğenisini sosyal medyadan belirtti. Gökhan için bu dizi çok iyi oldu. Oyunculuğunu, Yeteneğini, kendini gösterdiği  bir proje Seviyor Sevmiyor. 

Gökhan ''Yakışıklıyım'' deyip kendini kamera önüne atanlardan değil. MSM 'den (Müjdat Gezen sanat merkezi) eğitim almış, Tiyatro yapmış. Yani oyuncu olmak için yola çıkmış. Fiziği BEN MODELİM dese de adam OYUNCU ;)

     *   *   *

Sizde diziyi izlerken benim gibi bazı sözleri not alıyor musunuz? Kulağa küpelik güzel sözler var.

Örneğin; Sevdiğin acı veriyorsa bırakmasınıda bileceksin

*Deniz'in Yiğit'e söylediği : Kendinizi akıntıya bırakırsanız mutlu olabilme şansınız daha yüksek.   Evet belki kayalıklara çarpabilirsiniz öyle bir risk var ama korkmamak lazım. Sonra  kayalıklara çarpmayayım derken bir gün bir bakıyorsun hiç birşey yapmamışsın. koskocaman bir hayat uzun ama bomboş. Birgün dönüp geriye baktığında pişman olursun.

* Herkesin  herkesle şansı olabilir.

* Karşılıksız çekten betersin be karşılıksız aşk. Kimseyede şikayet edemiyorsun. Alacaklı değilsin ki.  Yankısı olmayan ses gibi.. Seviyorum diye bağır cevap yok. İnadınamı girer insan çıkmaz sokağa?  Ya çıkarsa? Piyango mu bu? Amortisi olsa bari. Kalbin cayır cayır yanıyor ateşin başına gelen yok. Aradığınız aşka şuanda ulaşılamıyor. E sil o zaman kalbinden.. Çiz üstünü, Karala gitsin. GİTMEZ!


    *   *   *
Dizi başta kendini sevdirmiyor ama sonrasında bağımlı hale geliyorsunuz benim gibi.  Herkes kendinden birşeyler bulabiliyor. 
Kullanılan müzikler diziye bağlanmamızı sağlayan etkenlerden biri.  90'lı yıllarda  hit olmuş, birçoğumuzun hayatında izi olan (Ben o zamanlar çocuktum pek bir izi yok ama yine de etkiliyor) şarkıları duyunca kumandayı elimizden bırakıyoruz. Yalan mı? yalansa söyleyin:/

Aslına bakarsanız daha çok şey yazabilirim ama tadında bırakmalıyım. Gerçi fazla uzun oldu tadı kaçmış olabilir. Ben yine yazarım siz bunu bir okuyun da önden :)

SEVİYOR SEVMİYOR her pazar Atv ekranlarında.. İzleyin ;)



   



............................

22 Aralık 2015 Salı

ADINI MOTİVASYON KOYDUM


  Bugün başarılarına imrenerek baktığımız isimlerin ortak özelliği nedir?

Elbette zorluklar karşısında yılmadan, Pes etmeden çabalamaları.
Ne zaman yorulduğumu hissedip pes edecekmiş gibi olsam telefonuma kaydettiğim bu görselleri açarım. Bir de İNSTAGRAM  ve  TWİTTER  hesaplarımın biyografi kısmında PEŞİNDEN GİDECEK CESARETİNİZ VARSA; BÜTÜN RÜYALAR GERÇEK OLUR sözü yazar yıllardır. Olurda pes etme noktasına gelmiş  birileri profilime denk gelirse bu sözle karşılaşsınlar ve mesajı alsınlar.

















...........................................................






14 Aralık 2015 Pazartesi

İNGİLİZCE : HELLÖÖÖĞĞĞĞ :)





İngilizce öğrenmek isteyenler internetten ingilizce öğrenme yöntemlerini mutlaka araştırmış ve benim birazdan anlatacağım  yöntemlere rastlamıştır.
Bende ingilizce geliştirmeye yönelik çalışıyorum. benim için en etkili yöntemleri ayıkladım ve uyguluyorum.
şimdi uyguladığım ve faydalı olduğunu gördüğüm yöntemlerden bahsedeceğim.

1. yöntem  :

Kağıtlara ingilizce kelimeler yazmak. Ben cam kavanoz ve renkli kağıtlar aldım.
 kağıtları küçük dikdörtgen şeklinde kestim ve her birine aklıma gelen ingilizce kelimeleri yazdım
hepsini cam kavanoza doldurdum. hergün 10 tane kelime çekiyorum ve Türkçesini buluyorum. eğer bulamıyorsam sözlükten faydalanıyorum.
Kağıtlara  Türkçe anlamını yazmadım sadece altına okunuşlarını yazdım.
Kelime bilmezsek cümlede kuramayız bu yüzden kelime öğrenmek önemli.


İkinci  ve en eğlendiğim yöntem yabancı dizi ve film izlemek

Evet, başta önüme gelen yabancı dizi ve filmleri izliyordum ama sonrasında sıkıldım ve dolayısıyla ingilizceden de soğumaya başladığımı farkettim.
bu yüzden sevebileceğim türlere yöneldim. İngilizce bilmeyenler konuşulanları anlamadığı için hertürlü sıkılır ama burda 1. yöntemi hatırlıyoruz ve kelimeleri öğreniyoruz
Kelime öğrenirseniz izlediğiniz dizilerde ve dinlediğiniz şarkılarda öğrendiğiniz kelimeleri yakalarsınız ve bundan keyif almaya başlarsınız.


3. yöntem :

Yabancı şarkılar
Slow şarkıları dinlemenizi tavsiye ederim.. daha yavaş olduğu için kolay anlarsıınız. hareketli şarkılar biraz karmaşık olabiliyor bazen ingilizce bilenler dahi anlamadığını söyler.
Evet slow şarkılar dinleyin :)


4. yöntem :
İnternetten bulabilirsiniz ingilizce hikayeler.. kısa yazılmış olanlar var onları okuyun..
birde sosyal medyada hesaplarınız varsa yabancıları takip edin..  dünya starlarından bahsetmiyorum daha çok mesela modayla ilgileniyorsanız yabancı moda bloggerlerı takip edin.
Burda önemsediğiniz şey paylaşılan fotoğrafların altına metin yazıyor olmaları. yani sadece fotoğraf paylaşıyor ama fotoğrafla ilgili en ufak bir not yazmıyorsa takip etmenin hiç bir anlamı yok zira burda yabancıları takip etme amacımız  fotoğraf değil okuyabileceğimiz, ne diyor diye çevirmeye çalışacağımız metinler yazıyor olmaları.
yani kısacası bu yöntemde demek istiyorum ki  çevrenizi ingilizceyle donatın.. kafanızı çevirdiğiniz heryerden ingilizce çıksın. tabii bu kadar yoğun ingilizceye
gömülürken Türkçeyi unutmayalım ;)

Umarım yöntemleri uygularsınız ve işinize yarar. tabii istikrar önemli. KOLAY GELSİN :)







.............................................................












7 Ekim 2015 Çarşamba

ANTALYA'DA DEPREM


    Dün gece Antalya'da deprem meydana geldi. Neye uyandığımı hatırlamıyorum uyandığımda sallanıyordukkk. Depremi hayatımda 2 kez hissettim ve ikisindede panik olmadım.

Gece sarsıntı olsada yatağımdan kalkmadım. bayağı yatağımda depremin geçmesini bekledim o derece rahat..

Deprem sonrası annemle erkek kardeşimin sesini duydum depremi konuşuyorlardı. Babam hissetmemiş!

Sadece annem ve kardeşim biraz tedirgin olmuşlar ama ev ayağa kalkmadı.

Seslerini duymama rağmen yatağımda uyumaya devam...

Sabah anneme söyledim '' Ne kadar vurdumduymazsın'' dedi.

Bende anlamadım bu nasıl rahatlık...

   
    GEÇMİŞ OLSUN ANTALYA






...........................

27 Temmuz 2014 Pazar

BİLGE/ İŞİN SONU


Günlerden bir gün bir bilge yanında oturanlara sorar:
- Akıllılık nedir?
Orada oturanlar :
- İyi ile kötüyü birbirinden ayırt etmektir.
Bilge, ''hayır'' der. Oradakiler birbirine bakarlar ve kendi aralarında istişare ettikten sonra:
- Akıllılık, iyi olanın içinden , daha iyi olanı seçebilmektir. Derler.
Bilge, üzgün üzgün başını iki yana çevirir ve ''Hayır o da değil'' der.
Oradakiler, çaresiz bir şekilde birbirlerine bakındıktan sonra, aralarından biri:
- Efendim, soran sorulanlardan daha iyi bilir. Lütfen siz lütfedin. Der.
Bilge kişi, gülümser ve:
- Akıllılık odur ki : her ne olursa olsun, yapıp ettiği işin sonunu düşünmektir. Der.
Öyleyse, biz de her zaman yapacağımız işlerin sonunu düşüneceğiz.









..............................................................................



26 Temmuz 2014 Cumartesi

GARİP HALLER


Yine anılardan bir parça anlatayım istedim
Günlerden yine küçüğüm küçücüğüm birazda şapşalım derken başıma gelene bak şimdi.
Mahallede 3 kız arkadaşız başkada yok (o zamanlar tabi - şimdi kim nerde belli değil, dağıldık)
Cumartesi ya da pazar olması lazım hatırlamıyorum.. Mahalleler arası maç var bir kaç mahallenin gençleri maç yapacak bizim okulun bahçesinde,  Bizde 3 kız izleyelim dedik (okul eve yakın yürüyerek 1 dakika bunu daha önceki yazımda belirtmiştim)  Gittik okula maç başlamış önce kenarda izledik sonra ben duvarın üstüne çıkıp oturdum, arkada da demir parmaklıklar var. Çok geçmeden yüzümde sağlam bir acı ve uyuşma hissettim.  Fazla zekadan birgün birşey olacaktı o gün oldu :)) Mahalle maçı işte kalesini bilirsin 2-3 taşla kaleyi belirlersin topun deleceği ağ yok o kadar amatördür yani.. Ben süper zeka o kadar oturacak yer varken kalenin arkasındaki duvarın üstüne otur, kaleci gelen topu kurtaramasın o top yüzüme çarpsın, çarpmanın etkisiyle kafam arkadaki demir parmaklığa çarpsın - BÜYÜK ÇARPIŞMA!
Ağlayarak indim yanıma hemen kuzenim geldi topu atanda o olabilir zira bulanıkta olsa az biraz gördüm gibi sanki ama günah almayayım :))))
Olay yerinden uzaklaştım ve o olaydan sonra toplara karşı hassasiyet oluştu. Bir yerde top oynanıyorsa kıyıdan kıyıdan kaçarım :) Tedirgin olurum yine top çarpacak diye..

Öyle işte kısa bir anı paylaştım devamı gelecektir

BEKLEYİN...






.................................................................








20 Temmuz 2014 Pazar

BAŞLIK BULAMADIM :)




  Selamlaaarrr
Herkes birbirini mi takip ediyor birbirinimi taklit ediyor nasıl benzeştiniz bu kadar ??
Saçlar kaşlar gözler kime baksam aynı kişi..
Eskiden sadece kadınlar birbirine benzerdi şimdi erkeklerde de aynı durum mevcut Sarışın esmer farketmeksizin sakal modasına kapıldılar.
Allah'tan yakışıyor bak ona bişey diyemeyeceğim ama az biraz azaltın  kirli sakal olsun mesela. Herşeyin çoğu gibi sakalında fazlası göz zevkine zarar!
                       

                                                 ***



 Hâlâ giyim konusunda sıradışı takılanlarınız var. Bir tarafı şort diğer tarafı kot görünümlü şey nedir öyle !? Bu dikkat çekme ve konuşulma çabandan vazgeç çünkü hiç dikkat çekici değilsin aksine modayı geriden takip ediyorsun  bu da seni komik duruma düşürüyor.

           

                                                                                                   

                         
Hızlı kilo vermenin yolunu buldum :)))
Yeni bişey değil ama bununda üstüne tanımıyorum açıkçası.

Ne yapıyoruuzzz
* Beyaz ekmekle vedalaşıyoruz
*Akşam en geç saat 18:00'de akşam yemeği olayını tamamlıyoruz
*Günün herhangi bir saati (Ben öğleden sonra 15:00'de vakit denk getiriyorum) Spor yapıyoruz

Spor olmazsa olmaz.. Biliyorum çok keyif almıyorsun ama o sadece başta sıkıcı merak etme. Sporun faydalarını görünce vazgeçemeyeceksin tecrübeyle sabit.
Beslenme ve spor şart. Eğer beslenmeye dikkat eder spor yapmazsan sadece kilo verirsin ama sıkılaşmakta önemli. En etkili sporun pilates olduğunu düşünüyorum ve yapıyorum. Mutlaka denemelisin..

                                                                                                                       KOLAY GELSİN :)






....................................................


19 Temmuz 2014 Cumartesi

SERDAR ORTAÇ İYİLEŞİYOR


    Biliyorsun Geçtiğimiz haziran Serdar Ortaç Chloe ile evlendi ve hemen ardından MS hastası olduğunu öğrendik. Aslına bakarsan haziran serdar'a bir yandan güzellikler sunarken diğer yandan üzücü olaylar yaşatıyor. Haziran 2012'de babasını kaybetmişti ve 4 gün sonra yeğeni Elif dünyaya geldi. Haziran 2014'te Chloe ile evlendi bir kaç gün sonra MS olduğunu öğrendi.
Neyse vardır bunda da bir hayır diyelim ve Serdar cephesinden güzel haber vereyim.

Serdar Ortaç iyileşiyoooorrr :) Aralıklarla kortizon tedavisi ve uzun sürecek ilaç tedavisi var. Ayakta durmakta bile zorlanırken artık yürüyebiliyor ve araba kullanabiliyor.. Hatta geçtiğimiz gün konser bile verdi :)
Hayranları bu durumdan dolayı çok mutlular ve hemen tarihi belli en yakın konserine gitmek için sabırsızlanıyorlar :)




SERDAR ORTAÇ KONSER TAKVİMİ

27 temmuz 2014 CRATOS (Kıbrıs)

5 Ağustos 2014 Harbiye (İstanbul)

10 Eylül 2014 İzmir Kültür Park

27 Eylül 2014 Azerbaycan





Serdar Ortaç sağlık durumunun iyiye gittiğini twitterdan duyurdu....











........................................................................................................

18 Temmuz 2014 Cuma

ARDA TURAN

 
    Arda Turan'la  ilgili haber okumadığım bir gün yok.. TV,  Twitter, Gazeteye ne zaman baksam Arda Turan.  Bir insanın birgün içinde 2-3 farklı haberi çıkar mı? Çıkıyor..

Her söylediği her yaptığı olay... Transfer haberleri, giyim stili, Özel hayatı  ve röportajlarda söylediği herşey...
Transfer haberleri sanırım sadece iddia  Çünkü dün çıkan habere göre Arda'nın Atletico da 3. kaptan olacağı konuşuluyordu. Yani o konu biraz karışık.. Birgün ''galiba bu sefer gidiyor'' dedirten haberler okurken 3 saat sonra bulunduğu takımın kaptanı olacağı  söyleniyor... Futboldan hiç anlamam bu yüzden kalmasımı yoksa gitmesimi iyi onu da bilmiyorum Ama sürekli yedek kulübesinde sırasının gelmesini beklemektense her maç sahaya çıktığı bir takımda olması daha iyidir zaar.

Giyim stilini benden başka beğenen kimse yok galiba.. Tamam Türkiye'de alışık değiliz bu tarza ama bence kendimizi geliştirsek algımızın yönünü değiştirsek daha iyi olmaz mı? Yabancılar yapınca ağzımız açık bakarken bizden biri yapınca dalga geçmek neden ?  Arda yurt dışında yaşıyor ve göz önünde dolayısıyla klasik olmak yerine biraz fark yaratmak en doğrusu. Kısa paça pantolon ve babet giyince insanın kimliği değişmiyor hemen telaşa kapılma. Arda yine bildiğin Arda!  En son taktığı hal hal da gözden kaçmadı tabi :)) Bak ben onuda yakıştırdım ne yalan söyleyeyim. Bir derginin fotoğraf çekiminde şık duruyordu.

Özel hayatıylada sıksık gündeme geliyor ve haberlere bakacak olursak bir hayli karışık ! Nedir ne değildir demeye kalksak işin içinden çıkılacak gibi değil. Takip edince o karışıklığın sadece haberlerde olduğunu görüyorum. Arda sürekli erkek tayfasıyla geziyor :) Başkası olsa neden çıkan habere net bir açıklama getirmiyor derdim ama Arda olunca söyleyemiyorum çünkü hergün farklı isimler öne sürülüyor. X 'i tanımıyorum dese ertesi gün Y çıkıyor.

Röportajlarda ayrı gündem! En son bir dergiye verdiği röportajda sorulan soru üzerine maçtan önce neler yaptığını anlatmış. Isınırken Yasin dinliyorum demiş, Vay efendim sen misin bunu diyen. Neden bu tip şeyleri gizli yaşamıyorsun, dini kullanıyorsun gibi saçma eleştiriler geldi.
Bir din nasıl kullanılır? Yani ben bugüne kadar Namaz kılıyorum Yasin okuyorum diyen birine ekstra saygı duyduğumu, sevmediğim halde baş tacı ettiğimi hatırlamıyorum. Din kullanmak diye birşey olamaz.. Maça nasıl hazırlanıyorsun sorusunun cevabını vermiş bu kadar ayaklanmanın anlamı yok. Belki senin için birşey ifade etmez ama Arda'yı idol olarak gören küçük hayranları var onlara bu anlamda iyi bir örnek olduğunu düşünüyorum. Herşeye REKLAM demekten ne zaman vazgeçeceksiniz !?

Geçenlerde Aziz Yıldırımla biraraya gelmesi çok tartışıldı.. Bende GALATASARAY'lıyım ama bu buluşmada tepki göstermemi gerektirecek birşey göremedim.  Bazılarının hayatı çok sıradan ve boş galiba ki sürekli birilerini eleştiriyor nerden vursam ne yapsam da yere düşse diye çabalıyor.YAZIK!

Arda Turan ve onun gibi attığı her adım söylediği her söz olay olanlara sabır ve kolaylıklar diliyorum...





                                                                                                                           
DeryaTürkmen

....................................................................................