5 Kasım 2016 Cumartesi

OLMAYAN AŞKIN ACISINI ÇEKTİREN DİZİ

   Diziyle ilgili her bölüm yazmaya çalışıyordum ama 15. bölümü izledikten sonra kendimi kaybettim. Ben bende değildim bu yüzden tek kelime yazmak istemedim.
En yakınlarım bilir Serdar Ortaç'ı çok severim. Hani şu bildiğiniz fanlar varya ben onlardanım.  2012'den bu yana  Serdar'ın hayatından çok kendi hayatıma yöneldim ama yine de takipteyim. Ben bunu bi kaç post önce yazmıştım sanırım :) Dizinin 15. bölümünün en can alıcı sahnesinde Serdar Ortaç'ın Yaz Yağmuru şarkısı kullanılmış. Fragmanda gördüğümde çok sevindim heyecanla bekledim. Yiğit ve Deniz'in buluştuğu ve artık görüşmeme kararı aldıkları sahne geldiğinde boşluğa düştüm. Sanki Yiğit Deniz'le değil de benimle mecburi görüşmeme kararı aldı. Sanki Yiğit İrem'le değilde benimle evlenmekten vazgeçti. Bende birçok izleyici gibi olmayan aşkın acısını çektim. Dizi bittiğinde depresyona ani giriş yapmıştım. Tarif edemediğim bir hüzün kaplamıştı. Kendimi diziye nasıl kaptırmışsam artık..  Gençliğim soldu Ya Rab! =)

Herkes 15. bölümde kimlik sahnesine takılmış.  Yiğit  neden kimliğin ön yüzüne bakmadı, insan hiç mi merak etmez diye yorumlar okudum.  Düşündüğün zaman aslında Yiğit Balcı İrem'le evlenmek istemiyor. Aklı asistanı Deniz'de. Hal böyle olunca Yiğit'e mavi kimlik verselerde Yiğit'in gözüne Deniz Aslan perdesi indiği için dikkat etmezdi. Ben Yiğit'in psikolojisini anlayan nadir izleyicilerden olduğum için hiç kafa yormadım o sahneye. Gayet olağandı :))

Bu hikayede kimse mutlu değil. Hepsinin içinde bir acı var. Tuna Deniz'e aşık ama karşılık göremiyor. Onu mutlu edebilmek için herşeyi yapıyor ama yine olmuyor. İrem Yiğit'e aşık ama karşılık göremiyor. Zuzu dediği, aynı evi, yatağı, yeri gelince lokmasını bile paylaştığı arkadaşını görmezden gelecek kadar seviyor Yiğit'i. Yiğit ise hala algıları kapalı devam ediyor. Deniz'e aşık olduğunu İrem'e söyledi nihayet güzel bir gelişmeydi bu. İrem'in yüreğinde bir yara açtı ama hep o mu mutlu olacak!!! İrem, Tuna ve Deniz kafa kafaya verip kimlik olayına çözüm buldular kendilerince. 3'lü masada otururken Yiğit'e bir kez daha üzüldüm. Ruhu duymuyor garibimin.
Ve  Deniz ASLAN ! İlk bölümlerde o kadar sağlam bir karakter olarak sunuldu ki onu çok sevdim ama son bölümde soğudum. Hem Tuna'yı istemiyor hemde başı sıkışınca ilk aklına gelen Tuna oluyor. Hem Yiğit'in İrem'le olması için çabalıyor hem de Yiğit'ten kopamıyor. Küçücük boyuyla ortalığı karman çorman etti.

     *   *   *   *
16. bölümde yalan içinde yalan vardı. Vallahi deniz'i tokatlayasım geldi. Ya herşeyi itiraf etsin ya da sonsuza kadar sussun yetti yahuuu!!!
Tuna'nın fedakarlığı aptallığa doğru yol aldı gidiyor.
İrem kazadan dolayı kafayı kırdı hafıza gitti. Sadece 17 yaşa kadar olanı hatırlıyor. o değilde 17 yaş kafasıyla da Yiğit Balcı'ya aşık oldu. Kurtuluş yok galiba!
Yiğit Balcı n'apsın işte aralarda dolanıyor. Hala kandırılmaya devam. Vicdan azabı çektiriyorlar yetmezmiş gibi.

Son bölümde en sevdiğim sahneler Yiğit Balcı ve Tuna sahneleriydi. Ya bırakalım aşkı meşki de Yiğit ve Tuna kankalığını izleyelim. Çok daha keyifli oluyor. Bir grup manyak Tuna'nın motorunu parçaladı.  O sahnede kendimi tam ağlamaya hazırlamıştım ki Yiğit Balcı'yla birlikte motoru gömüyorlar! En çok Yiğit Balcı'nın toprağı hızlı bir şekilde atması ve Tuna'nın kürekle müdahale etmesi çok komikti. Lütfen ikilinin sahnelerini arttırın senaristleeeerrrr...

     *   *   *
Gelelim reytinge! Gelmesek mi acaba??? Son 3 bölümdür yavaş yavaş düşüyor. Haftalarca zirvede kal ve bir anda düşmeye başla olacak iş mi ya!  Son 3 bölümdür  Esas kız ve Esas oğlanı çok az birlikte görüyoruz. Zaten reytingin düşmeside Yiğit ve Deniz'in sahnelerinin azalmasıyla başladı. Özellikle son 3 bölümdür toplasak 15 dakika biraraya gelmemişlerdir herhalde.  Dizinin esaslarını birlikte göremiyoruz şaka gibi! Bu nasıl hikaye anlamadım.. E hadi artık bu aşk yaşansın, birşey olsun iyice sündürdünüz.
Reyting listesine  nerden bakarsan bak izleyicinin bangır bangır "Biz gülmek istiyoruz" dediğini duyuyorsun. Üst üste fazla dram oldu. Oyunculuklar şahane fakat hikaye artık izleyiciyi depresyona sürükler hale geldi. Zaten kendi hayatlarında mutsuzluk ve umutsuzluktan ölmeye ramak kalmış izleyici kafa dağıtmak için izlediği dizide sel olan gözyaşıyla karşılaşınca kumandaya sığınıp kanal değiştiriyor. Ben dizi izlerken sinirlenmek, mutsuz olmak, karışmış bir kafayla günü sonlandırmak istemiyorum. Sırf beğendiğim oyuncuların hatrına izliyorum.

Dizide beni en çok çileden çıkaran; Deniz'in aşık olduğu adamı İrem'e elleriyle teslim etmesi. Bu sahneler çok yapay ve sıkıcı oluyor. Normalde böyle şeyler olsa bile dozu vardır. Buyur senin olsun mutlu olun der hayatlarından çıkarsın. Kendi ellerinle yemek hazırlayıp aileni de işin içine dahil etmezsin. Bazen BU SADECE BİR DİZİ deyip geçemiyorsun. Böyle kafa patlatıyorsun. Tişikkirlir çok sevgili senaristler.


 SON SÖZ:  Atv dizinin fragmanını daha sık yayınlanmalı. Gün içinde Bütün dizilerin fragmanı yayınlanırken SeviyorSevmiyor' u nerdeyse hiç görmüyorum. Diziye sahip çık Atv. Veee senaristler dizinin enerjisini bitiriyorsunuz artık toparlayın.


Hiç yorum yok: