Bumerang

Bumerang - Yazarkafe

30 Kasım 2016 Çarşamba

AŞKIN ACI HALİ / SeviyorSevmiyor

 
   Her sahnesini beğendiğim bir bölümdü. Sonuna kadar Karakterlerin tüm adımlarını merakla takip ettim.

Yiğit Balcı gerçek Deniz Aslan'ı Deniz'den öğrensin istiyordum. İstediğim olmadı İrem hızlı davrandı. Bütün gerçekleri anlattığı bir video yolladı Yiğit'e. Ben olsaydım ne yapardım diye sordum kendime. O kadar zor ve kötü bir durum ki.  İnsan hem herşeyi ve herkesi geride bırakıp çekip gitmek istiyor hemde aptal yerine koyulduğunu düşündükçe sağlam bir intikam almak, hepsinin canını yakmak istiyor.
Yiğit ofiste herşeyi kırıp dökmeyi, bağırıp çağırmayı seçti. Kendini sokağa attı ağladı düşündü. Bütün olanlar beynine, kalbine ruhuna ağır geldi ve kendini öylece yere bıraktı.
Birgün sonra bambaşka bir Yiğit Balcı'yla tanıştık.  Enkazın altından bir gecede kurtulacak kadar güçlüymüş meğer.

Önce İrem'e gitti.  Bir planı olduğu çok belliydi. İrem'e söyledikleri her ne kadar oynayacağı oyunun bir parçası olsa da gerçek değil miydi? İrem Yiğit'e aşıktı ve onu kaybetmek istemiyordu. Bundandır yalanı sürdürmesi.  Ama bu İrem'in suçsuz olduğu anlamına gelmez tabii.
Yiğit Gerçeği öğrendiğini Deniz'in bilmesini istemiyordu. İrem'in Deniz'le bu konuyu konuşmasını
engellemek için İrem'in kendisine olan zaafını kullandı. Yiğit Balcı'ya yakışmayan hareketler bunlar ama herşeyin bir bedeli olmalıydı.
Yiğit Balcı İrem'le konuşurken içinden başka biri çıkıyordu.  Sert, duygusuz ve tehlikeli. Yiğit'e yabancılaştım. Sevmedim galiba bu halini. Nerde benim naif, içinde kötülük barındırmayan Balcımmm?
  *   *   *
Favori sahnem Yiğit'in bankta Kendisiyle dalga geçildiğini, herkesin ona güldüğünü düşündüğü sahneydi.
Yiğit Balcı'nın Krize girdiği anın içinde o kadar çok duygu vardı ki.
 Üzüldüm Yiğit'e. Bu kaçıncı üzülmeler! Sonu yok mu bunun!?
Yiğit Balcı'yı sarıp sarmalamak istedim. Öldürmekten beter ettiniz adamı. Gökhan Alkan'ın performansı kusursuzdu. Bir kez daha hayran kaldım. Başa sarıp sarıp izlemelik bir sahne olmuş.
Deniz'in Muğla şivesini seviyorum.  Yidin mi gari dediği an güldüm kusura bakma balcımm. Acın acımdır ama o komikti yani şimdi gülmezsem olmazdı :)

  * * *
Yiğit İrem'i umutlandırarak intikamını alıyor. Deniz'e her seferinde aşık olduğunu söylüyor, peşini bırakmıyor birşekilde kendine bağlıyor bu sayede de Tuna'nın canını yakıyor. Peki Deniz?? Deniz'in canını yakacak mı? Deniz'e hâlâ aşık mı?  Sevdiğini söylemesi, onu öpmesi, Evlenme teklifi etmesi bir oyun mu? Herşeyi anladım ama deniz'e olan duygularını ve düşüncelerini anlayamadım.
Yiğit ve Deniz'in öpüşmesi, Deniz'in Yiğit'e aşkını itiraf etmesi ve Yiğit'in evlenme teklifi iyiydi hoştu lakin tüm bunlara Tuna şahit olmayaydı iyiydi. Bir miktar üzüldüm.
         *   *   *
Bölümün başında Deniz'in Ağlayarak (yumruklarını sıkarak hemiidee) Tuna'dan hesap sorduğunu görmedim sanmayın. Ayça'dan kıskanıp saç baş kavga edecek kadar bir duygu besliyor belli. Sonrasında Yiğit'e olan aşkını itiraf etmesi.  Bu karışıklık yakışmıyor Deniz'e.

Yiğit Balcı intikam alacaksa Deniz'den de almalı. Tuna üzülecek, irem üzülecek ama herşeyi başlatan Deniz kusursuzluk abidesiyle evlenecek sefa sürecek yok yaaa!
Basarım o nikahı. :/
.....

Bendeniz'in şarkısı güzeldi .

İstemiyorum ben böylesi sevdayı
İstemiyorum ben böyle ağlamayı
İstemiyorum ben böyle kahrolmayı 
İstemiyorum ben senle olan sevdayı 





.........................




21 Kasım 2016 Pazartesi

KENDİ DÜŞEN AĞLAMAZ!

   Yiğit Balcı'nın gerçekleri öğrendiği sahneyi sona saklamışlar! Onu da doğru düzgün yayınlayamadılar. Araya giren reklamlar herşeyi mahvetti. Ne ağlayabildim ne de gülebildim. Hiçbir şey hissedemedim Tebrikler Atv.

    *      *     *

Eleştiriyle başladım yazıma. Bu sefer kısa sürecek kararlıyım hem de en az Yiğit Balcı kadar kararlıyım. 

15. bölümü izlerken içimde bir boşluk hissi vardı 19. bölümü de aynı hisle izledim. Diziyle ilgisi yok tamamen bende. 
Birkaç sahne var onlara değinip yazıma son vereceğim. Aklımı ve kalbimi çok yordu bu dizi. Karakterlere üzülmekten yıldım. 
Artık benim de kafam Gazi gibi geliiyy gidiiyy, geliiyy gidiiyy.

         *    *    * 
 Yiğit'in Deniz'e aşık olması İrem'in kalbini çok acıtmış olmalı ki o acıyla Deniz'in  canını yakmaya çalışıyor.  Biz hep Yiğit Balcı ve intikamı birarada kullanıyoruz ve böyle bir beklenti içine giriyoruz ama asıl intikamcı İrem çıktı.  Tamam Deniz söylememesi gereken bir yalan söyledi  İremden yardım istedi. Hatalı mı evet hatalı.  Bu yalan birkaç saat içindi İrem'in panikten saçmalaması üzerine uzamıştı. İrem, Ne zaman oyundan çıkmak istesem beni tekrar oyunun içine attı, daha fazla oyna, daha fazla rol yap dedi diyor . Şimdi diziyi başa alıp izlettirecekler bana ama vaktim ve sabrım yok. Hatırladığım kadarıyla değineyim.  İrem Deniz'in haberi yokken Yiğit'le görüşmeye devam etmemişmiydi? Bunu Deniz'den saklamak için akla karayı seçmiyormuydu? Yiğit'i gerçek Deniz Aslan olduğuna fazlasıyla inandırmamışmıydı? Deniz Aslan puzzle parçasını Yiğit'e vereceğim o da gerçekleri bu şekilde öğrenecek dediğinde irem o puzzle parçasını alıp Yiğit'e vermemiş miydi?
Ve tüm bunlar olurken Deniz'in haberi var mıydı? 
Yoktu! Deniz doğum gününde Yiğit'in İrem'e gidip evlenme teklifi ettiğini gördüğünde anladı ikisinin uzun zamandır görüştüğünü. E bu kızı İrem ayakta uyutmadımı !!?? 
Geçen bölüm yazımda Deniz Tuna'yı sorgulayamaz, yargılayamaz, SUÇLAYAMAZ demiştim aynı şey İrem içinde geçerli. İrem'de Deniz'i suçlayamaz! Deniz kadar hatta deniz'den daha suçlusun İrem! Otelde işler seni bekler hadi normal akışına geç. 

 Birde demez mi suçlu sensin, hepimizi mutsuz ettin diye. he İrem he... 

  *   *   * 

Tunaaa Tunacıııkk sanada üzüldüm. Ama bunu sen istedin. Bile isteye üstüne gittin acının. Göz göre göre attın kendini ateşe dolayısıyla söylenmeye hakkın yok. 

''İşin içinde aşk varsa orada duracaksın.'' Yakar! Çok dışında kalmayacaksın çokta içine girmeyeceksin. 
Tuna güzel seviyor ama insan biraz da kendini sevmeli.

Tuna'nın yaptığı neydi öyle anlayan varsa beri gelsin. Deniz sürekli Yiğit'le birlikte, Deniz'in Yiğit'i sevdiğini de gayet iyi biliyor. Peki Ayça'yı otele çağırıp saçma bir oyuna alet etmesi???
Deniz'i kendinden soğutmak için mi? İyi de kız zaten duygusal olarak senin yanında değildi. Ayrılalım demen yeterdi. Tuna, Deniz, Yiğit,İrem!! Bütün karakterler aşktan kafayı kırdı yetişin:) 

   *    *     * 

Yiğit Deniz'e,  ''Ne olursa olsun, ne pahasına olursa olsun o dergiyi alacağım. Bunun için savaşacağım, gerekirse bekleyeceğim, savaşımdan vazgeçmeyeceğim'' dedi. Burda dergi deniz oluyor tabii :))  İstediğimiz şeyleri almak konusunda mücadele etmeliyiz bu kişi de olsa fakat  O kişi bizden çoktan gitmişse mücadele etmenin anlamı kalmıyor.  Kendinizi boşuna yorduğunuzu anladığınızda geçen zamana üzülüyorsunuz. Yiğit Balcı'nın da dediği gibi, aslında Gökhan Alkan'ın dediği gibi Geçen zaman değil, geçen ömür.!
Ve biz o ömrü boş savaşlar için harcarken gözümüzün önündeki güzellikleri kaçırıyoruz. En acısı da sen onun için üzülürken o yolunu çizmiş, sensiz hayatın daha keyifli olduğunu kabul edip son zerresine kadar yaşıyor. . 
Peki Deniz Aslan Yiğit'ten gitti mi? Yiğit mücadele etmeli mi? Deniz'in kalbi Yiğit Balcı'da ama aklı Tuna'da yani mantığı. İrem için fedakarlık değil miydi Deniz'in Tuna'ya gitmesi? ve bunun içinde mantık yok mu? İkisi evlenecekti deniz'in düşüncesine göre. Yani deniz Yiğit'ten yarı yarıya gitmiş. Eğer mantığı kalbinin önüne geçerse Tuna'da kalır, kalbiyle hareket ederse Yiğit'e gider.  Yiğit sürekli Deniz'in gözünün önünde olmaya devam edecekse ki iş dolayısıyla öyle olacak E o zaman duygular da karman çorman olmaya devam edecek.  Bakalım bu karışıklıktan en az yarayı kim alacak?

Yiğit mücadele etmeli mi sorusunun cevabı :  Yiğit gerçekleri öğrendi. Buna rağmen hala deniz de deniz aman da deniz isterim de isterim derse ve kızın gönlü Yiğit'teyse  neden mücadele etmesin ki.
Ben etmezdim o ayrı )


* Kokarca Çağdaş'ı ilk gördüğümde ne gerek vardı böyle birşeye dedim ama 2 bölümdür tek güldüren sahneler ondan geliyor. İyi olmuş beğendim. 

* Sevil Uyar Ayça karakteriyle girdi diziye.  Yiğit, Deniz ve Tuna gibi kemik kadronun tam ortasında. Sevil Uyar sanki dizinin başından beri vardı da sahneleri daha yeni artmış gibi. Hiç yadırgamadım. 
   Ayça Tuna'ya aşık yani Yazar Gölge'ye.  Ben ikisini birlikte görmek isterim. Oldu bu ikili bence. Ayça Tuna'yı üzmez.. Çünkü  Tuna'yla göz göze gelmeden, elini tutmadan, onunla konuşmadan aşık olmuş bir kadın Ayça. Kolay kolay incitmez kıymetini bilir böyle seven biri. Ama genelde ciddiye alınmaz, korkarlar hayran-ünlü aşkından. Sanki öbür türlü aşkı yaşamayı başarabiliyorlarmış gibi :))))


 Reyting bu hafta güzel. Düşme yok yükselme var.
YiDen'den kaynaklı değil çünküsü ortada daha YiDen yok. Kesinlikle Yiğit Balcı'nın gerçekleri öğrendiği sahne merak uyandırdı. Gökhan Alkan'ın oyunculuğu çekti izleyiciyi. Lakinn işte Atv sahneyi harcadı. Bir sonraki bölümde kesmeden yayınlanacaktır. Beklemedeyiz.
 

    Son Söz : Ne demişti Deniz Aslan  ... Aşklar biter! değiştiremezsin, değiştiremeyeceğin şeyleri hayatının merkezine koyma!

 Bir söz de Gökhan Alkan'dan gelsin.  ''KİMSE AŞK ACISINDAN ÖLMEZ''
   




      ... Bir sonraki bölümde yine gelin ben burdayım İnşALLAH.... 



..............................................................





15 Kasım 2016 Salı

İNTİKAM MI? AMERİKA MI? DOLUDİZGİN AŞK MI?


    Yiğit ve İrem ayrıldı, Deniz ve Tuna aşka yelken açtı. Deniz Tuna'ya gerçekten aşık mı anlayamadım. Aşk değil de belki aşka yakın bir duygu var. Hani olmuşta olabilir, olmamışta olabilir.  Bu kızın ruh hali benden de dalgalı çıktı. Ne yapacağı belli olmuyor.  Kızınız olursa Deniz ve Derya isimlerinden uzak durun

Ne Gölgeymiş be tanımayan sevmeyen yok. Bir imzalı kitap uğruna herşeyi kabul eden insanlar var.  Yıllar önce Deniz şarkı söylemek istiyormuş konservatuvar sınavlarına girmiş talihsizlik yaşamış jüriden geçememiş. Tuna bu durur mu hemen deniz'in hayalini gerçekleştirmeliydi. Konservatuvar müzik bölümü hocalarını ikna etti. Deniz sahneye çıktı şarkısını söyledi, övgüyü aldı mutlu oldu. Hocaların vakit kaybetmeden İmzalı kitap istemesi nedir ya.. Her bölüm birileri  imzalı kitap almak için Tuna ne isterse yapıyorlar.  Ve ben  artık basitleşen bu durumdan sıkıldım.


Deniz'le Tuna'nın ayrıldığını zanneden Yiğit Balcı etrafa mutlu ve umutlu gülücükler dağıtıyordu. Deniz'in içinde ise fırtınalar kopuyordu.  Tuna'yla ayrılmadığını söylemekte zorlandı. Kızmadım bu bölüm denize.  Kolay değildir bazı şeyleri söylemek. Dışardan bakana kolay görünür lakin içerdeki can çekişir.  Yiğit Balcı mutluyken,  heyecanlıyken karşısındakine konuşma fırsatı vermiyor farkettiniz mi? Deniz Tuna'yla olan durumunu söylemek istediğinde bizimki yine susturdu.
Bir kaç bölüm daha söyleyemez diye düşünmüştüm öyle olmadı.  İlginçtir uzatmalara girmeden söylettiler. Senaristler bu sefer insaflı davrandılar.
   
Bölüm Yiğit Balcı ve Deniz Aslan'ın Şile'de dans ettiği an başladı benim için.
Daha önce Şile'ye iş için gitmişlerdi. O zamanlar Yiğit Balcı Anti Deniz Aslan'cıydı.  Kim derdi bir zamanlar azarladığı, sen bu ismi haketmiyorsun dediği kadına aşık olacak ve uğrunda dökmediği kadar gözyaşı dökecek diye. Önce varlığını farketmezsin, sonra uğrunda mahvolursun. HAYAT!
Yiğit Deniz'e aşkını tam anlamıyla ilan etti. Güzel anlattı gözünün gördüğü, kalbinin seçtiği kadını. Birde bizim gördüğümüz tarafını görse =)
Deniz Tuna'yla sevgili olduklarını söyledikten sonra Yiğit yıkıldı. Deniz'in ellerini bıraktığında tam ağlayacaktım kemancı bütün duygusallığı aldı götürdü.  O nasıl bakıştı öyle :)

Tuna Deniz'i almak için yollara düşmüş. Yolun bir tarafında Yiğit Balcı diğer tarafında Tuna. Sevgi Neydi? Sevgi emekti diye saçmalayarak Tuna'ya giden Deniz! Hemde BENİ BIRAKMA diyen Yiğit Balcı'ya rağmen.. Çocukluk aşkı, ilk aşkı Yiğit'e rağmen! Nasıl bir kalp var kız sende !?:)
Böyle bir adam Beni bırakma diyecek ve sen arkana bile bakmadan diğerine gideceksin TÖVBE BİSMİLLAH çarpılırsın.
Tuna'nın emeği var şimdi inkar edemem. Ama bu emek Tuna'ya gitmesini gerektirecek türden mi? Ben böyle ciddi bir yalana ortak olan bir adamla olamam ama Deniz'in benim gibi düşünmesini de bekleyemem. Çünkü Tuna'nın ortak olduğu yalanı Deniz doğurdu. Tuna'yı sorgulayamaz, yargılayamaz, suçlayamaz.  Deniz'in Seçimi kendisi açısından doğru olabilir. Ben Yiğit'ten uzaklaşmak için başka bir adama giden değil, yalnızlığı seçen kadını görmek isterdim.

 Tuna'nın ki emekte Yiğit Balcı'nın ki ne? Adam  Deniz'le tanıştığı ilk gün yerden aldığı taşı (Ki ne kadar ince bir düşünce) 15 yıl saklıyor ve onun yanında diğer anıları da.  Bazılarına basit gelebilir, Sadece taş görebilir ama ben o taşa bakınca  Aşk, Kıymet en önemlisi sadakat gördüm.

Tuna gibi sevmek diyorlar.  Kadın Yiğit'e aşık, Kadın Tuna'nın omzunda ağlayarak Yiğit'e aşık olduğunu söylüyor, Kadın Yiğit'le öpüşüyor ( Deniz değil Yiğit öptü ama Deniz istemeseydi Yiğit zor öperdi.) Tuna  öpüşme videosunu görüyor ve bütün bunların üstüne Deniz, ''Sana geldim'' dediğinde Tuna hemen kollarını açıyor. Bence bu aşk değil, bu bildiğin hastalık.  Saplantılı Ayça'dan betersin Tuna :) Evet Artık Tuna'nın asistanı var. Aslında stajyer hemde öyle böyle değil.  Ayça'nın durumu "Yazar Gölge" etkisi sanırım.  Bak yine bir Gölge meraklısı daha.
Tuna'ya olan bu merak, ilgi, alaka acaba  sevgi eksikliğinden mi kaynaklanıyor?
Deniz ne yaparsa yapsın Tuna bırakmıyor bu da insanların hoşuna gidiyor.  Ben çok sağlıklı bulmuyorum Tuna'nın aşkını.

Deniz Tuna'yla sevgili olduğunu söylediğinde Yiğit Deniz'den vazgeçer diye düşündünüz mü benim gibi? Ben öyle düşündüm ama Yiğit, "Gözümün önünden ayrılmayacaksın, sürekli yanımda olacaksın. Herşey daha yeni başlıyor. Sen benden çok kolay vazgeçtin ama ben senden asla vazgeçmeyeceğim" dedi.  Kız normal olmayınca talipleride böyle oluyor demek ki :)) İlk bölümlerden birinde Deniz,  BENİM SEVDİĞİM BENİ SEVMEZ,  BENİ SEVENİ BEN SEVEMEDİM.  BENİM HİÇ SEVDİĞİM YOK Kİ.  BENİ SEVEN YOK Kİ KİMSE BENİ SEVMİYOR diyordu. Şimdi birbirinden saplantılı iki aşık var. Seç beğen al Deniz ;)

Dergi ekibi tekrar toplandı Yiğit Balcı'da dahil. Dergiyi ayağa kaldırmak için Yiğit'in fikri vardı. "Yazar Gölge'' ile röportaj.  Röportajdan dolayı dergiyi Tuna kurtardı zannedilmesin. Fikir Yiğit'ten çıktı, çalışanlarda (Tuna) uyguladı. ;)  Tamam Tuna'nın da etkisi vardı sonuçta ekibi topladı hakkını yemeyeyim. Dizi olsa da Karma olayına girmek istemem ama dergi için parlak fikirler hep Yiğit Balcı'dan çıkıyor.

İlk bölümlerde Deniz sete ayakkabılarıyla girmişti ve Yiğit çok kızmıştı. Ne ağlamıştım o sahnede. Dayanamayıp Gökhan'ı instagramda bulup "Yiğit Balcı'nın iyi patron olduğu bölüme geçebilir miyiz lütfen. Deniz'e her kızdığında üzülüyorum" yazmıştım  :)) Günümüze geldiğimizde ise Tuna'yla  Röportaj yaptıkları sette Yiğit Deniz'e, istediğin gibi basabilirsin dedi  :) Eyy Aşk ;)
                                     *    *    *
    Çok tartışılan ama bir türlü ortak noktada buluşulamayan bir konu! SUÇLU KİM?

*  Yiğit Balcı dışında diğer 3'lü suçludur net. Kimse aksini inkar etmesin. Yok Yiğit Deniz'i tanımadı, insan çocukluk aşkını tanıyamazmı demeyin. Deniz'de Yiğit'i tanıyamamıştı. Yiğit diye bir başkasına sarılmıştı. Ben bunu 11. bölüm yazımda da hatırlatmıştım.   İlk bölüme gidersek deniz Yiğit'i tanımadı, sadece o olduğunu Yiğit sayesinde anladı. Parktaki sahneyi anlatıyorum üşenmeyin açın izleyin = Deniz'in telefonu çalar.. Arayan Yiğit...  Telefonla konuşan, buldum deyip el sallayan ve kendisine doğru yürüyen adamı gören Deniz onun Yiğit olduğunu anlar.  Yani Ortada tanıma yok.  Yiğit'te deniz'i bu şekilde anlayabilirdi ama deniz'in hemen arkasında  telefonla konuşan  başka bir alternatif duruyordu :)

* Kendinizi  Bütün karakterlerin yerine koyun.  Ama Tuna'da acı çekiyor dersiniz şimdi siz. Tuna bilerek isteyerek acının üstüne gidiyor ama Yiğit  Deniz- Tuna ve İrem üçlüsünün iş çevirmesiyle yani kontrolü dışında acı çekiyor.   Deniz ve İrem'in yalanından dolayı adam ilk aşkı diye başka bir kadının elini tuttu, öptü, evlenme teklifi etti. Deniz Aslan'a karşı olan hislerine yenik düşmeseydi şuan İrem'le evlenmiş olacaktı. Düşünsenize çocukluk aşkınız olduğunu zannettiğiniz (Acı tarafı da siz zannetmiyorsunuz, size öyle söylüyorlar, kabul ettiriyorlar)  başka bir kadınla/adamla evlendiğinizi ve aynı evin içinde geçecek olan bir ömür..

* Yiğit Deniz Aslan'dan hiç mi şüphelenmedi ? Aklı karışmadı mı?. Karışmaz olur mu hiç. Deniz'in masasındaki soğanla bakışması soğanla ciddi düşündüğünden değildi herhalde. Çocukluk aşkını Deniz Aslan'da gördüğü esnada İrem Yiğit'in  Deniz'e verdiği puzzle parçasını Yiğit'e geri vermişti .  Her ne kadar çocukluk aşkını başka bir kadının gözlerinde hal ve hareketlerinde görsede sadece ikisinin bildiği puzzle parçası başka bir kadından çıkıyor. Haliyle başa sardı.  Yiğit aslında duygusuz ve algıları o kadar kapalı değil. Yani kapalı da o kadar değil :)  Hem nasıl kapalı olmasın ki.. Çocukken dış görünüşüyle dalga geçilmiş, babası tarafından çok sevilmemiş, Annesini kaybetmiş. Tüm bu yaşadıkları onu dış dünyadan koparıp almış. Kendi kabuğuna çekilmiş Dolayısıyla etrafta olup biteni anlamakta, farketmekte zorlanıyor

                                   *   *  *
19. bölümün ilk fragmanı olay! İrem gerçekleri anlatıyor anladığım kadarıyla. Tabii bu birinin rüyası, hayali kabusu değilse.  Ve Yiğit Balcı sinir krizi geçiriyor.  Deniz Aslan'ın masasında  elinin ulaştığı herşeyi kırıp döküyordu.
Yiğit Balcı için üzülsem de bu tip sahnelerde Gökhan Alkan için seviniyorum.  Oyunculuk adına elinde avucunda ne varsa kullansın, sınırlarını zorlasın istiyorum.
Fragmanın yayınlandığı dakikadan itibaren  yorum yağıyordu Gökhan için. Kısacık fragmanda herkesi etkilemiş.

Acaba İNTİKAM MI? AMERİKA MI? Yoksa herşeye rağmen doludizgin YiDen aşk sahneleri mi izleyeceğiz?
Heyecan ve merakla bekliyorum.

... Dizinin kamera arkası görüntülerini sadece ben merak etmiyorumdur eminim. O sahneler nasıl çekiliyor, neler yaşanıyor her bölüm sonu görsek süper olur ;)












8 Kasım 2016 Salı

KÖRDÜĞÜM !



   Uzun aradan sonra az biraz güzel bir bölüm izliyorum dedim bölümün başında lakin sonrasında yine bozdu. İyice sarpa sardı çıkmaza sürüklendi.

En güzel gelişme Yiğit Balcı'nın bir şeyleri sorgulamaya başlaması ve İrem olayını araştırması oldu. Ama Deniz Aslan ve Tuna ışınlanmayı buldukları için heryere Yiğit Balcı'dan önce gidip bütün açıkları kapatıyorlar. Ve Yiğitciiimm yine kafasında deli sorularla geri dönüyor.
    *    *   *
Ayakta uyutulan Yiğit Balcı'yken Tuna ve Deniz'in Yiğit'e söyledikleri yine hafiften sinir yarattı bende.
Yiğit Balcı Tuna'ya sorar:  Mesela, bana bir yalan söyleniyor sende bunu biliyorsun, ortaksın, içindesin. böyle birşey olabilir mi?
Tuna: Deniz'i (İrem) aldın teker teker gezdirdin.. İlk öptüğün yer, evlenme teklifi ettiğin yer, ilk yemeğe götürdüğün yer. Neden? Kız herşeyi kendi hatırlasın istedin. Böylelikle onu terkettiğini söylemek zorunda kalmayacaktın. Hem vicdan azabından kurtulacaktın hem de deniz'den.
    Bak bak zeytinyağına bak sen!! Yiğit Balcı'nın Sorusuna cevap veremedi-Veremezdi.

    Peki Deniz Aslan!
İrem Deniz'in annesinin Yiğit'e tüm gerçekleri anlattığı mektubu bulur ve Deniz'in hala Yiğit'e aşık olduğunu lakin duygularına engel olmaya çalıştığını öğrenir. Deniz'i arar deniz eve gelir. İkili arasında geçen konuşmada Ümitlenmedim değil. Artık Deniz yorgundu. Konuşmalarından ve bir hışımla kalkmasından sanki  gerçekleri Yiğit'e anlatacakmış gibiydi.  Ama Yiğit'le anısı olan eşyaları toplarken anladımki boşuna ümitlenmişim.
Deniz Aslan : Herşeyin suçlusu ben miyim! Arada ezilen ben mi olacağım, kırılıp dökülen ben mi olacağım. ''Sen göreceksin Yiğit'' dedi,.

Evet,  SEN GÖRECEKSİN YİĞİT dedi. Gelen Yiğit'e vuruyor Giden Yiğit'e vuruyor hayırdır? Yiğit bunlara N'aptı da ben kaçırdım acaba?
Sanırsın tek ayak üstünde onca yalanı Yiğit Balcı söylüyor.

 Dergi  batmış ekip dağılmış. Tabii dağılan ekibi toplamak Tuna'ya düştü. Herkesi tek tek buldu, konuştu geri dönmeye ikna etti.  Hepsinin biraraya gelip sarıldığı sahnenin hemen ardından Yiğit Balcı sahnesine geçildiğinde Gökhan Alkan'ı özlediğimi farkettim. Şaka değil bildiğin özledim. Gökhan'ı görünce sanki uzun zamandır görüşememişizde ansızın karşılaşmışız hissi uyandı.
Araya o kadar anlamsız ve merakımı uyandırmayan sahneler koyuyorlar ki dizide olduğunu dahi unutuyorum.  Ve bu adam dizide başrol..  BAŞROLLL ! Senaristlere bunu biri hatırlatsın.
Elbette her bölüm Yiğit ve Deniz'e ağırlık verilmez arada diğer karakterlerin hikayeside işlenmeli ama dozunda olmalı.  Bir önceki bölümde İrem üzerinden gidildi,  17.  bölümde  ise Tuna ve dergi ekibi. Tuna Ve Deniz sahnelerinde  En azından ilk aşk (YiDen) masumiyetine zarar verilmesin. Finalde Yiğit ve Deniz birşeyler yaşayacaksa geri dönüp baktıklarında az da olsa temiz bir hikayeleri olsun.

90'larda olsa senaryonun nereye gittiğine bakmadan izlemeye devam ederdik. Evet sinirlenirdik ama yinede diziden vazgeçmezdik. Çünkü ilgileneceğimiz başka hiçbirşey yoktu ama eskidendi çoook eskiden. . Yıl 2016 ve artık mutsuz olduğumuz yerde daha fazla kalamıyoruz. Dizi dışında kafamızı dağıtacak çok şeye sahibiz dolayısıyla senaristleri acilen güncellemek gerek.

    Yiğit Balcı çok kesin konuştu. '' Senden nefret edebilmek için İrem'le yer değiştirdiğinizi, bana yalan söylediğinizi düşündüm. çocukluğundan beri onu deliler gibi seven, deliler gibi aşık olan bana böyle çirkin bir yalan söyleyemez, böyle çirkin bir oyunun içine beni alet edemez diye düşündüm.  Ama eğer böyle birşey yapsaydın işte o zaman sonsuza kadar silerdim seni" dedi. Hadi bakalııımm burdan nasıl döner bu iş? Yalan ortaya çıkınca YiDen olmayacak mı? Yiğit Balcı herşeyi bırakıp Amerikaya'mı dönecek? Bak yine kalbimde bir sızı, Aklımda sorularla kaldım. Bu konuşmanın ardından Deniz Tuna'ya gitti. Yani mantığıyla gitti de kalben ne durumda henüz bilmiyorum. İlerleyen bölümlerde öğreniriz zaar :)

Ben zaten YiDenci olmaktan çıkıp Sadece Yiğit Balcı'yı sevdiğimi yazmıştım 11. bölüm yazımda.  YiDen'ciler de artık nerdeyse son 2 bölümdür sadece Yiğit Balcı'nın tarafındalar. Çünkü Yiğit bünyesinde yalan barındıramayan biri.  Yaptığı bir yanlış varsa onu da içinde saklayamıyor.  Deniz'e aşık olduğunu İrem'e itiraf etmişti mesela. Bu yüzden Yiğit Balcı sevilmeye değer :)
Şimdi Yiğit ortada bir yalan varsa Deniz'i sileceğini söyledi Kiiii ortada yalanlaaarr var! Sezon sonuna kadar bu yalan sündürülmez zira izleyici zaten yalanın uzatılmasından sıkılalı bir hayli zaman oldu. Son damlanın yarısı bardaktan 17. bölüm itibariyle düştü diğer yarısı direnmeye devam ediyor.  Yiğit Balcı herşeyi öğrendiğinde intikam soğuk yenen yemektir mantığıylamı ilerler yoksa dizi Yiğit'in herşeyi bırakıp Amerika'ya dönmesiyle son mu bulur bilinmez ama Yiğit Balcı karakterine biraz hareketlilik katmak gerek. Madem Gökhan'a az sahne yazıyorsunuz bari oynarken keyif alacağı sahneler yazın.
 
                             *   *   *
Gökhan Alkan'ı sevenlerin bir kısmı diziden çıkmasını istiyorlar.  Hem senaryonun gidişatından memnun değiller hem de başrol olarak girdiği dizide yan rol gibi sunulmasından rahatsızlar.  Herşeye katılırım ama senaryo ne kadar kötü olursa olsun, Sahnesi ne kadar küçük, basit ve sıradan olursa olsun diziden ayrılmamalı, oyunculuğunu son zerresine kadar konuşturmalı. Gökhan Alkan sadece gözleriyle herşeyi anlatabilen bir oyuncu. Gerçekten çok başarılı. Hatta zahmet edip replik yazmasınlar Gökhan konuşmadan daha iyi oynuyor:)  17. bölümde Yiğit, Deniz, Deniz'in annesi, İrem ve Tuna'nın masadaki konuşmasında ve Deniz-Yiğit ikilisinin çatı konuşmasında Gökhan'ı izledim sadece. Yani Yiğit Balcı olarak bakmıyorum oyunculuğunu izliyorum .Birçok izleyicide benim gibi yapıyor zaten takip edilecek doğru düzgün bir hikaye kalmadı ortada. Bari Gökhan'ı izleyelim :)))

SON SÖZ:   Senaryoya Gökhan'ın Röportajlarında söylediği sözler ekleniyor. Gökhancım senaryoya el atıyorsun belli, Bari gidişata at ki  bir nefes alalım ;) Senaristlerle bir sade kahve iç, şu işi konuş derim. Diziyi herkesten çok sen sahipleniyorsun kurtarırsan sen kurtarırsın güveniyorum sana.







.................................................................







5 Kasım 2016 Cumartesi

OLMAYAN AŞKIN ACISINI ÇEKTİREN DİZİ

   Diziyle ilgili her bölüm yazmaya çalışıyordum ama 15. bölümü izledikten sonra kendimi kaybettim. Ben bende değildim bu yüzden tek kelime yazmak istemedim.
En yakınlarım bilir Serdar Ortaç'ı çok severim. Hani şu bildiğiniz fanlar varya ben onlardanım.  2012'den bu yana  Serdar'ın hayatından çok kendi hayatıma yöneldim ama yine de takipteyim. Ben bunu bi kaç post önce yazmıştım sanırım :) Dizinin 15. bölümünün en can alıcı sahnesinde Serdar Ortaç'ın Yaz Yağmuru şarkısı kullanılmış. Fragmanda gördüğümde çok sevindim heyecanla bekledim. Yiğit ve Deniz'in buluştuğu ve artık görüşmeme kararı aldıkları sahne geldiğinde boşluğa düştüm. Sanki Yiğit Deniz'le değil de benimle mecburi görüşmeme kararı aldı. Sanki Yiğit İrem'le değilde benimle evlenmekten vazgeçti. Bende birçok izleyici gibi olmayan aşkın acısını çektim. Dizi bittiğinde depresyona ani giriş yapmıştım. Tarif edemediğim bir hüzün kaplamıştı. Kendimi diziye nasıl kaptırmışsam artık..  Gençliğim soldu Ya Rab! =)

Herkes 15. bölümde kimlik sahnesine takılmış.  Yiğit  neden kimliğin ön yüzüne bakmadı, insan hiç mi merak etmez diye yorumlar okudum.  Düşündüğün zaman aslında Yiğit Balcı İrem'le evlenmek istemiyor. Aklı asistanı Deniz'de. Hal böyle olunca Yiğit'e mavi kimlik verselerde Yiğit'in gözüne Deniz Aslan perdesi indiği için dikkat etmezdi. Ben Yiğit'in psikolojisini anlayan nadir izleyicilerden olduğum için hiç kafa yormadım o sahneye. Gayet olağandı :))

Bu hikayede kimse mutlu değil. Hepsinin içinde bir acı var. Tuna Deniz'e aşık ama karşılık göremiyor. Onu mutlu edebilmek için herşeyi yapıyor ama yine olmuyor. İrem Yiğit'e aşık ama karşılık göremiyor. Zuzu dediği, aynı evi, yatağı, yeri gelince lokmasını bile paylaştığı arkadaşını görmezden gelecek kadar seviyor Yiğit'i. Yiğit ise hala algıları kapalı devam ediyor. Deniz'e aşık olduğunu İrem'e söyledi nihayet güzel bir gelişmeydi bu. İrem'in yüreğinde bir yara açtı ama hep o mu mutlu olacak!!! İrem, Tuna ve Deniz kafa kafaya verip kimlik olayına çözüm buldular kendilerince. 3'lü masada otururken Yiğit'e bir kez daha üzüldüm. Ruhu duymuyor garibimin.
Ve  Deniz ASLAN ! İlk bölümlerde o kadar sağlam bir karakter olarak sunuldu ki onu çok sevdim ama son bölümde soğudum. Hem Tuna'yı istemiyor hemde başı sıkışınca ilk aklına gelen Tuna oluyor. Hem Yiğit'in İrem'le olması için çabalıyor hem de Yiğit'ten kopamıyor. Küçücük boyuyla ortalığı karman çorman etti.

     *   *   *   *
16. bölümde yalan içinde yalan vardı. Vallahi deniz'i tokatlayasım geldi. Ya herşeyi itiraf etsin ya da sonsuza kadar sussun yetti yahuuu!!!
Tuna'nın fedakarlığı aptallığa doğru yol aldı gidiyor.
İrem kazadan dolayı kafayı kırdı hafıza gitti. Sadece 17 yaşa kadar olanı hatırlıyor. o değilde 17 yaş kafasıyla da Yiğit Balcı'ya aşık oldu. Kurtuluş yok galiba!
Yiğit Balcı n'apsın işte aralarda dolanıyor. Hala kandırılmaya devam. Vicdan azabı çektiriyorlar yetmezmiş gibi.

Son bölümde en sevdiğim sahneler Yiğit Balcı ve Tuna sahneleriydi. Ya bırakalım aşkı meşki de Yiğit ve Tuna kankalığını izleyelim. Çok daha keyifli oluyor. Bir grup manyak Tuna'nın motorunu parçaladı.  O sahnede kendimi tam ağlamaya hazırlamıştım ki Yiğit Balcı'yla birlikte motoru gömüyorlar! En çok Yiğit Balcı'nın toprağı hızlı bir şekilde atması ve Tuna'nın kürekle müdahale etmesi çok komikti. Lütfen ikilinin sahnelerini arttırın senaristleeeerrrr...

     *   *   *
Gelelim reytinge! Gelmesek mi acaba??? Son 3 bölümdür yavaş yavaş düşüyor. Haftalarca zirvede kal ve bir anda düşmeye başla olacak iş mi ya!  Son 3 bölümdür  Esas kız ve Esas oğlanı çok az birlikte görüyoruz. Zaten reytingin düşmeside Yiğit ve Deniz'in sahnelerinin azalmasıyla başladı. Özellikle son 3 bölümdür toplasak 15 dakika biraraya gelmemişlerdir herhalde.  Dizinin esaslarını birlikte göremiyoruz şaka gibi! Bu nasıl hikaye anlamadım.. E hadi artık bu aşk yaşansın, birşey olsun iyice sündürdünüz.
Reyting listesine  nerden bakarsan bak izleyicinin bangır bangır "Biz gülmek istiyoruz" dediğini duyuyorsun. Üst üste fazla dram oldu. Oyunculuklar şahane fakat hikaye artık izleyiciyi depresyona sürükler hale geldi. Zaten kendi hayatlarında mutsuzluk ve umutsuzluktan ölmeye ramak kalmış izleyici kafa dağıtmak için izlediği dizide sel olan gözyaşıyla karşılaşınca kumandaya sığınıp kanal değiştiriyor. Ben dizi izlerken sinirlenmek, mutsuz olmak, karışmış bir kafayla günü sonlandırmak istemiyorum. Sırf beğendiğim oyuncuların hatrına izliyorum.

Dizide beni en çok çileden çıkaran; Deniz'in aşık olduğu adamı İrem'e elleriyle teslim etmesi. Bu sahneler çok yapay ve sıkıcı oluyor. Normalde böyle şeyler olsa bile dozu vardır. Buyur senin olsun mutlu olun der hayatlarından çıkarsın. Kendi ellerinle yemek hazırlayıp aileni de işin içine dahil etmezsin. Bazen BU SADECE BİR DİZİ deyip geçemiyorsun. Böyle kafa patlatıyorsun. Tişikkirlir çok sevgili senaristler.


 SON SÖZ:  Atv dizinin fragmanını daha sık yayınlanmalı. Gün içinde Bütün dizilerin fragmanı yayınlanırken SeviyorSevmiyor' u nerdeyse hiç görmüyorum. Diziye sahip çık Atv. Veee senaristler dizinin enerjisini bitiriyorsunuz artık toparlayın.