30 Kasım 2016 Çarşamba

AŞKIN ACI HALİ / SeviyorSevmiyor

 
   Her sahnesini beğendiğim bir bölümdü. Sonuna kadar Karakterlerin tüm adımlarını merakla takip ettim.

Yiğit Balcı gerçek Deniz Aslan'ı Deniz'den öğrensin istiyordum. İstediğim olmadı İrem hızlı davrandı. Bütün gerçekleri anlattığı bir video yolladı Yiğit'e. Ben olsaydım ne yapardım diye sordum kendime. O kadar zor ve kötü bir durum ki.  İnsan hem herşeyi ve herkesi geride bırakıp çekip gitmek istiyor hemde aptal yerine koyulduğunu düşündükçe sağlam bir intikam almak, hepsinin canını yakmak istiyor.
Yiğit ofiste herşeyi kırıp dökmeyi, bağırıp çağırmayı seçti. Kendini sokağa attı ağladı düşündü. Bütün olanlar beynine, kalbine ruhuna ağır geldi ve kendini öylece yere bıraktı.
Birgün sonra bambaşka bir Yiğit Balcı'yla tanıştık.  Enkazın altından bir gecede kurtulacak kadar güçlüymüş meğer.

Önce İrem'e gitti.  Bir planı olduğu çok belliydi. İrem'e söyledikleri her ne kadar oynayacağı oyunun bir parçası olsa da gerçek değil miydi? İrem Yiğit'e aşıktı ve onu kaybetmek istemiyordu. Bundandır yalanı sürdürmesi.  Ama bu İrem'in suçsuz olduğu anlamına gelmez tabii.
Yiğit Gerçeği öğrendiğini Deniz'in bilmesini istemiyordu. İrem'in Deniz'le bu konuyu konuşmasını
engellemek için İrem'in kendisine olan zaafını kullandı. Yiğit Balcı'ya yakışmayan hareketler bunlar ama herşeyin bir bedeli olmalıydı.
Yiğit Balcı İrem'le konuşurken içinden başka biri çıkıyordu.  Sert, duygusuz ve tehlikeli. Yiğit'e yabancılaştım. Sevmedim galiba bu halini. Nerde benim naif, içinde kötülük barındırmayan Balcımmm?
  *   *   *
Favori sahnem Yiğit'in bankta Kendisiyle dalga geçildiğini, herkesin ona güldüğünü düşündüğü sahneydi.
Yiğit Balcı'nın Krize girdiği anın içinde o kadar çok duygu vardı ki.
 Üzüldüm Yiğit'e. Bu kaçıncı üzülmeler! Sonu yok mu bunun!?
Yiğit Balcı'yı sarıp sarmalamak istedim. Öldürmekten beter ettiniz adamı. Gökhan Alkan'ın performansı kusursuzdu. Bir kez daha hayran kaldım. Başa sarıp sarıp izlemelik bir sahne olmuş.
Deniz'in Muğla şivesini seviyorum.  Yidin mi gari dediği an güldüm kusura bakma balcımm. Acın acımdır ama o komikti yani şimdi gülmezsem olmazdı :)

  * * *
Yiğit İrem'i umutlandırarak intikamını alıyor. Deniz'e her seferinde aşık olduğunu söylüyor, peşini bırakmıyor birşekilde kendine bağlıyor bu sayede de Tuna'nın canını yakıyor. Peki Deniz?? Deniz'in canını yakacak mı? Deniz'e hâlâ aşık mı?  Sevdiğini söylemesi, onu öpmesi, Evlenme teklifi etmesi bir oyun mu? Herşeyi anladım ama deniz'e olan duygularını ve düşüncelerini anlayamadım.
Yiğit ve Deniz'in öpüşmesi, Deniz'in Yiğit'e aşkını itiraf etmesi ve Yiğit'in evlenme teklifi iyiydi hoştu lakin tüm bunlara Tuna şahit olmayaydı iyiydi. Bir miktar üzüldüm.
         *   *   *
Bölümün başında Deniz'in Ağlayarak (yumruklarını sıkarak hemiidee) Tuna'dan hesap sorduğunu görmedim sanmayın. Ayça'dan kıskanıp saç baş kavga edecek kadar bir duygu besliyor belli. Sonrasında Yiğit'e olan aşkını itiraf etmesi.  Bu karışıklık yakışmıyor Deniz'e.

Yiğit Balcı intikam alacaksa Deniz'den de almalı. Tuna üzülecek, irem üzülecek ama herşeyi başlatan Deniz kusursuzluk abidesiyle evlenecek sefa sürecek yok yaaa!
Basarım o nikahı. :/
.....

Bendeniz'in şarkısı güzeldi .

İstemiyorum ben böylesi sevdayı
İstemiyorum ben böyle ağlamayı
İstemiyorum ben böyle kahrolmayı 
İstemiyorum ben senle olan sevdayı 





.........................




8 Kasım 2016 Salı

KÖRDÜĞÜM !



   Uzun aradan sonra az biraz güzel bir bölüm izliyorum dedim bölümün başında lakin sonrasında yine bozdu. İyice sarpa sardı çıkmaza sürüklendi.

En güzel gelişme Yiğit Balcı'nın bir şeyleri sorgulamaya başlaması ve İrem olayını araştırması oldu. Ama Deniz Aslan ve Tuna ışınlanmayı buldukları için heryere Yiğit Balcı'dan önce gidip bütün açıkları kapatıyorlar. Ve Yiğitciiimm yine kafasında deli sorularla geri dönüyor.
    *    *   *
Ayakta uyutulan Yiğit Balcı'yken Tuna ve Deniz'in Yiğit'e söyledikleri yine hafiften sinir yarattı bende.
Yiğit Balcı Tuna'ya sorar:  Mesela, bana bir yalan söyleniyor sende bunu biliyorsun, ortaksın, içindesin. böyle birşey olabilir mi?
Tuna: Deniz'i (İrem) aldın teker teker gezdirdin.. İlk öptüğün yer, evlenme teklifi ettiğin yer, ilk yemeğe götürdüğün yer. Neden? Kız herşeyi kendi hatırlasın istedin. Böylelikle onu terkettiğini söylemek zorunda kalmayacaktın. Hem vicdan azabından kurtulacaktın hem de deniz'den.
    Bak bak zeytinyağına bak sen!! Yiğit Balcı'nın Sorusuna cevap veremedi-Veremezdi.

    Peki Deniz Aslan!
İrem Deniz'in annesinin Yiğit'e tüm gerçekleri anlattığı mektubu bulur ve Deniz'in hala Yiğit'e aşık olduğunu lakin duygularına engel olmaya çalıştığını öğrenir. Deniz'i arar deniz eve gelir. İkili arasında geçen konuşmada Ümitlenmedim değil. Artık Deniz yorgundu. Konuşmalarından ve bir hışımla kalkmasından sanki  gerçekleri Yiğit'e anlatacakmış gibiydi.  Ama Yiğit'le anısı olan eşyaları toplarken anladımki boşuna ümitlenmişim.
Deniz Aslan : Herşeyin suçlusu ben miyim! Arada ezilen ben mi olacağım, kırılıp dökülen ben mi olacağım. ''Sen göreceksin Yiğit'' dedi,.

Evet,  SEN GÖRECEKSİN YİĞİT dedi. Gelen Yiğit'e vuruyor Giden Yiğit'e vuruyor hayırdır? Yiğit bunlara N'aptı da ben kaçırdım acaba?
Sanırsın tek ayak üstünde onca yalanı Yiğit Balcı söylüyor.

 Dergi  batmış ekip dağılmış. Tabii dağılan ekibi toplamak Tuna'ya düştü. Herkesi tek tek buldu, konuştu geri dönmeye ikna etti.  Hepsinin biraraya gelip sarıldığı sahnenin hemen ardından Yiğit Balcı sahnesine geçildiğinde Gökhan Alkan'ı özlediğimi farkettim. Şaka değil bildiğin özledim. Gökhan'ı görünce sanki uzun zamandır görüşememişizde ansızın karşılaşmışız hissi uyandı.
Araya o kadar anlamsız ve merakımı uyandırmayan sahneler koyuyorlar ki dizide olduğunu dahi unutuyorum.  Ve bu adam dizide başrol..  BAŞROLLL ! Senaristlere bunu biri hatırlatsın.
Elbette her bölüm Yiğit ve Deniz'e ağırlık verilmez arada diğer karakterlerin hikayeside işlenmeli ama dozunda olmalı.  Bir önceki bölümde İrem üzerinden gidildi,  17.  bölümde  ise Tuna ve dergi ekibi. Tuna Ve Deniz sahnelerinde  En azından ilk aşk (YiDen) masumiyetine zarar verilmesin. Finalde Yiğit ve Deniz birşeyler yaşayacaksa geri dönüp baktıklarında az da olsa temiz bir hikayeleri olsun.

90'larda olsa senaryonun nereye gittiğine bakmadan izlemeye devam ederdik. Evet sinirlenirdik ama yinede diziden vazgeçmezdik. Çünkü ilgileneceğimiz başka hiçbirşey yoktu ama eskidendi çoook eskiden. . Yıl 2016 ve artık mutsuz olduğumuz yerde daha fazla kalamıyoruz. Dizi dışında kafamızı dağıtacak çok şeye sahibiz dolayısıyla senaristleri acilen güncellemek gerek.

    Yiğit Balcı çok kesin konuştu. '' Senden nefret edebilmek için İrem'le yer değiştirdiğinizi, bana yalan söylediğinizi düşündüm. çocukluğundan beri onu deliler gibi seven, deliler gibi aşık olan bana böyle çirkin bir yalan söyleyemez, böyle çirkin bir oyunun içine beni alet edemez diye düşündüm.  Ama eğer böyle birşey yapsaydın işte o zaman sonsuza kadar silerdim seni" dedi. Hadi bakalııımm burdan nasıl döner bu iş? Yalan ortaya çıkınca YiDen olmayacak mı? Yiğit Balcı herşeyi bırakıp Amerikaya'mı dönecek? Bak yine kalbimde bir sızı, Aklımda sorularla kaldım. Bu konuşmanın ardından Deniz Tuna'ya gitti. Yani mantığıyla gitti de kalben ne durumda henüz bilmiyorum. İlerleyen bölümlerde öğreniriz zaar :)

Ben zaten YiDenci olmaktan çıkıp Sadece Yiğit Balcı'yı sevdiğimi yazmıştım 11. bölüm yazımda.  YiDen'ciler de artık nerdeyse son 2 bölümdür sadece Yiğit Balcı'nın tarafındalar. Çünkü Yiğit bünyesinde yalan barındıramayan biri.  Yaptığı bir yanlış varsa onu da içinde saklayamıyor.  Deniz'e aşık olduğunu İrem'e itiraf etmişti mesela. Bu yüzden Yiğit Balcı sevilmeye değer :)
Şimdi Yiğit ortada bir yalan varsa Deniz'i sileceğini söyledi Kiiii ortada yalanlaaarr var! Sezon sonuna kadar bu yalan sündürülmez zira izleyici zaten yalanın uzatılmasından sıkılalı bir hayli zaman oldu. Son damlanın yarısı bardaktan 17. bölüm itibariyle düştü diğer yarısı direnmeye devam ediyor.  Yiğit Balcı herşeyi öğrendiğinde intikam soğuk yenen yemektir mantığıylamı ilerler yoksa dizi Yiğit'in herşeyi bırakıp Amerika'ya dönmesiyle son mu bulur bilinmez ama Yiğit Balcı karakterine biraz hareketlilik katmak gerek. Madem Gökhan'a az sahne yazıyorsunuz bari oynarken keyif alacağı sahneler yazın.
 
                             *   *   *
Gökhan Alkan'ı sevenlerin bir kısmı diziden çıkmasını istiyorlar.  Hem senaryonun gidişatından memnun değiller hem de başrol olarak girdiği dizide yan rol gibi sunulmasından rahatsızlar.  Herşeye katılırım ama senaryo ne kadar kötü olursa olsun, Sahnesi ne kadar küçük, basit ve sıradan olursa olsun diziden ayrılmamalı, oyunculuğunu son zerresine kadar konuşturmalı. Gökhan Alkan sadece gözleriyle herşeyi anlatabilen bir oyuncu. Gerçekten çok başarılı. Hatta zahmet edip replik yazmasınlar Gökhan konuşmadan daha iyi oynuyor:)  17. bölümde Yiğit, Deniz, Deniz'in annesi, İrem ve Tuna'nın masadaki konuşmasında ve Deniz-Yiğit ikilisinin çatı konuşmasında Gökhan'ı izledim sadece. Yani Yiğit Balcı olarak bakmıyorum oyunculuğunu izliyorum .Birçok izleyicide benim gibi yapıyor zaten takip edilecek doğru düzgün bir hikaye kalmadı ortada. Bari Gökhan'ı izleyelim :)))

SON SÖZ:   Senaryoya Gökhan'ın Röportajlarında söylediği sözler ekleniyor. Gökhancım senaryoya el atıyorsun belli, Bari gidişata at ki  bir nefes alalım ;) Senaristlerle bir sade kahve iç, şu işi konuş derim. Diziyi herkesten çok sen sahipleniyorsun kurtarırsan sen kurtarırsın güveniyorum sana.







.................................................................







5 Kasım 2016 Cumartesi

OLMAYAN AŞKIN ACISINI ÇEKTİREN DİZİ

   Diziyle ilgili her bölüm yazmaya çalışıyordum ama 15. bölümü izledikten sonra kendimi kaybettim. Ben bende değildim bu yüzden tek kelime yazmak istemedim.
En yakınlarım bilir Serdar Ortaç'ı çok severim. Hani şu bildiğiniz fanlar varya ben onlardanım.  2012'den bu yana  Serdar'ın hayatından çok kendi hayatıma yöneldim ama yine de takipteyim. Ben bunu bi kaç post önce yazmıştım sanırım :) Dizinin 15. bölümünün en can alıcı sahnesinde Serdar Ortaç'ın Yaz Yağmuru şarkısı kullanılmış. Fragmanda gördüğümde çok sevindim heyecanla bekledim. Yiğit ve Deniz'in buluştuğu ve artık görüşmeme kararı aldıkları sahne geldiğinde boşluğa düştüm. Sanki Yiğit Deniz'le değil de benimle mecburi görüşmeme kararı aldı. Sanki Yiğit İrem'le değilde benimle evlenmekten vazgeçti. Bende birçok izleyici gibi olmayan aşkın acısını çektim. Dizi bittiğinde depresyona ani giriş yapmıştım. Tarif edemediğim bir hüzün kaplamıştı. Kendimi diziye nasıl kaptırmışsam artık..  Gençliğim soldu Ya Rab! =)

Herkes 15. bölümde kimlik sahnesine takılmış.  Yiğit  neden kimliğin ön yüzüne bakmadı, insan hiç mi merak etmez diye yorumlar okudum.  Düşündüğün zaman aslında Yiğit Balcı İrem'le evlenmek istemiyor. Aklı asistanı Deniz'de. Hal böyle olunca Yiğit'e mavi kimlik verselerde Yiğit'in gözüne Deniz Aslan perdesi indiği için dikkat etmezdi. Ben Yiğit'in psikolojisini anlayan nadir izleyicilerden olduğum için hiç kafa yormadım o sahneye. Gayet olağandı :))

Bu hikayede kimse mutlu değil. Hepsinin içinde bir acı var. Tuna Deniz'e aşık ama karşılık göremiyor. Onu mutlu edebilmek için herşeyi yapıyor ama yine olmuyor. İrem Yiğit'e aşık ama karşılık göremiyor. Zuzu dediği, aynı evi, yatağı, yeri gelince lokmasını bile paylaştığı arkadaşını görmezden gelecek kadar seviyor Yiğit'i. Yiğit ise hala algıları kapalı devam ediyor. Deniz'e aşık olduğunu İrem'e söyledi nihayet güzel bir gelişmeydi bu. İrem'in yüreğinde bir yara açtı ama hep o mu mutlu olacak!!! İrem, Tuna ve Deniz kafa kafaya verip kimlik olayına çözüm buldular kendilerince. 3'lü masada otururken Yiğit'e bir kez daha üzüldüm. Ruhu duymuyor garibimin.
Ve  Deniz ASLAN ! İlk bölümlerde o kadar sağlam bir karakter olarak sunuldu ki onu çok sevdim ama son bölümde soğudum. Hem Tuna'yı istemiyor hemde başı sıkışınca ilk aklına gelen Tuna oluyor. Hem Yiğit'in İrem'le olması için çabalıyor hem de Yiğit'ten kopamıyor. Küçücük boyuyla ortalığı karman çorman etti.

     *   *   *   *
16. bölümde yalan içinde yalan vardı. Vallahi deniz'i tokatlayasım geldi. Ya herşeyi itiraf etsin ya da sonsuza kadar sussun yetti yahuuu!!!
Tuna'nın fedakarlığı aptallığa doğru yol aldı gidiyor.
İrem kazadan dolayı kafayı kırdı hafıza gitti. Sadece 17 yaşa kadar olanı hatırlıyor. o değilde 17 yaş kafasıyla da Yiğit Balcı'ya aşık oldu. Kurtuluş yok galiba!
Yiğit Balcı n'apsın işte aralarda dolanıyor. Hala kandırılmaya devam. Vicdan azabı çektiriyorlar yetmezmiş gibi.

Son bölümde en sevdiğim sahneler Yiğit Balcı ve Tuna sahneleriydi. Ya bırakalım aşkı meşki de Yiğit ve Tuna kankalığını izleyelim. Çok daha keyifli oluyor. Bir grup manyak Tuna'nın motorunu parçaladı.  O sahnede kendimi tam ağlamaya hazırlamıştım ki Yiğit Balcı'yla birlikte motoru gömüyorlar! En çok Yiğit Balcı'nın toprağı hızlı bir şekilde atması ve Tuna'nın kürekle müdahale etmesi çok komikti. Lütfen ikilinin sahnelerini arttırın senaristleeeerrrr...

     *   *   *
Gelelim reytinge! Gelmesek mi acaba??? Son 3 bölümdür yavaş yavaş düşüyor. Haftalarca zirvede kal ve bir anda düşmeye başla olacak iş mi ya!  Son 3 bölümdür  Esas kız ve Esas oğlanı çok az birlikte görüyoruz. Zaten reytingin düşmeside Yiğit ve Deniz'in sahnelerinin azalmasıyla başladı. Özellikle son 3 bölümdür toplasak 15 dakika biraraya gelmemişlerdir herhalde.  Dizinin esaslarını birlikte göremiyoruz şaka gibi! Bu nasıl hikaye anlamadım.. E hadi artık bu aşk yaşansın, birşey olsun iyice sündürdünüz.
Reyting listesine  nerden bakarsan bak izleyicinin bangır bangır "Biz gülmek istiyoruz" dediğini duyuyorsun. Üst üste fazla dram oldu. Oyunculuklar şahane fakat hikaye artık izleyiciyi depresyona sürükler hale geldi. Zaten kendi hayatlarında mutsuzluk ve umutsuzluktan ölmeye ramak kalmış izleyici kafa dağıtmak için izlediği dizide sel olan gözyaşıyla karşılaşınca kumandaya sığınıp kanal değiştiriyor. Ben dizi izlerken sinirlenmek, mutsuz olmak, karışmış bir kafayla günü sonlandırmak istemiyorum. Sırf beğendiğim oyuncuların hatrına izliyorum.

Dizide beni en çok çileden çıkaran; Deniz'in aşık olduğu adamı İrem'e elleriyle teslim etmesi. Bu sahneler çok yapay ve sıkıcı oluyor. Normalde böyle şeyler olsa bile dozu vardır. Buyur senin olsun mutlu olun der hayatlarından çıkarsın. Kendi ellerinle yemek hazırlayıp aileni de işin içine dahil etmezsin. Bazen BU SADECE BİR DİZİ deyip geçemiyorsun. Böyle kafa patlatıyorsun. Tişikkirlir çok sevgili senaristler.


 SON SÖZ:  Atv dizinin fragmanını daha sık yayınlanmalı. Gün içinde Bütün dizilerin fragmanı yayınlanırken SeviyorSevmiyor' u nerdeyse hiç görmüyorum. Diziye sahip çık Atv. Veee senaristler dizinin enerjisini bitiriyorsunuz artık toparlayın.