1 Ekim 2016 Cumartesi

SEVİYOR SEVMİYOR /11. Bölüm


  İzlemeye doyamadığım SEVİYOR SEVMİYOR'un 11. bölümüyle ilgili birşeyler karalayalım bakalım.

10. bölümü izlerken dizinin Tuna'sına takıldım. Acaba Gökhan ''Tuna'' olsaydı bu karakter Gökhan'da nasıl dururdu diye düşündüm.  Aklımı çok kurcalamama gerek kalmadı 11. bölümde gördüm. Ofisteki depresyon halleri çok iyiydi.  Kesinlikle bir sonraki projede daha eğlenceli, şen, hayatı çok ciddiye almayan bir rolde görmeliyiz.

Zeynep Çamcı'nın oyunculuğu herkes tarafından beğeniliyor. Komedi de kesinlikle akla gelen ilk kadın oyunculardan oldu bile. Aksi bir rolde bir süre daha görmek istemem.  Komedi- Romantik komediye devam :)

  *   *    *

 Yiğit Balcı çocukluk aşkı olan Deniz'i henüz tanıyamadı. Hala başka denizlerde yüzmeye devam ediyor.  Deniz Aslan'ın Yiğit'in çocukluk aşkı olduğunu Neşe öğrendi. Ben çaycı Gazi'den bekliyordum ama yakında o da çözer :)  Buarada Gazi'nin sahnelerinden keyif almıyorum. Dizinin izleyicileri benim gibi düşünmüyor tabii. Gazi'nin saç stilinin Yiğit Balcı'yla aynı olması ve Yiğit'e laf sokması, heryerden çıkması hoşuma gitmiyor.
Yiğit,  Deniz sandığı İrem'i ailesinden istemesi için Amcasını çağırdı ama babası geldi. Vee babası Deniz'i gördüğü ilk saniyede tanıdı lakin Yiğit'e  hiç birşey söylemedi. Bu yalan nereye kadar devam edecek bilmiyorum ama Yiğit'e çok üzülüyorum ve gerçeğin Yiğit'ten saklanmasına sinirleniyorum artık.
 Bir önceki yazımda da bahsettim. Dizinin izleyicileri YiDenci (Yiğit-Deniz aşkını destekleyenler) ve  TuDenci (Tuna-Deniz aşkını destekleyenler) olmak üzere ikiye ayrıldı.  Bazen iki taraf arasında polemik yaşanıyor. TuDen'ciler senaristlere tweet atıyorlar TuDen olsun diye. Bakalım senaristler ne yapacak. Orjinaline sadık kalırlarsa YiDenciler sevinir. Aksi olursa TuDenciler.   Ben artık sadece Yiğit Balcı'yı seviyorum. Deniz'in gerçeği saklama çabası, İrem için Yiğit'ten vazgeçmesi hiç hoşuma gitmiyor. Tabii tipik dizi izleyicisi olarak esas kız esas oğlan evlensin mutlu mesut yaşasınlar istiyor insan.  Bu kadar yalanın ve yalancının içinde en temiz Yiğit kaldı ve mutluluğuda en çok o hakediyor. Nerdeyse etrafındaki herkes gerçeği biliyor ve ondan saklıyor! Babası bile..

    Her bölüm Yiğit'in çocukluktan bu yana yaşadığı travmatik olayları öğreniyoruz. Birde Gökhan o kadar içselleştirmiş ki Yiğit Balcı'yı inanılmaz güzel işliyor.  Dizinin ilk  bölümlerinde Deniz'le, şimdide Yiğit'le birlikte ağlıyorum. Sizcede Gökhan Alkan çok güzel ağlamıyor mu? :)  Gerçekten ağlıyor mu yoksa destekleyici birşeyler kullanıyorlar mı bilmiyorum ama tek bildiğim şey o an Gökhan'ı teselli etmek istiyorum.

11. bölümün aklıma geldikçe güldüğüm sahneleri var. Deniz'in yerde yatan boksöre tekme atıp ''Elleri kırılasıca'' dediği o an ben iptaldim :))  Yiğit'in depresyon halleri, Deniz'in onu toplantıya hazırlaması, Arabada geçen komut sahneleri çok güldürdü.

Yiğit'in,  Babasına olan öfkesini anlattığı sahne ve Sonrasında Deniz'in, Yiğit'in yakasından tutup kızdığı, bağırdığı sahne çok iyiydi.  O sahneyi tekrar tekrar izliyorum Muhteşemdi.

   Tuna ve İrem'den bahsedelim birazda. Aslında İrem'i son bölümlerde pek görmüyoruz. Keşke Yiğit'ten vazgeçse yoluna baksa değil mi :))
İrem Deniz gibi fedakar bir arkadaş değil. Deniz İrem için Çocukluk aşkından vazgeçiyor ama İrem bunu yapamıyor. Yiğit'in çocukluğunu Deniz kadar olmasada İrem'de biliyor. Bu 3'lü aynı mahalleden.. İrem Çocukken yüzüne bakmadığı Yiğit'ten şimdi gözünü alamıyor :)

Yiğit gibi birine aşık olmamak mümkün değil burda İrem'e hak veriyorum. İrem Deniz'le birlikte yazdıkları mektubu Yiğit'e vermek için gittiğinde Yiğit İrem'in saçlarında bir değişiklik olduğunu farketmişti. İrem'de saçlarını ucundan kestirdiğini söylemişti. Evet Yiğit  mesafeli bir patron olabilir ama sevdiği kadının saçındaki en küçük değişikliği farkedebilecek kadar iyi bir aşık. Dolayısıyla İrem'in Yiğit'e aşık olması çok normal. Deniz'de zaten Yiğit'i istemediğini söylemiyormuydu başta..  İrem ne yapabilirdi. Ama yine de İrem şöyle kenardan seyretsin kalabalık yapmasın :)

Tuna'da kadın izleyiciler tarafından hayal edilen erkek oldu çıktı yahu. Bir Tuna'dır gidiyor. Tuna o kadar da hayalini kuracağımız ya da hiç olmayan özelliklere sahip bir erkek değil. Yani birçok erkek bir kızın peşinden koşarken Tuna kadar bulunmaz hint kumaşına bürünebiliyor. Yani burnunu silerken garip sesler çıkaran,  dağınık, pis bir adam Tuna. Yiğit'in evine gidip sanki kendi eviymiş gibi bir kaç adamı çağırıp evi ahıra çevirmişti resmen.  Onun kalbimi güzel?  Bunları sevgiliniz, eşiniz yada yakınınızdaki bir erkek yapsa demediğiniz kalmaz.

Yiğit gibi düzenli, bakımlı, şık giyinen, sevdiği kadının saçlarındaki en küçük değişikliği dahi farkedebilen bir erkek dururken ne yapıyorsunuz siz ya !:/  Tamam çocukluk aşkını tanıyamamış olabilir ama Deniz'de Yiğit'i tanıyamamıştı hatırlarsanız. Kız gidip koca ekmeği bir hamlede yiyebilecek potansiyelde bir adama sarılmamışmıydı? Ölümüne Yiğitci oldum hayırlara vesile ;)
Ha Tuna'nın durumu gerçekten çok üzücü. Sevdiğin kişi bir başkasına aşık ve o aşık olduğu kişide senin patronun. Sevdiğin kişi ona bakıyor, onu düşünüyor ve sen bütün bunlara şahit oluyorsun. Ah Tuna senin için üzülüyorum ama yapacak birşey yok. Yoldan dönmem sonuna kadar Yiğit Balcı diyorum ;)

Tuna cephesi Deniz cephesine abayı yaktı gidiyor. Deniz cephesi ise Yiğit Cephesine yanık. Yiğit cephesi daha önce dediğim gibi yanlış denizlerde yüzüyor. Kendini deniz olarak benimseyen İrem ise kötü kadın müzeyyen modunda ama pasif olan türden şimdilik.

Artık Deniz karar vermeli. Hem Tuna'yla hem Yiğit'le bakışmalar yakınlaşmalar olmuyor. Gözümdeki imajı zedelenmeden toparlamalı. Sen Yiğit'e aşıksın Denizcim. Yiğit'ten kaçmak için başka bir erkeğe sığınacak birimisin? Sen hayırdır???









Yiğit Balcı'nın  küçük Yiğit'le (Çocukluğuyla)  yüzleşmesi,   Küçük Yiğit'in '' Büyüyünce mutlu bir adam oluyor muyum'' diye sorması en duygusal sahnelerden biriydi diyebilirim.

Bu dizi yanılmıyorsam yaza girmeden çekilmeye başlandı.  kavurucu sıcaklar malum.  Yaz boyunca o sıcak havada Gökhan Alkan takım elbise içindeydi.  Bi ara kravatıda eksik olmuyordu. Araba sahnelerinde dikkatinizi çektimi bildiğin boncuk boncuk terliyor. Oyunculuk zor iş. Allah kolaylık versin Gökhancım.  Sabreyle kış kapıda, artık evren senin için çalışmaya başlıyor dualarım seninle ;)

11. Bölümü yorumlamak için çıktığım yolda yine konu konuyu açtı..;)


...........................


Hiç yorum yok: