30 Eylül 2016 Cuma

SEVİYOR MU? SEVMİYOR MU?


 


  Baştan söyleyeyim kısa kesmeyi bilmem. Yazmaya başladıysam uzar gider sonunu kolay toparlayamam.  Konudan konuya atlayabilirim. Tipik bir ikizler burcu olmak bunu gerektirir ;)  [Yiğit Balcı: Millet derdini 140 karakterle anlatıyor biz hala uzun uzun yazılar yazıyoruz.]
    

    *         *        *        *
Çok dizi izleyen biri değilim. İzlediklerimi de yüzeysel izlerim hafızada kalmaz hemen silerim.  Şubat Haziran arası Survivor vardı benim için. Yarışmacılar kadar yoruldum desem yeridir.  Şu Survivor bitsin yaz dizileri başlasın hepsini izleyeceğim dedim ve dediğimi de yaptım. Yaz başı nerdeyse her akşam Televizyon karşısındaydım.
Tanıtımına dahi denk gelmediğim bir dizi vardı ''SEVİYOR SEVMİYOR'' ...
İzlediklerimden bir tanesi reklama girince bende zap show başladı. Seviyor Sevmiyor'u gördüm. 2. bölümü yayınlanıyordu.  Öyle bir sahnesine denk gelmişim ki içim sıkıldı. ''Deniz'' istifa mektubunu bırakıyordu. Hiç dram çekemem dedim ve kanalı değiştirdim.  Zeynep Çamcı'yı BENİ BÖYLE SEV dizisinde izliyordum gerçekten çok severim gelsin kız kardeşim olsun o derece ama dizi beni sarmadı. Kanalı değiştirdiğimde hala Zeynep'e üzülüyordum bu projeyi seçtiği için. . Başka birgün Dizinin 2. bölüm tekrarına denk geldim ve izlemeye başladım.
Yine hiç birşey anlamadım.
Evde Deniz'le İrem'in Yiğit'ten gelen telefona nasıl cevap vereceklerini düşündükleri ve bağıra çağıra bir bahane uydurmaya çalıştıkları sahneyi hatırlarsınız.
Deniz neden bu kadar panik ? İrem neden Deniz'in yerine geçiyor? Yiğit'e neden yalan söyleme ihtiyacı hissediyorlar? Görüşmek istemiyorum demek bu kadar zor mu? derken sinirlerim bozuldu.  Yani denk geldiğim sahnede Deniz ve İrem'in panik hali beni de gerdi.
Baktım böyle olmayacak hemen Atv'nin  sitesine girip dizinin genel hikayesini okudum.  İlk bölümde herşey anlatılıyormuş ama izlemeyince böyle kopukluk oluyor. Deniz'in Yiğit'ten kaçma nedenini anladım. E buluşmaya öyle özensiz gidersen tabii kaçarsın.  Şanslıyım ki  o gün akşam dizinin 3. bölümü vardı sevindim.  İlk gördüğümde sıkıldığım diziye bu kadar çabuk ısınmayı bende beklemiyordum ama Deniz çok ben gibi :)  Aynı panik, heyecan, sakarlık ve el ayak dolanması Aynısının tıpkısı, tıpkısının aynısı ben.. Diziyi izleme isteğimi tetikleyen asıl sahne ise Deniz'in Yiğit'e gidip fularını sorduğu ve aşağılanmanın dibine vurduğu sahne. Deniz ağladı ben ağladım:( Gökhan Alkan o sahnede çok gerçekti. Sanki yıllarca birini aşağılamayı beklemişte fırsatını bulmuş gibiydi :)
 Diğer tüm dizileri unuttum. Reklamlarını dahi izliyorum.. Artık benim için sadece SEVİYOR SEVMİYOR var.
   *   *   *   *
Deniz Aslan karakterini canlandırmak eğlenceli olduğu kadar zor diye düşünüyorum.  İnce çizgisi var geçtiğin an bittiğin andır. Panikten dolayı bir işin üstesinden gelememek, bocalamak başka birşey, Aptallık seviyesi başka birşeydir. O çizgiye getirmeden devam eder umarım. Gerçi Deniz artık ilk bölümlerde olduğu kadar sessiz ve ne yapacağını bilemeyen hallerinden sıyrıldı. Deniz Aslan'ın komik hallerini Zeynep çok iyi taşıyabiliyor.  Başka bir kadının üstünde deniz aslan çok iyi durmayabilirdi. 

Gökhan'ın net oyunculuğunu bu dizide görüyorum.  Kocamın ailesi ve diğer işlerde de başarılıydı ama bu başka olmuş.  Hem Gökhan hem de Zeynep gözleriyle oynayan iki oyuncu. Hiç konuşmadan duyguları rahat yansıtabiliyorlar. 

Gökhan Alkan'ın canlandırdığı Yiğit Balcı Sert bir patron.  Bende başta Yiğit'e kızıyordum ama artık onu anlıyorum. Sorumluluğu ağır. Dergi 3 ay içinde başarılı olamazsa kapanacak.(O kritik dönemi geride bıraktılar mı acaba?) 

 Son bölümlerde Yiğit'in hikayesi daha net anlaşılıyor. Yiğit Balcı acıların çocuğuymuş meğer. Annesini trafik kazasında kaybediyor- babası onu Amerika'ya gönderiyor ve zaten annesini kaybetmiş ve büyük sarsıntı yaşayan Yiğit, ona her şartta sahip çıkan yanında olan Deniz'den de ayrılmak zorunda kalıyor. Dolayısıyla Yiğit babasına büyük tepkili. Kore versiyonunu izlemediğim için çok hakim değilim karakterlerin hikayesine ama Yiğit Balcı, İrem ve Tuna babadan yana şanssızlar. Ve 3'ünün verdiği tepki, hayattaki duruşları farklı. Yiğit'e bu durum sert duruş, agresiflik olarak yansımış (Böyle olmasında sadece babası etken değil tabi) Tuna birçok şeyi ciddiye almayan biri, İrem ise sevgi görmediği için karşısındakinede yeteri kadar sevgi besleyemiyor. 

Yiğit 15 yıldır görmediği çocukluk aşkını arıyor ve buluyor. (Her ne kadar Deniz'in yalanıyla işler değişsede) Gerçek Deniz'i öğrendiği zaman güzel bir Aşk izleyebiliriz diye umuyorum. Seviyor Sevmiyor'un orjinali 16. bölümde final yapmış. Belki bizde uzayabilir veya eklemeler yapılabilir ben çok isterim devam etmesini. 

Yiğit- Deniz ve Tuna-Deniz aşkını izlemek isteyenler olarak ikiye ayrılmış bir izleyicisi var dizinin. Ben YiDen'ciyim  (Yiğit-Deniz) Bakalım YiDenciler mi yoksa Tudenciler mi mutlu olacak :) Ama kim ne derse desin boş-  Koreden gelen bir karar vardır :))




Yiğit'in Deniz'i tanıyamamasına çok kızıyor izleyici ve bu durumu anlayamıyor.
Bende 10 yıl aradan sonra aynı sırayı paylaştığım sınıf arkadaşımı (Kİ ben bu kızla 8 yıl aynı sınıfta okudum) tanıyamamıştım.  Kız beni tanımış seslendi .. baktığımda tanıdık bir yüz göremiyorum ama biri bana bakıyordu. Sonra yanıma geldi gözlerinden tanıdım. Gözdeki ifade hiç değişmemiş:) Yiğit Balcı'yı en iyi ben anlarım. Ama Yiğitcim kişi ne kadar değişirse değişsin tek değişmeyen GÖZLER! Benden sana tavsiye -- Gözlere odaklan  tanı artık şu kızı !:/


 *  *  *





İrem Yiğit'e aşık oldu Şuan çıkmazda. İrem'e kızıyorum ama diğer yandan da anlayabiliyorum. Kız Aşık :/ Ama yine de İrem'i sahalardan alın Tuna'yla takılsınlar bizde rahat rahat Yiden'i izleyelim. :)


7. bölümde Gökhan Alkan Yaşar'ın Divane şarkısını söyledi. Gökhan daha öncede birçok kez sahneye çıkmış şarkı söylemiş, şan dersi almaya da devam ediyormuş. Belki birgün sürpriz yapar ve bir albümle çıkar karşımıza.  Sesi ve yorumu gerçekten güzel ve izleyicide beğenisini sosyal medyadan belirtti. Gökhan için bu dizi çok iyi oldu. Oyunculuğunu, Yeteneğini, kendini gösterdiği  bir proje Seviyor Sevmiyor. 

Gökhan ''Yakışıklıyım'' deyip kendini kamera önüne atanlardan değil. MSM 'den (Müjdat Gezen sanat merkezi) eğitim almış, Tiyatro yapmış. Yani oyuncu olmak için yola çıkmış. Fiziği BEN MODELİM dese de adam OYUNCU ;)

     *   *   *

Sizde diziyi izlerken benim gibi bazı sözleri not alıyor musunuz? Kulağa küpelik güzel sözler var.

Örneğin; Sevdiğin acı veriyorsa bırakmasınıda bileceksin

*Deniz'in Yiğit'e söylediği : Kendinizi akıntıya bırakırsanız mutlu olabilme şansınız daha yüksek.   Evet belki kayalıklara çarpabilirsiniz öyle bir risk var ama korkmamak lazım. Sonra  kayalıklara çarpmayayım derken bir gün bir bakıyorsun hiç birşey yapmamışsın. koskocaman bir hayat uzun ama bomboş. Birgün dönüp geriye baktığında pişman olursun.

* Herkesin  herkesle şansı olabilir.

* Karşılıksız çekten betersin be karşılıksız aşk. Kimseyede şikayet edemiyorsun. Alacaklı değilsin ki.  Yankısı olmayan ses gibi.. Seviyorum diye bağır cevap yok. İnadınamı girer insan çıkmaz sokağa?  Ya çıkarsa? Piyango mu bu? Amortisi olsa bari. Kalbin cayır cayır yanıyor ateşin başına gelen yok. Aradığınız aşka şuanda ulaşılamıyor. E sil o zaman kalbinden.. Çiz üstünü, Karala gitsin. GİTMEZ!


    *   *   *
Dizi başta kendini sevdirmiyor ama sonrasında bağımlı hale geliyorsunuz benim gibi.  Herkes kendinden birşeyler bulabiliyor. 
Kullanılan müzikler diziye bağlanmamızı sağlayan etkenlerden biri.  90'lı yıllarda  hit olmuş, birçoğumuzun hayatında izi olan (Ben o zamanlar çocuktum pek bir izi yok ama yine de etkiliyor) şarkıları duyunca kumandayı elimizden bırakıyoruz. Yalan mı? yalansa söyleyin:/

Aslına bakarsanız daha çok şey yazabilirim ama tadında bırakmalıyım. Gerçi fazla uzun oldu tadı kaçmış olabilir. Ben yine yazarım siz bunu bir okuyun da önden :)

SEVİYOR SEVMİYOR her pazar Atv ekranlarında.. İzleyin ;)



   



............................

Hiç yorum yok: